23 Mayıs 2011 Pazartesi

Eskiz yaparken başladı.

Ben bir yandan defterime eskiz yaparken, annem televizyonda bir ilimizin belgeselini izliyordu. Yöresel yemekler, ovalar, dağlar, tepeler, köy hali, tarlalar, evin dışında yakılmış ateş, ekmek yapan kadınlar. Hatırlamıyorum şimdi, hangi ilimize aitti. Birden anlatmaya başladı. Bende söylediklerini ders dinlermiş gibi not aldım o farkında olmadan deftere.

Dedemin köyü Safranbolu
Babasını, rahmetli dedemin hatırasını, ona anlattıklarını anlatmaya başladı . Dedemin annesi 5 yaşındayken vefat etmiş, ve üvey anneyle yaşamak zorunda kaldığı için, ona babaannesi bakmış. Dedem hatırladığı bayram gününü anlatırmış anneme her aklına geldiğinde, bayramlarda, ve yine televizyonda böyle görüntüler gördüğünde, köyünü özlediğinde. Anlatma sırası hep aynı...
Yufkayı fırınlarlarmış, tepsiye parça parça bölerlermiş, bütün hindiyi haşlar, suyunu bu yufkaların üzerine döker, hindi etlerini de üstlerine ve fırına koyup pişirirlermiş. Üzerine tereyağ biber dökerlermiş. Dedem tavuk ve börek çok severdi. Ama bayram sabahları , bunu bile gözü görmez, koşa koşa Ovacuma'ya bayram yerine inermiş. Ben daha oraları göremedim maalesef.

Dedemin dayısı , İstanbul'da Tophane'de aşçıymış. Dedem 1915 doğumlu diye hatırlıyorum, dayısı da herhalde 25 yaş daha fazla olsa, yıl 1922 civarı herhalde. O dönemlerde evlere yemek yapıp, sefer taslarında dağıtıyormuş. Kim alır ki, catering hizmeti o dönemde. Bu konuyu araştıracağım. Evlere yemek dağıtan bir yerde yemek yapıyormuş dedi annem. Dedem, dayısının İstanbul'a döndüğü bir gün, arabasının arkasına saklanmış ve onunla birlikte İstanbul'a gelmiş. Dayısına sürpriz yapmış. İstanbul'a vardığında dedemi gören dayı, onu geriye gönderememiş.  " Üvey annemden kaçtım "demiş. Dayısının yanında çıraklık yapmış. Hiç okumamış, okuması yazması yoktu. Ben ilkokula gidip, okuma yazma öğrendikten sonra, dedeme bir defter ve kalemle , birşeyler öğretirdim, öğretmenlik yapardım. O da canına minnet yanında oturup onunla ilgileniyorum diye her dediğimi yapardı.

Yıldırım Gürses'den daha yakışıklı dedem benim

Annemi İsviçre'ye gönderdikten bir kaç sene sonra, fotoğraf çektirip göndermiş, yazı yazdırmış arkasına...


Sonra kendisi de aşçı olmuş. Onun da dükkanı Tophanedeydi. Keşke sağ olsaydı da kendi anlatsaydı, tonton dedecim. Hep," İstanbul'da  Tophane gibi yerde büyüdüm, ama ne sigara, ne uyuşturucu gibi alışkanlığım oldu" diye övünürmüş. Annem de Bedri Rahmi Eyüboğlu ya da Eren Eyüboğlu 'yla ilgili bir haber duysa, ya da resim görse, hemen dedemin Tophane'de ki dükkanında Eren Eyüboğlu için, öğlenleri  patates haşladığını söyler. Çok inceymiş, ekmek, pilav yemiyormuş, sanırım şekeri varmış. Izgara et ve 2 patates yermiş. Salı pazarında oturuyorlarmış o zaman, annanemlere komşu. Oğulları  Mehmet Eyüboğlundan da bahsederdi annem, aynı yaştalarmış. 1938 doğumlu. 2 sene önce vefat etmiş. Annem " çok ağladım duyunca, hatıralar gözümde canlandı " dedi. Aynı yaşta birininde vefat etmesi yaşlıları biraz zorluyor.

Sonra döndü Melisama, " ah  Melisa'yı göremedi. Görseydi nasıl severdi "dedi... İçim burkuldu, bizi nasıl sevdiğini anımsadım. Kıyamazdı , annem bize kızsa bağırsa , ağlamaklı olur gözleri sulanırdı, şimdi alıp gidicem çocukları derdi. Öldüğünü kabul edip ağlamayınca, şimdi hatırladıkça acısı çıkıyor...
Ne zaman Anadolu köy yerlerinden görüntüler görsem, hep 1920'lere kadar gidip, tüm anlatılanlar, görülenler, duyulanlar, 1997'e kadar bu şekilde aklıma dizilirler....

8 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

sabah sabah bit yumru takıldı boğazıma... Dedenin hikayesi o kadar güzel ki, mutlaka derlenbmeli topasrlanmalı diye düşündüm... O yıllarda evelere yemek dağıtmak ilginç ötesi Mutlaka araştırmalısın..Bir de yaşla ilgili galiba annenin izlediği tazrz programlara bayılırım:))
sevgimle

Selin Ergeçer dedi ki...

O kadar güzel yazmışsın ki canım,inan sabah sabah hikaye gibi okudum,çok hoşuma gitti... Allah rahmet eylesin,toprağı bol,mekanı cennet olsun...Gidenleri çok özlüyoruz,elden ne gelir ki...İyi,mutlu bir hayat yaşadığını bilelim bize yeter...

Defne Soysal dedi ki...

Deden mutlu yaşamış, torunlarını görmüş, senin hatıralarında yaşıyor. Nurlar içinde yatsın.

meyra dedi ki...

tonton deden melekleriyle uyusun..Mücadeleci ve bol hatıralarıyla dolu hayatından bir sürü anı bırakmış sizlere..Ölenler iyiyse ki şayet daha fazla özleniyor zeynepcim..

MAVİANNE dedi ki...

ne kadar güzel. hayat hikayeleri hep ilgimi çekmiştir. gerçekten de çok yakışıklıymış deden. mekanı cennet olsun canım
aşağıdaki fotoğrafklara bayıldım

Sihirli Günce dedi ki...

Fotoğraf ve arkasındaki yazı ne kadar manidar..Allah rahmet eylesin....

francesca mckennitt dedi ki...

Ne güzel bir yazı bu.. Sizin, eskilere dair yazdıklarınızı çok seviyorum zaten; Beşiktaş'taki evi hatırlıyorum hala:)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

o güzel yorumlarınız için teşekkür ediyorum. ben biraz geçmiş zamanlara düşkünüm, hiç unutmam. sizlerde yazsanız ne güzel olur.