17 Mart 2011 Perşembe

KÜRK MANTOLU MADONNA - TOULOUSE LAUTREC

Herkese merhaba. Kısa sürdü biraz ama benim için epey uzundu. Meğer ne kadar çok yer kaplıyormuş hayatımda paylaşmak. Kucağımda özenle meyve taşıyormuşumda bir süreliğine bir masanın üzerine bırakmışım gibiydi. Haber alamamak ne kadar kötüymüş. Bazı zaman bloğuma girebildim, takip ettiklerimi okuyabildim, ama yorum yazamadım, engel imkan vermedi. Bazı zaman hiç birşey göremedim. Bir çok DNS ayarı değiştirdim, ama olmadı. Tam umudumu kesmiştim ki, güzel haber geldi. Bu arada epey şey oldu tabi.  Kısa kısa paylaşacağım ama, öncelikle beni derinden etkileyen bu kitabı paylaşmak istiyorum. Sizlerde görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

Hayalimde ki değil, ama evde Maria'ya  en çok benzeyen objeydi.

Bu kitabı okurken gözümünden önünden geçen sahneler, Toulouse-Lautrec'in resimleriydi. Onun sahnelerinde kilerin herbiri Maria'ydı benim için. Raif'te herhalde sahnenin kenarında oturan centilmenler. Kitapla bağdaştırdım bu ressamı. Acaba Sabahattin Ali'de bu ressamın resimlerini görüp etkilenip, bu romanı yazmış olabilir mi....
 Kitaptan bazı notlar ;

....Beyaz yatak örtüsünün üzerinde birer küçük beyaz kuş gibi duran ellerini tuttum ve onlarla oynamaya başladım.
....Mektuplarının beni bulabilmesi için her mektubumda, üzerinde kendi adresim yazılı bir zarf gönderecektim. Çünkü onun Arap harflerini yazmasına , ne de bizim Havran'daki posta memurlarının Latin harflerini okumasına imkan vardı.

Değişik bir hayat hikayesi olan Lautrec hakkında bahsedersek :( alıntıdır)

Henri de Toulouse-Lautrec


Henri de Toulouse-Lautrec, (d. 24 Kasım 1864, Albi - ö. 9 Eylül 1901) Fransız ressam.
Aristokrat bir aileden gelen Henri de Tolouse-Lautrec'in; resim konusundaki büyük yeteneği henüz çocuk yaşlarda, çizdiği karikatürlerle belli oldu. Akraba evliliğinden kaynaklanan bir nedenle, ne olduğu saptanamayan genetik bir hastalığın yarattığı kırılgan kemikler yüzünden, 1878 ve 1879 yıllarında acı veren bir tedaviyle boy uzatma çabaları sonucu; her iki bacak kemiklerinin kırılmasıyla kısa boylu kaldı.

Moulin Rouge'da Lautrec


Sakat kalmasıyla; annesi ondaki resim yeteneğini keşfetti. Babasından göremediği desteği annesinden alan Lautrec, klasik anlayıştaki resmi değil, "poster" temeline dayanan ressamlığa yöneldi. Seçimi onu başarıdan başarıya götürdü, ünü bütün Paris'e yayılan Lautrec'in posterleri duvarlardan kapışıldı. Henüz 17 yaşındayken denemelerinin sayısı 2400'ü bulmuştu. Emile Bernard, Van Gogh gibi ressamlarla tanıştı, empresyonist akıma kapıldı. 1894–1897 yılları arasında Avrupa’yı dolaştı, bir çok sergi açtı. Ancak gerçek ününe, Moulin Rouge müzikholünü anlatan resimler yaparak kavuştu. Babasıyla olan geçimsizliği ve engelli halinin verdiği bunalımlarla alkole sığınan sanatçı, genelev çalışanlarını çizmeye, giderek, geneleve yerleşip orada yaşamaya başladı. Frengi hastalığına tutulan Tolouse-Lautrec, genç yaşta öldü.

Yatakta adlı eseri, 1893


Henri de Toulouse-Lautrec'in, henüz ölmeden Louvre müzesinde yer almaya hak kazanan ilk ve tek sanatçı olduğu iddia edilir.


11 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim ben de senin gibi blogla mücadele veriyorum şu anda açık şaşkınım!!!
Ne güzel anlatmışsın ,kitapla ressamı özdeşleştirmen hoşuma gitti,söylediklerine katılıyorum.Kitabı ben çok sevmiştim ve etkilenmiştim.Unutulmaz bir eser...Ayrıca Lautrec de hayran olduğum ressamlardandır.Sevgiyle kal...

Burcu dedi ki...

gerçekten de ilginçmiş ressamın hayatı :)
ben de pazartesi kaybettim blogumu bloglarımı ama bugün kavuştum :) çok sevindim Zeynepim gerçekten benim gibi evde olan biri için çok yeri var hayatımda :) alayım ben de okuyayım bu kitabı sevgiler...

Buket dedi ki...

Zeynepcm ,nihayet kavuştuk:) Bu kitabı daha okumadan önce sana demiştim hatırlarsan..çok iyi,analitik bir kitaptır.S.Ali'nin en güzel kitaplarından biri.insanın arada geriye dönüp yeniden okuma ihtiyacı duyduğu bir kitap..

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, Kitabı çok güzel anlatmıştım. Yorumlarda hoşuma gitti. Bende heveslendim okumak için. En kısa zamanda bende okuyacağım...

Meyra dedi ki...

sonunda kavultuk sesini duymak çok güzel zeynepcim:)) kitaba imrendim sanatla uğraşan her insanın hayatı renkli ve orjinaldir tabiki okunmalı seçim süper, not ettim bende;)

özlemköse dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
özlemköse dedi ki...

Zeynep Abla,
Seni okumak o kadar keyifli ki belli başlı şeylerde ortak yaşantılar bulmak hele, çok anlamlı. Erkek arkadaşım bu kitabın en sıkı hayranı hatta Almanya'ya gitmişti öykünün ruhunu yakalamak için..Belki sen de aynı keşfe çıkarsın..
Öpücüklerimle

Deli Anne dedi ki...

Önce şükür kavuşturana.. ben de o dönem bir kaç kez geldim gittim , yorum bırakamadım.. bıraktığımı sanarken uyarı ile karşılaştım.. şükür geçti..

ve o kitabı çok merak ettim ama alsam da bir heves okuyamıyorum hiç şu sıra:(

Elifinelizi dedi ki...

Canımsın artık öyle meraktaydımki
dns ayarlarını değiştirerek girebildiğim için böyle bir çözümün bulduğunu düşünmüş ama post uzun süre paylaşımda bulunmayınca merakıma yenik düştüm.
İlginç bir hayat hikayesi , tabi seni daha çok çekmiştir resimler ve eserler
Bu arada seni Cumalıkızığa götürmeyi çok isterim . Eğer olurda bir gün buralara düşerse , düşmesede özel olarak gelirsende eminim güzel bir gün geçiririz.

MAVİANNE dedi ki...

ben de bu kitabı ne çok sevmiştim
aynı duygularla
sevgilerrrrrr

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

çOK ŞÜKÜR KAVUŞTURANA, BU AYARLARLA BUGUNDE YAZABILIYORSAM, DEMEK BUNDAN SONRA SORUN OLMAZ..

SEVGILER HEPINIZE.