10 Nisan 2011 Pazar

SABAHAT TEYZE VE FİNCANI.

Annemi,  cumartesi günü , uzun zamandır görmediğimiz , çocukluk arkadaşı Sabahat Teyze'ye götürdüm. Vapur sefası ve tramvay yolculuğundan sonra Çapa'ya vardık. Sabahat teyzeye gitmek, onu görmek  beni hep hüzünlendiriyor. Erken yaşta evlenmiş, ve ardından çocukları olmuş.  Çook seneler önce Sabahat Teyze annemi bulup, Teşvikiye'de ki evimize geldiğinde, perişan bir şekilde acılarını tekrar tekrar anlatıyordu. Geçirdiği hastalıkları, ağlama krizlerini, gözyaşlarını, çocuklarını ... Gözünden artık yaş gelmiyordu. Çünkü tükenmişti.
Daha hiç anneme detay soramadım senelerdir. Sadece dün gördüğüm resimlerden anladığım , kendinden biraz yaşça büyük varlıklı bir eşi olduğunu. Uzun zaman önce, Sabahat teyzenin kızı, oğlu ve eşi, trafik kazasında ölmüştü. Evlerinin bulunduğu cadde üzerinde sanırım o zaman Fındıkzadede yaşıyorlardı. Bir tır ya da kamyon, o an içinde oldukları arabaya çarpmış ve evde camdan bakan Sabahat teyzenin gözleri önünde yok olup gitmişlerdi. Detay yok. Anlatamam, soramam, dinleyemem, duyamam bile. Dün bile uğultu bir şekilde ,sesini duyuyordum. Dinlemiyordum. Evin her tarafında nereye bakarsanız bakın, onlara ait fotoğraflar. Halen acı o günki gibi evin içinde dolaşıyor. Birşeyden keyif almak mümkün değil, ne zaman bitecek bu ziyaret ne zaman gideceğim buradan diye düşünüyorum sadece. Cenaze evini ziyarette bile bu kadar acı çekmezsiniz.
Yine bir ara annemle konuşurlarken," nasıl bir acı bu tahmin edemezsin", dediğini duydum... Nasıl teselli edilir ki ... Ne denir ki... Karşısında gözlerimden yaşlar gelicek, tutuyorum kendimi, bırakmak istiyorum, tutuyorum... Yok hiçbir şey yok söylemeye... "Allah'ım bir tanesini bağışlamadı bana" dediğini duydum en son.
Bir de " kimse derdim var demesin" dediğini... Şükretmek lazım...

Kardeşim Murat'ı sordu, annem söylemeye çekiniyor, evlendi dedi. Çocuğu var mı dedi, kızı var 6 aylık dedik. İnanamadı. Halen çocuk hali geliyor gözünün önüne dedi. "Sabahat teyzecim bak ben 37 yaşındayım artık" dedim," Murat 35". "Doğru kızım Oğlum  ( ismiyle ) yaşasaydı  elli... yaşında olacaktı....."
Kızı üniversiteyi bitirip, nişanlanmış, oğlu da yine üniversite bitirip, askere gidip gelmiş, hayata adımlarını atacakken... İsimleriyle bahsederken, inanın isimlerini bile duymuyordum, bana uğultulu sesler geliyordu... ve Sabahat teyzenin sakinlik içinde ki ses tonu ve o şişmiş gözleri... Evde hiç fotoğraf çekemedim, o sıkıntıları fotoğraf makinemin içine alıp, buraya getirmek istemedim.
Kahve zamanı geldi, ben kafeine ara verdiğim için içemedim.  Çok güzel fincanlarda kahve içildi, Osmanlı tarzı porselen kahve fincanlarla.  Sonra , annem bu yukarıda ki fincandan bahsetti, "bana bir tane vermiştin ben halen onu kullanıyorum" dedi. 6'lı bir takımı en sevdiği arkadaşlarına dağıtmış. En son kendine ayırdığını bana verdi. Benden sana bir hatıra olsun dedi..... Fincanla eve geldik.

20 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

çok ama çok acı...biz de Fındıkzade de oturuyorduk. Kızılelma cddesinde. O yüzden mi nedir çok etkilendim. Allah sabırlar versin demekten başka çare yok.
Sevgilerimle

Leylak Dalı dedi ki...

Hakikaten çok acı, görmediğimiz kapıların ardında bilmediğimiz ne dramlar yaşanıyor. Allah sabır versin...

Nedret dedi ki...

Allah yaşama gücü versin. Dünyanın en zor durumlarından biri. Tam aklımda sıkıntılı bir fikir vardı ki bu yazını okudum. Boş verdim hemen. Şükredek ne kadar çok şeyimiz var.

Buket dedi ki...

ah zeynep, insan bir taraftan sevdiği insanların acılarını paylaşmak,duyarsız ve yalnız olmadığını göstermek istiyor ama diğer taraftan da kendini de acılardan uzak tutmak istiyor. ( ya da ben böyleyim ) o insan için ne kadar zor..

içimizdeki karnaval dedi ki...

Çok acı dolu bir hayatı olmuş Sabahat hanımın , allah sabrına sabır eklesin..
Fincaların çok hoş muş.

Ayla dedi ki...

Bende duyamam, dinleyemem ve dayanamam.Allahım sabır versin Sebahat teyzeye ne acıdır kimbilir.Allah evlat acısı yaşatmasın hiçbirimize:(

Meyra dedi ki...

kimbilir bu fincanın dili olsa sana daha neler anlatacak..hakikaten insanlar türlü türlü acılar yaşıyor yine ayakta demekki en güçlü varlık bizleriz ama bunun farkında bile değiliz..benim bile boğazım düğümlendi sulugöz biri olarak okurken bile etkilendim zeynepcim..Allah sabır versin Sebahar teyzeye..

MAVİANNE dedi ki...

çok acı bir olay
Allah kimseye yaşatmasın
nasıl durulur bu acıyla
sabahat teyzeye Allah sabırlar verisn
yıllarca bu acıyla yaşamak :((
bu kahve fincanları çok özel
mısır çarşısında bir mağazada satılıyordu çok beğenmiştim
umarım keyifli kahveler içersin canım

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Fincanı görür görmez beni çekti ve yazını okumaya başladım Zeynepcim , ama çoook hüzünlendim...Gerçekten ne acılar var,ne dertler var bizlerse bazen ne kadar önemsiz şeyler için dertleniyoruz...
Beterin beteri var diye boşa söylenmemiş:(

hüznün tadı dedi ki...

Hüzünlü yazın benide derinden etkiledi. Sabahat hanımı ne teselli edebilirki. Çok zor.

hepsusluydum dedi ki...

Çok üzücüymüş gerçekten.Allah hiç kimseyi böyle sınavlara maruz bırakmasın..Sevgilerimle Zehr@

Deli Anne dedi ki...

Hayat Zor! Kimine göre daha da zor!

New York'tan dedi ki...

Allah hic birimize bu aciyi yasatmasin, yasayanlardada sabir versin, ne denir baska..

tülin dedi ki...

Hayat böyle bir şey..Acı ve tesadüflerle dolu.
Çocukluğum Şehremini nde geçti.
Fındıkzade yaz akşamları sinema,semt pazarı demek,ninemle çifte kavrulmuş lokum ve gazoz alıp parka gitmek demek.
Sanırım Sebahat Hanım ın acı hatırasının olduğu zaman diliminde oralardaydık :(( Sağ olsaydı ninem hatırlardı.Yazınızdaki hüzün insanın içini acıtıyor.
Allah hiç kimseyi acılarla imtihan etmesin.

colette dedi ki...

Ben bu posta yorum bırakmıştım :( dönüp kontrol edince göremedim.Fincanlar ve öyküleri bana çok ilginç gelir.Yıllardır kahve fincanı toplarım,nedeni de babaannemle dedemin mangalda kömür ateşinde usul usul pişirdikleri kahvelerini yudumlarken yaptıkları mırıl mırıl sohbetlerdir...Hikayen acıymış ne yazık ki,beni hüzünlendirdi ama hayat bu herkese adil davranmıyor ki...

Sihirli Günce dedi ki...

Çok hüzünlü bir hayat yaşamış Sabahat teyze.İçim burkuldu okudukça.Nasıl bir ağrıdır..Şükretmek lazım ve de sabır dilemek.

Çılgın Mevdoş dedi ki...

SABAHAT TEYZEYİ OKURKEN BİLE HÜZÜNLENDİM AMA YAŞADIKLARIMIZLA HAYAT BİZİ BİR TÜR SINIYOR SANIRM GİTMEKLE ÇOK İYİ YAPMIŞSIN CANIM ZOR OLUYOR AMA KAÇMAKLA DA OLMUYOR Kİ DİNLEMEK TE LAZIM ONLARI .
FİNCAN HARİKA

Tuna dedi ki...

Çok hüzünlü ve çok iç acıtıcı.
Büyüklerimiz boşuna dememiş ''Ferah kahveleriniz olsun''

Didem Yazici dedi ki...

Ne acılar yaşanıyor dünyada... Önemli olan yaşama sevincini kaybetmemek...
Fincanda çok zarif. Güzel günlerde keyifli, ferah kahvelerin olsun Zeynepcim :)

Burcu dedi ki...

içim gitti içim acıdı resmen okurken :( melanları cennet olsun tarifsiz bir acı malesef...
fincanını da güle güle kullan :) çok anlamlı bir hediye sevgiler cnm :)