16 Haziran 2011 Perşembe

İSTANBUL KAZAN, BİR KEPÇE :)

Şu an, bütün fotoğraflar birbirine girdi, bazıları Faisal'ın makinasında, çünkü ben bir gün makinamı evde unuttum, bir günde şarjı bitti. Günler koşturmaca içinde geçiyor. Evin içinde 3 tane kız ve bir bebek. Onların yıkanması giydirilmesi, bakımları, kavgaları, birbirlerine şakaları, durun, yapmayın, etmeyin, sessiz olun koşuşturmayın demekte çok yorucu. 3-4 ya da daha fazla çocuğu olan bir ailenin durumunu şimdi daha iyi anlıyorum. Hele onların annesi olan kadını. Herkesin bu tecrübeyi 1-2 gün yaşaması lazım. Biz 8-10 kuzen yazları babaannemin evinde toplanırdık. Babaannem hep , ben bu evin içinde ...şu kadar çocuğu idare ediyordum derdi. Bulaşık makinası her gün iki kere doluyor ve boşaltılıyor. Çamaşır makinası daha hiç boş kalmadı. Evin hergün süpürülmesi gerekiyor. Ev sürekli dağılıyor. Buzdolabının kapısı hiç bu kadar çok açıp kapanmamıştı. Bunları şikayet olarak anlatmıyorum, tecrübelerimi paylaşmak istedim. :)

Hele Melisa'nın istekleri hiç bitmiyor . Anne dondurma alıcakmısın...  alıcam... ne zaman.... sonra..... anne sonra oldu mu.... daha olmadı ben sana haber vericem.... anne dondurma... melisa sorma ben sana haber vericem.... anne..... melisa... anne..... melisa lütfen..... anne ( bu sefer diliyle dondurmayı gosteriyor.:)) bir çok defa cinnetin eşiğine geldim.

İkizlerde Aunty Zeynep diye isteklerine başlıyorlar. Bizim resmimizi yaparmısın, ne zaman yapıcan.... vakit bulunca yapıcam.... vaktin yok mu .... görüyorsunuz daha hiç oturmadım..... sen ne yapıyorsun peki :) .....
Ben bütün gün dışarda dolaşıp eve gelip, siz oturup dinlenirken, direk mutfağa girip makinayı boşaltıp, yemekleri hazırlamaya başlıyorum , topluyorum, çamaşırlar asılıyor, mutfak alışverişine markete gidiyorum, siz yattıktan sonra saat 11-12 arası da oturuyorum. :) Tabi bunları demedim onlara. :)
Ama gerçekten eğer evinize misafir davet edecekseniz, bütün bu detayları düşünmek gerekiyor. Hiç oturmuyorsunuz. İyi bir tecrübe oldu benim için, bu arada tabii ki İstanbul'u gezmek en büyük hediye, ve yapma etme derken fotoğraf çekebilmek mucize.....

Bu kızlar çok az ve yavaş yiyorlar,  fazla yeme gibi bir şansları yok çünkü mideleri minici. Hele Melisa'nın hızına yetişmeleri imkansız. Sofrada Melisa yemeğini bitirip, anne söyle eğer yemeyeceklerse yemeklerini ( özellikle Pilav) ben yiyebilirim. :) ...Kendi cipsini bitirip, sonra onlarınkinden de yiyebilir miyim, ya da bebeğin çubuk krakerinden almak istemeler, hiç biri olmazsa anne dondurma, anne acıktım tost, portakal suyu, sonrasında tabii ki kağıt helva( bunlar bir anda boğaz gezisinde oluyor) Kızlar annesine şikayet edip duruyor. Kendi paketini bitirip bizimkinden de istiyor, lütfen izin verme, sonra aralarında böyle dedikodu yaptılar, ben de yakaladım onları... :)Melisa'nın umurunda değil. ...Kızım bak kimbilir seni ne gibi görüyorlar utanmıyormusun....
umurumda değil.... ama ayıp yaptığın...      umurunda değil yeterki ağzı boş kalmasın.
peçete ver
su ver
tuvaletim geldi   
cinnet böyle birşey işte. :))))

Kırk yıl düşünsem böyle bir senaryo kuramam ve hemen o anda aklıma gelip söyleyemem.
3 kız her akşam aynı yatakta yatıyor. Şakalaşıyorlar, örtüler çekiliyor, yastık savaşı, yanlışlıkla saçlarına basıyorlar, birinin dirseği birinin karnına geliyor, ve ve ve....
Sonra ikizlerin enerjisi bitiyor, uyuya kalıyor, bizimkisi kalkıp anne tuvaletim geldi, yarın dondurma alıcan mı, beni çok seviyorsunuz di mi, Zohayı çok kucağınıza aldınız ama, vs. vs.... Ben sizin odanıza gidiyorum ritüeli her akşam devam etti. Geçen akşam bu esnada İkizler uyandılar, Aunty Zeynep diye sorulara başladılar ardına, neden bizim yanımızda uyumuyor, ama biz onu çok seviyoruz, tercüme...Melisa açıklıyor, çünkü ben rahat uyumak istiyorum, ya da onlara sarılarak uyumak istiyorum, ama onlar sıkılıyor. Tercüme ... tamam istediği yatsın, bizim için sorun değil....
Melisacım üzme lütfen...hadi gel buraya...

Anne , ne yapayım yani onlar istiyor diye öleyim,
Atatürk gibi Dolmabahçe sarayında huzur içinde yatayım mı.:)))

Bunlar da boğaziçi gezisinden bir kaç fotoğraf.



20 yorum:

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, ne yorucu !
Hiç bana göre değil. Ben küçükken bizim eve Yugoslavya'dan akrabalarımız gelirdi. En az 15 gün kalırlardı. Ev çok şenlikli olurdu çocuklar için. Ama biz misafirlerle gezmezdik. Onlar gezerdi, annem evde yemek hazırlardı, işlerini hallederdi. Sende 1-2 gün gezmeye ara verebilseydin keşke. Bu kadar yorulmazdın...

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Biz küçükken yurtdışından halam çocukları ile gelir ev aynı senin anlattığın durumda olurdu hele ki o zaman ev küçük , yataklar yerlere seriliyor , çocuklar yastık savaşında , dışarı çıkılacak tuvalet sırası,giyinme ,koşuşturma derken kapının önünü nasıl bulurduk , bilmiyorum.Tabi biz küçüğüz birşey anlamıyoruz ama annemim halini senin anlattıklarından sonra daha iyi anladım:)))Zeynepcim sen çok yorulmuşsun ama güzel bir deneyim olmuş keşke şu tatilinize misafirlerden sonra gitseydiniz:)

Didem Yazici dedi ki...

Melisa'nın ilk fotoğrafı ve Atatürk'le olan fotoğrafını çok beğendim. Prenses sarayda huzur içinde yatmasın sakın :) Bilmiş cimcimeyle tartışılmıyor, her söze bir cevabı var maşallah :)

Deli Anne dedi ki...

Valla heal olsun Zeynep'im.. ne insancıl ne iyi bir kadınsın bugün bir kez daha anladım.. Ben cesaret edemezdim herhalde.. hele yemek vs işinden en çok.. Kolay gelsin canım.. ama çok özel bir deneyim yaşatıyorsun çocuklara.. çok özelsin bu sebepten bir kez dhaa.. Öperim:)

severim deliyi dedi ki...

ben bir ailenin tek çocuğuyum..küçükken bu durumdan çok memnundum.hatta bir keresinde annem hamile kalmıştı ve ben istemiyorum kardeş diye yırtınmıştım.ztn o da düşüp gitmişti annemden...ama ne zamanki üniwersite çağıma geldim,işte ozaman yalnız olduğumu hissettim..bütün arkadaşlarımın ablaları,ağbileri araken ben kuzenleri arayıp sizde beni arasanıza dedim..ne çok isterdim en azından bir kardeşim olsun.şöyle benden bir kaç yaş küçük erkek bir kardeş..yada kız farketmez...ben hep kalabalık ailelere özendim......aaaaa niye bu kadar içlendim şimdi bilmem..neyse bitti :)

Adsız dedi ki...

Canim okurken yoruldum ama yine de keyifli... Melisa'ya cok guldum en cokta dondurmayi diliyle gosterdigi ana... Her seye ragmen cok guzel...Resimlere de bayildim ben genelde evde bu kadar cok cocuk varsa hepsine gorevler veriyorum, iyice gaza getirtiyorum yatagini en guzel kim toplayacak, kim sunu yapacak, kim bunu yapacak gibi... Sevgilerimle. Kiraz.

Meyra dedi ki...

İlahii Melissa yani sen git kızların pilavına bile göz dik seni gidi obur:)) çok tatlı annesi ama bu tatlılıkla cinnet geçirtebiliyor çocukluk bu olsa gerek:) yanlız okurken ben bile yoruldum seni düşünemiyorum Zeynepcim allah sabır versin ne diyeyim;) iyi hafta sonları..

neval dedi ki...

ayy ne zor.Allah kolaylık versin.misafirlerden sonra lazım bir tatil .

Çileksuyu Sibel dedi ki...

okurken ben yoruldum enerjine sabrina hayran kaldim:) allah kolaylik versin.ben misafir sevmiyorum,hale cok uzun yatili,cocuklu falan.ne kotuyum di mi,gelirlerse bir an once gitsinler falan isterim ben:(

Tuna dedi ki...

Zeynepcim,çok zor bir iş dorusu ama Melisa için harika bir deneyim.Cesaretini kutlarım.Kolaylıklar dilerim.Bu gidişle tatilden işe gidince oh diyeceksin sanırım :)) sevgiler.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Tunacım merhaba. Melisa için bir arkadaşlık başlangıcı olucak. 10 sene içinde, her iki taraf için. Tıpki, Faisal'la benim arkadaşlığım gibi. bugün işte 800 tane birikmiş mailimi okurken hiç yorulmadım...:)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Çileksuyu sibel, bende şu andaki evdeki huzurun değerini anladım.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

merhaba neval, onlar gelmeden önce tatile gitmiştim :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

bu akşamda pilav yemedi,rejime başlamış, kilo vermeye çalışıyormuş :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

merhaba kiraz, bende sofrayı kurdurdum. Kim yardım edicek dediğim anda, hepsi ben götürücem kavgası yaptı. Hele Melisa , onları daha çok seviyorsun galiba, en çok onlara taşıttın dedi....

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

bizde 2 kardeşiz, 10 kuzeniz, aynı uzaklıkta sayılırız birbirimize, bir farkı yok kuzenlen kardeşin.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

deli annem, senin yansıman o bende gördüğün. :) bende öptüm seni.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

didemcim, iki haftada epey bir büyüttü kendini, laflarını cevaplarını bir görsen....

babaannemin evinde 8-10 torun olurduk her yaz. ve derdi ki , ben bu kadar çocuğu bu evin içinde nasıl idare ettim biliyor musunuz derdi... şimdi onu daha iyi anlıyorum

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

natalicim, benim bu yaşadığım tecrübe gerçekten farklı bir tecrübeydi. Onlar gelmek istediğinde, hiç aklımdan nasıl altından kalkarım diye düşünmedim bile.

francesca mckennitt dedi ki...

Misafirler gelince biz İstanbul'u daha çok geziyoruz değil mi:) Ama hakikaten o kadar çocukla uğraşmak zor, haklısınız.