15 Mayıs 2011 Pazar

GALATASARAY OKULUNDAN SEVGİLERLE ...


Sınıfların dıştan görünüşü
Sabah erkenden kalktık kahvaltımızı ettik ve kura için okula doğru yola çıktık. Bazen heyecan bassa da, kader, kısmet, ben üzerime düşen görevi yaptım, dedim. Eğer alın yazısında varsa olucak, yoksa olmayacak. Daha fazla ısrarlı istemenin anlamı yok. Bugün hava epey ısınmış, orada beklerken anladığım tek şey buydu.
4100 kadar kişi ön kayıt yaptırmıştı. 50 kişi alınacak. Bu kurada torpil hiçbir şekilde sözkonusu değil. 2 tane 25 kişilik sınıf oluşturuyorlar ve herkesin gözü önünde toplar dönerek çekiliş yapılıyor. Türkiye'de torpilin geçmediği tek devlet okulu. Okulun bahçesinde herhalde yaklaşık 10000 kişi vardı. Güneş tepemizde.
Toplar bazen bir tanesi düşmüyor diye, tekrarlanan çekilişler ve 4000 'in üzerinde olan rakamlarla sanırım 2 saat ayakta bekledik orada. İzlemeye gelenlerin ve kurada çıkanların sevinçlerine ortak olmakta güzeldi.  Bir de okuldan çıkışta da problem oldu. O kadar insan, hemen çıkamadı. Bizde döndük, okulun içini gezip, neleri kaçırdığımızı bir görelim dedik. Gerçi, ilkokul Şişli deydi. Lisede bu binada okuyacaktı. Şans ilk çekilişte bize gülmedi, gerçi haftaya cumartesi günü tekrar çekiliş olabilir. Hani kayıt olmak istemeyip, fikrini değiştirip, bu şansı elinin tersiyle itmek isteyen olursa, geriye kalanlar için bir şans daha var.

Öğrencilerin giriş kapısından girdiğinizde sizi bu duvar karşılıyor. Hüzünleniyorsunuz. Hatta Sevgili Buket Uzuner, oğlunu ön kayıt için bu okula getirdiğinde bu duvarı görüp, Gelibolu romanını yazmaya karar vermiş, bunu bir söyleşisinde anlatmıştı. Çok duygulanmıştım. Ama yerinde görmek, insanın tüylerini diken diken yapıyor. Milli duygularınızı ön plana çıkarıyor, ve bu okuldaki çocuklar, hergün bu duvarın önünden geçerek sınıflarına gidiyorlar.

Bu koridorlar çok büyüleyici


Galatasaray hatırası.

Galatasaray'da işimiz bittikten sonra, planımız Sevgili Buket'le buluşmaktı. Ama her zaman ki gibi, Melisa sıcağın altında ayakta bekleyince , huysuzluğu tuttu. Tuvaleti geldi, karnı acıktı, yeni aldığımız topuyla oynamak istedi. Gezmek istemedi. Bu arada bende aceleden, otoparkta ya da arabanın içinde telefonu düşürmüştüm. Plana göre , Tüyap otoparkına yerin dibine aramızdan birinin gidip cep telefonunu alıp geri dönmesi ve gezmeye ya da buluşmaya devam etmekti. Ama kimsenin hali kalmadığı için, eve geri dönmeye karar verdik. Babamız , Melisa'nın açlığına dayanamıp, Bağdat caddesin de birşeyler atıştırmayı teklif etti. Evde bir yandan açım diye ağlayan bir çocuğun yanında, başarılı bir yemek yapmak pek sözkonusu olmuyor.
Sonrasında eve döndük, hemen yatıp uyumak isteğimiz vardı. Babamız saat 3 gibiydi yattı. Bende Melisa'nın teker teker isteklerini yerine getirdim. Evin için istop oynadık, sonra yeni aldığımız alıştırma kitaplarından birini yaparken, ben masada uyuya kalmışım." Anne uyuyorsun, nasıl uyuyabiliyorsun, başın yastıkta olmadan :)"  Güneş bizi bitirmiş. Melisa her ne kadar dirense de zorla onu da yatırdım. Ben 2 saat, melisa 3 saat, rekor babamızda o da 4,5 saat uyudu.


11 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim sağlık olsun Dideme de yazdım her işte bir hayır vardır...
Belliki heyecanınız , güneşin de enerjinizi almasıyla birleşmiş yorgunluktan mahvolmuşsunuz.Eh! yaz geldi galiba , önümüzdeki günler hep böyleee;)))
Bu arada Melisaya elbise çok yakışmış !

hüznün tadı dedi ki...

Melisa inşallah başka güzel okullarda eğitimini tamamlar. Üzülmesin hiç.

özlemköse dedi ki...

Canım Zeynep Abla, içimden dua etmiştim ama olmamış ama öncelikle ilkokulu üç kademe birleştirilmiş sınıflarda süpürüp sobasını kendimiz yaktığımız köy okullarında okumuş bir öğretmen çocuğu, sonra da bir psikolojik danışman olarak söyleyeceğim şu ki Melisa'nın sağduyulu ebeveynlerden ve iç başarı kavramının dış başarı kadar önemli olduğunu gözeten yetişkinlerden başka bir şeye ihtiyacı yok. Bu söylediklerim de sende fazlasıyla mevcut..Öpücüklerimle

mon clementier dedi ki...

umarim girer :)fransizca ogrenir ve cok basarili olur melissa :)

Meyra dedi ki...

belki ikinci çekilişte şansı yakalar kimbilir Zeynepcim..Melissa nasılda yakışmış okulun şanına;)

Deli Anne dedi ki...

Hayırlısı olsun Zeynep'im.. zor bir ihtimal.. secret'in alasını yapmak lazım bunun için.. Bir de şunu duymuştum ben: eskiden direkt liseye geçiş yapabiliyordu girenler, şimdilerde arada çok uçurum olduğu için sınava tabi tutuluyormuş çocuklar illa ki..

Aybige-Kedi Defteri dedi ki...

Mektebime gitmişsiniz, özlemişim yüksek tavanlı upuzun koridorlarını. Çok güzel sekiz yıl geçirdim o okulda, karakterim orada şekillendi. Mezun olduktan sonraki ilk birkaç yıl ayrılmak o kadar koymuştu ki kedi gibi dönüp dolaşıp kendimi yine koridorlarında, bahçesinde buluyordum. Umarım Melisa kazanır, o da tadar o keyfi.

OYA dedi ki...

oraya girmek güzel olabilirdi ama üzülmesin.yine iyi bir eğitim alır inşallah..

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, kuzularımız akıllılar. Anne-baba olarak bizler çocuklarımızla ilgileniyoruz. Eminim okul hayatlarıda başarılı olacaktır.

Buket dedi ki...

Zeynepcim , o sabah saat 10 sularında aklım sizdeydi.ben bile heyecanlandım ki sizi o anı yaşarken düşünemiyorum.Ama daha ne yapacaksın ki, sıkma canını.o yorgunlukla bir de çocuk varken buluşamazdık.artık biz de buluşuruz :))

deep dedi ki...

mimin var bende.