26 Şubat 2011 Cumartesi

AKMAZÇEŞME NO:4 BEŞİKTAŞ

Bu fotoğraflar , 2 haftadır hazır, yazıyı bekletiyorum. Bir türlü vakit bulup, kendimi toparlayıp yazacağımı yazamadım.  Aslında yazacak çok şey var. Burası dedemin Beşiktaş'ta oturduğu evdi. 25 sene kiracıydı bu evde. Bina tahta, ve sanırım 70-80 senelik bir bina. Anneannem 82 'de , dedem'de 98'de vefat etti. Kronik bronşiti vardı. Her kış bronşiti başladığında hasta olduğu için bizde 2-3 ay geçirirdi, 2-3 ayda İsviçre'de teyzemin yanında kalırdı. Bronşitten dolayı, kalbide yorulurdu. Gece gündüz öksürürdü. Bazen kalbi güçsüz kalır, hastaneye yatardı. Doktorlarda hep bu sene kurtulması zor derlerdi. Ama dedem kuvvetli bünyesiyle 83 yaşına kadar yaşadı. Son sene , Teşvikiye'de ki evimizde yanımızda 1 sene kaldı. Evin içinde gece- gündüz hırıltılı bir nefes, ve bir sabah kalktığımda o ses yoktu....
Ben o bir sene boyunca bu evi Atölye niyetine de kullandım, o zaman 24 yaşındaydım. Ama dedem vefat edince, Teşvikiye'de ki evde oturamadık. Annem , Beşiktaş'ta ki bu evi de, boşaltamam. Sen ihtiyacı olan birilerini bulup evi dağıt dedi. Dedem , anneannem vefat ettikten sonra bu pencerenin önünde ömrünü geçirdi diyebilirim. Çiçeği yoktu tabii, ama radyosu vardı. Kuşlara yem verirdi. Bu ev tam Beşiktaş Kültür Merkezinin karşısında, eski Mıstık Sineması. Yolun diğer ucunda da Yıldız sineması vardı. Camın önüne saat 5'te oturur, sabah işe gidenlere selam verir, hayırlı işler derdi, akşamda hoşgeldine oturur, sokak sakinleştikten sonra, erkenden yatardı. Eski ahçı olduğu için çok güzel yemekler yapardı. Hemen altta ki dükkanda bir bakkal vardı, benim çocukluğumda,hem arkadaşıydı hem de evsahibi, unuttum şimdi ismini. Her öğlen yemek pişirir, çayda saatinde çayda yapardı ,camdan uzatırdı tepsiyi. Melisa kadarken ya kapının önünde ki merdivenlere otururduk beraber, ya da sandalye çıkarır otururduk. Ben de bakkal amcanın kapıya fırlatıp attığı gazoz kapaklarını biriktirirdim. Bazen bakkala girerdim, buzdolabının kenarına attıklarını da toplardım. Sonradan rahmetli olunca, dükkanı elektrikçiye kiraya verdiler.
Ben dedemde kalmaya gitmeye bayılırdım. Tam çarşının ortasında olduğu için, içeriye doluşan insanların sesleri, karşıda kokoreççi, yanında dönerci, onun yanında kuruyemişçi, onların tam karşısında iki büfe, onun yanında pastane, sabahları kürt börekçi... Sabahtan başlardık, ben istemeden o alırdı. Börek, kokoreç, sosisli sandviç, döner, çikolatalı puding, evde de pişirirdi bazen, kıymalı börek, pilav, hoşaf, kuzu pirzola, sovanlı çoban salata, çayına da doyum olmazdı.


Taş merdivenlerden çıkınca, kahverengi ahşap kapı karşılardı bizi, anahtarı, tatlı kaşığı büyüklüğünde... Beyaza boyamışlar şimdi.


Tam benim durduğum yerde, yine koyu ahşap kahverengi, aslan başlı ayakları olan oyma bir yemek masası vardı. 6 tane tonet sandalye ve kasanın olduğu yerde de tel dolap. Kafesli kapı yeni takılmış, demir kapı vardı. Tavan aynı, kapının üstünde ki göz göz pencerelerde olduğu gibi duruyor. Yerler ahşap ve üzerinde muşamba vardı, laminant parke kaplamışlar. Solda ki ilk oda oturma odasıydı. O basamaktan inip çıkamazmışım, dedem her gittiğimde hatırladırdı bana..." Hey gidi günler hey, evlenecek kız oldun....şu basamaktan inip çıkamazdın." sonra... " Bugünde akşam oldu.... bugünde bitti... bugünü de yedik, bitirdik."
"Dede neden öyle söylüyorsun, daha öğlen olmadı..."  Daha küçücükken , dedemde ölüm korkusunu hissetmiştim.

Holde  durduğum yerden çektiğim, arkada ki yatak odası.Sol tarafta iki kişilik yatak ve sağ tarafta camın kenarında uzun çekmeceli bir şifonyer. Adamın oturduğu yerde de benim bebeklik arabam vardı. Büyük tekerlikli , lacivert, beşik niyetine de kullanılan. İsviçre'den dönerken getirmişler, dedemde vefat edene kadar halen saklıyordu. Bana çok düşkündü. Bunu her gittiğimde bana doyasıya hissettirirdi. Hatta annemin, babamın sevdiğinden daha çok sevdiğini düşünürdüm. Bana bazen " Ah kızım sen olmasan ben ne yaparım " derdi.
Holde durduğum yerden oturma odasının görünümü. Camın kenarında bir divan, hemen kapının sağında bir divan vardı. Karşı duvarda vitrin.
Anılar çok güzel. Bu evi dedem öldükten bir yıl sonra görmeye gittiğimde, yine bir Cafe yapmışlardı. Evin içine girmiş olmak beni, çok ağlatmıştı. Hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Dükkan sahipleri çok üzülmüştü. Bu sefer gittiğimde, Cafe yeni el değiştirmiş, bir ay olmuş. Onlarla da sohbet ettim. Aslında isterdim, dedemin oturduğu camın önünde bir kahve içmek ve o pencereden dışarıya bakmak, pencereyi kaldırarak. Ama yüreğim dayanmadı. Bir daha ki sefere.....

Dedecim!
Seni çok özledim, o gün hiç ağlamadım, çünkü sen uzak ülkelere tatile gittin benim için.  Ben seni hep yanımda hissediyorum. Rüyalarımda bazen sık sık, bazen ara ara, evin içinde dolaşıyorum, seni ziyaret ediyorum, sana yemek getiriyorum, okula giderken uğrayamadığım için, akşam dönerken gelip, anahtarla içeri girip, sen uyurken yanağına yine öpücük konduruyorum. Sonra eve dönüyorum. ....................

21 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim belli ki deden seni çok seviyor ve gurur duyuyormuş ve şimdi sen de onu ne kadar çok sevdiğini ve gurur duyduğunu anlattın,eminim seni duyuyor ve hissediyordur.Uzaklarda da olsa:)
Bence sevinmelisin ki dedenle böyle güzel anıların kalmış onunla uzun zamanlar geçirebilmişsin ,bense böyle birşeyi hiç yaşamadım ,ikisi de ben bebekken uzaklara gitmişlerdi:(

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Natalicim, evet çok severdi beni. Bunları yazarken yanımda hissettim onu:(
Uzun zaman geçirmek iyiydi, ama herşey hafızamda olduğu için üzüntümden fazla oldu. Anneannemle ilgili çok fazla anım yok, çünkü çok fazla birlikte değildik. Yaşamamış olmak mı, yaşamak mı ... karar veremedim.

Leylak Dalı dedi ki...

Ne güzel, ne duygulu, ne hüzünlü bir yazı bu Zeynepcim. Hele dedenin fotoğrafları. Ne mutlu ki birlikte güzel zamanlar geçirmişsiniz. Ben birini 3 yaşındayken kaybettim, diğeri de uzakta yaşardı pek yakın olamadık. Mekanı Cennet olsun ve anısı hep sizlerle kalsın...

Burcu dedi ki...

anılar insanı düşündükce tekrarlatıyor yaşadıklarımızı çok güzel dile getirmişsin dedenin ve yaşadığı o evin sizin için değerini...sevdiğin ve sevildiğin çok belli sevgili Zeynep :) mekan-ı cennet yolu ışık olsun sevgiler...

Anne ve Bebisi dedi ki...

Cok huzunlu ama cok da guzel bir hatira&yazi. Allah rahmet eylesin.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Sevgili Leylak DAlı,
Diyorum ya anılarla yaşamak bazen hüzün veriyor, eski orada bir adım geri de duruyor. Evde orada, her an elimin altında. İşin garip yanı, artık ev niyetine kullanılmıyor. İstediğim zaman girip oturma şansım var o pencerenin yanına.

Burcucum; birde sadece dedemin evini anlattım, babaannemin kurtuluşta ki evi var daha. Babaannem henuz sağ şükürler olsun, burada ki evini satıp bandırmaya taşındı. hepimiz bütün torunlar, çocuklar çok üzüldük, anılarımız ne olucak diye.

Anne ve Bebişi, yaşadıklarımı güzel bir yazıyla dile getirebildiysem ne mutlu bana. Halbuki ifade zorluğu çeken biriyim.

mügepolat dedi ki...

Düşlerin Rengi, şuan bu yorumu yazarken gözümde inceden bir yaş yanağıma süzülüyor. Çok güzel bir yazı,çok duygulandım. Kendi dedemi, köydeki evi, ölümünü, yaşadıklarımızı hatırladım. Aslında onlar ölseler bile bizim anılarımızda yaşıyorlar. Elimizden gelen onları sevgiyle anmak ve dua etmek. Allahım tüm ölmüşlerimizin mekanını cennet eylesin, günahlarını bağışlasın inşallah...

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynep nasıl güzel bir yazıydı bu...Boğazım düğüm düğüm okuyup, gözyaşlarıyla bitirdim.
Güzel anıların olması dedenle en büyük miras bence ondan kalan.
Deden nasılda huzur içinde uyuyordur sen arkasından onu bu kadar güzel andıkça...
sevgimle

francesca mckennitt dedi ki...

Bu ne kadar güzel bir şey. O evin değişmiş de olsa hala yerinde olması harika. Ben olsam çıkamazdım oradan herhalde :) Babaannem Fatih'e her gidişinde, gençliğinde yaşadığı evin yerindeki apartmanları görüp üzülüyor mesela. Böylesi daha kötü :)

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, ne güzel anlatmışsın. Evin için gözümün önüne geldi yazdıklarını okurken. Film izler gibi oldum. Deden evin içinde dolaşırken sende civciv gibi peşinde dolaşıyorsun hayalimde... Dedem öldüğünde 10 yaşındaydım. Hep dua ederdim, "Allahım, bir kere daha göreyim dedemi, sarılsak birbirimize, sonra tekrar yanına al" derdim. Allah rahmet eylesin herkesin dedesine :(

hüznün tadı dedi ki...

Çok güzel bir anı yazısı olmuş.Hepimizi anneannelerimize dedelerimize hayal meyal hatırladığımız o eski evlere taşıdı. Ellerine sağlık.

elmalı kurabiye dedi ki...

Zeynep hanım,yazınız beni çok etkiledi.Ne günler geçmiş o evde,okudukça gözümde canlandırmaya çalıştım.Böyle bir yapım vardır zaten.hep geçtiğim yerlerde önceden yaşanmış hikayaleri hayal etmeye çalışırım.
SEVGİLERLE...

deep dedi ki...

ne güzel bi yazı bu.

Buket dedi ki...

AH Zeynep , mahvettin beni:( yazın beni çok hüzünlendirdi,ağlattı..belki kendi dedem ,ananemin aklıma gelmesi,belki hayatın zaman karşısında yenilip bir anda anlamsız oluşu,belki de sırada bizim oluşumuz..bende 4 yıl önce ikisini kaybettim,evlerinin önünden hala geçemiyorum..

Çılgın Mevdoş dedi ki...

akşam akşam bitirdin beni ya nekadar duygulandım anlatamam birden postu okurken dedemi ne kadar özlediğimi anladım benim dedem de köydeydi şimdi gidemiyoruz oraya .allah rahmet eylesin.

Sihirli Günce dedi ki...

Ahh bir fena oldum şimdi.Nasıl da güzel yaşanmış bir hayat.Yaşanmışlıklarla dolu bir ömür.Bende babaannemi çok özlüyorum.Mekanları cennet olsun....

sine'mden dedi ki...

sevginin böyle hissedilip,hissettirilmiş olması çok değerli :) hep güzel anılar bırakmış sana ne güzel,huzur içinde yatsın...

evimin dekoratörü dedi ki...

Seni ne kadar sevmiş dedecin, Allah rahmet eylesin. Çok duygulandım...

inci çiçeği dedi ki...

hüzün ve bir o kadar da özlem dolu bir yazı, dedene allah rahmet eylesin....

CEPAYNASI dedi ki...

ne güzel anlar,anılar...
çok etkilendim...

Oglak Kizlari dedi ki...

Çok ağladım ben okurken.
Allah rahmet eylesin.

Dedesi vefat etmiş anne Çiğdem