24 Ağustos 2011 Çarşamba

BİR BAŞKA DEFTER !

Çalışma odam, salonda ki çekmecelerim , kutuların içi, kitaplıklar, mutfak  .. her yerden günlük, not defterleri, çizimler, kağıtlar çıkıyor. Farkında bile değilim ne kadar çok olduklarının. Bir boşluğum olsa, hepsini bir araya toplasam. O kadar dağınığım ki. Salonda ki çekmecelerin birinde birşey arıyordum, bu defter geçti elime. Bir yazımda " il Postino " filminde geçen replikleri yazmıştım. O sırada bu defteri çıkarıp , o notları bulup paylaşmıştım sizlerle.

                        Bu defter 23 Nisan 1996 tarihli. El büyüklüğünde minik bir defter.

Bu sayfasını okuyunca tekrar hüzünlendim. Babam benim doğumgünümü unutmuş, ben de ona bu mektubu yazmışım.
Yüreğinde hissedeceksin sende.
Duyduğun zaman günün tarihini,
Eline aldığında gazeteyi....  diye devam ediyor.

O dönemde annemle sürekli tartışıyorduk ki, babama doğumgünümü bile hatırlatmamıştı. Ayrıca, onunla bir sahur vakti yaşadığımız bir kavgayı, tüm ayrıntılarıyla yazmışım.

Bir iki şiirimin taslağı...

Kız - Erkek isimleri.... hani ilerde çocuğum olursa diye not almışım... Defne, Yaprak, Şirin, Ege, Ateş....

                                                   Modern sanat tarihi kitabından notlar;


Oscar Kokoschka : Ruhsal anlatıma özen gösteriyordu. Bütün resmi parmaklarıyla boyar ve portrede ki saçları tuvali tırnaklarıyla kazıyarak yapardı.



Picasso der ki " Kübizm, diğer resim okullarından farklı değildir. Aynı prensipler , aynı unsurlar hepsinde birdir. Kübizm'in uzun zaman anlaşılmamış olarak kalması, hatta bugün bile onun içinde görülecek birşey bulamayan insanların bulunmasının, hiçbir önemi yoktur. Ben İngilizce anlamam. İngilizce kitap benim için boştur. Bununla birlikte bu, İngilizce dilinin olmadığı anlamına gelmez. Öyle ise ben tanımadığım birşeyi anlamazsam, suçu başkasının üzerine yüklemek neden ?"

Bu çok önemli bir söz ve bunu hayatımın her döneminde hatırladım.


Sevgilimle ( eşimle) bir telefon konuşmasının ardından, yazdığım bir mektup. Çok kızmışım ona, konuşurken bilgisayarla oynuyormuş, bana ilgisiz davranmış. 7 küçük sayfa öfkemi kusmuşum.:)

Natalicim, bu defterde seninle ve eşinle ilgili de 6 sayfa yazı var. :) Sonra bir ara paylaşmak istiyorum seninle :)

Her ay okuduğum kitapları yazmışım.1997 Ocaktan itibaren.
Her ay ki harcamalarım...
Her ay alınacaklar listesi , yapılacak işler listesi...

24 sayfa Cuma günü, cuma günü, cuma günü....... takılmış plak gibi. Neden yazdığımı hatırlamıyorum, tek hatırladığım çok öfkeli olduğum.

ve eskizler, motifler....     


18 yorum:

Didem Yazici dedi ki...

"Ben nasıl unuturdum ki kızımın doğumgününü" demişsin. Kızın olacağın o an içine doğmuş demek ki :)
Ne güzel notlar alıyormuşsun Zeynepcim, blog gibi :)

Elifinelizi dedi ki...

yazmak kendini anlatmak ne güzel bir duygudur aslında. bir nevi dertleşircesine karalamışsın defterine . dönüp baktığında o günlere unutmaman gereken iyi , kötü bir çok şeyi sana tekrar yaşatan minik defterler. şimdilerde ne sıklıkla yazıyorsun merak ettim :D

Çılgın Mevdoş dedi ki...

BENDE ESKİLERİ KARIŞTIRIP BÖYLE NOTLAR ULUNCA ÇOK DUYGULANIYORUM.ESKİ GÜNLERE GİTMEK O GÜNLERİ HATIRLAMAK GÜZEL BİR DUYGU .DUYGUSAL KARDEŞİM BENİM.KISACASI YAZMAK ÇOK İYİ.

hüznün tadı dedi ki...

Öfkeyi boşaltmanın en güzel yolu yazmak değil mi?

Buket dedi ki...

çokduygusalsın zeynep, çok çabuk kırılabilir gibi geliyor yüreğin..umarım böyle duyarsız insanlara rastlamazsın..

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Canım Zeynepcim seninle ne kadar benzeşiyoruz,buna benzer defterler bende de mevcut kimi duruyor , kimi gitmiş...
Ama yazmanın gücünü hep bildik,kızgınlığımızı kağıda döktük , sevincimizi de, beyaz sayfalar bize sırdaş oldu,bizi sakinleştirdi:)
Demek ben de varım defterinde , ne onur.Teşekkür ederim.
Babana kızdığın yazı da çok anlamlı.
Yazmaya devam...kağıtlar çeker bu yükü,kalemler destek verir:)
Sevgi dolu ve duygulu kalbin hiç değişmesin...

cafenoHut dedi ki...

Ne güzel bir post olmuş bu yine... Benim de var böyle bir kutum, eskiye ait ne varsa, lisede tuttuğum günlük, erkek arkadaşıma yazdığım mektupların kopyaları, onun bana yazdıkları, kardeşimden gelenler, notlar, derslerde yaptığımız saçma sapan çizimler... Ne zamandır açıp bakmıyorum onlara.. Özendim şimdi.. Bir de yazarken aklıma geldi bu günlerde neden hiç birşeyi saklamıyorum, ya da saklanacak hiç mi değerli bir şeyim yok, bu günlerden bana anı sadee blogda yazdıklarım kalacak herhalde:)
Picasso hakkında yığınla kitap okudum bir zamanlar, bunu sözlerini unutmuştum ama okuyunca hatırladım tekrar. Ne güzel söylemiş...

Şimdiden iyi bayramlar dilerim sana ve tüm ailene...

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

didemcim, evet sanki içime doğmuş. gerçi hep rüyamda da görürdüm. mavi gözlü sarı saçlı bir kız çocuğu :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

elifcim, artık cok fazla yazmıyorum, sadece notlar alıyorum, eskizler çiziyorum, kesip kopartıp biriktiriyorum. tutamıyorum kendimi. ve mektup yazarak dertleşiyorum, içimi döküyorum, ve o mektupları saklıyorum mail kutumda. Kiminle diye sorarsan, en çok didemle :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Çılgın hn. Merhaba.

sormayın nasıl duygulanıyorum anlatamam, cok ıclenıyorum. cok mutlu seyler yazmamısım hep dert yazmısım.
belkı sızde bır gun paylasırsınız bızımle

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

hüznün tadı, evet öfke, nefretin en güzel ifade yolu yazmak...
butun notlarım bu sekılde.
şiirlerde ask ve sevgi dolu

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

buketcım, sen çok derinden anlamısın beni...
cok karsılasıyorum bu tur ınsanlarla, ve anlayıp bu yonumu cok kullanıyorlar. ozellıkle ıs yerınde oluyor.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

natalicim, uzun yıllar birlikte çok paylastık, birbirimizden cok etkilendik, biliyorsun sen benim öğretmenimdin, bana kalem tutmayı , cızmeyı , resım yapmayı ogrettın.
cok opuyorum seni.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

sevgili nohut, cok merak ettım o kutuyu, bızımle paylasırsın bır ara.. neler cıkacak kımbılır neler...
sevgiler...

Kokosss ;))) kelebek dedi ki...

O kutular acildimi bir hüzün kaplar beni hızlı gecen zamanami yasanmamis hayatlarami nelere üzülsem bilemem hep hele yaşlanma korkusu ;)) icim
Tuhaf oldu postunuzu okurken çok duygulandim takipteyim artık sevgiler;)

zero dedi ki...

Zeynep ben bu yazından çok etkilendim. neden bilmiyorum diyeceğim. biliyorum aslında... defterlerim benim için de çok önemli. bazen aklıma "ben öldüğüm zaman, herkes bu defterleri karıştıracak, ben şimdi bu kadar kendime saklarken" diye düşünceler geliyor. ama yine de yazıyorum, kendimi defterlerden sakınmayı asla düşünmedim. en garibi de böyle yıllar sonra bir defteri ele geçirmek... benzer bir şey bana da oldu geçenlerde. bir defterimi çekmecenin öyle diplerine, en derinlerine atmışım, adeta saklamışım ki, içindekileri açıp okuduğumda neden onu kendimden bu kadar uzağa attığımı anlayabildim. Ve o günlerdeki duygularım, yaşadıklarım bana o kadar üzücü geldi ki, o zamanların artık geçip gitmiş olduğuna çok sevindim. Hani bir karabasandan uyanıp çok şükür bitti demek gibi... Dedim ya, ben bu yazından çok etkilendim...

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Zerencim, aynı duyguları paylaşıyoruz. Karabasan defterlerimde var benim. Ama şimdi bakıyorum onlara, ve ne kadar boşmuş herşey diyorum. Öyle karabasanları artık yazamıyorum. Defterlerime, genelde çizim yapıyorum, onlarla ifade ediyorum kendimi, geleceğe de sıkıntı taşımamak için, kötü anıları zamanın boşluğuna , ya da uzayın derinliklerine gönderiyorum.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Sevgili Kokoş, aslında yaşlanmayı çözmek kolay bir kavram. Ruhu yaşlandırmayalım ve inan ki, 15 yaşındayken neysen bence 70 yaşında da o olacaksın, daha daha genç olucaksın, neden dersen, o yaşa geldiğinde daha da olugunlaşacak ve dert etmemeyi öğrendiğin için, seni yaşlandıracak fazla yükün olmayacak. Sen yeter ki bedenin'e iyi bak. 60'ından sonra yüzlerimiz yaşlanmaya başlayabilir, ama o zamanı da yaşamanın güzelliğini bekle, derim.