28 Ağustos 2011 Pazar

MEVLEVİ SEMA GÖSTERİSİ..



Dün akşamın büyüsünden henüz kurtulamadım. İçimi ısıttı ve halen sıcak tutuyor. Hocapaşa Kültür Merkezinin içi de çok güzel hazırlanmış. Toplam süre ; 1 saat. Birinci bölüm, Tasavvuf Müziği Konseri.
İkinci bölüm, sema töreni.
İçerisi son derece sakin, ve sessiz. Gösteri başlamadan önce gürültü bile yoktu. Türk çok az vardı. Turistlerde bence bilmedikleri ve müslümanlıkla ilgili bir gösteri izleyecekleri için sanırım biraz tedirginlerdi. Ben yüzlerinden bunu okudum. Tek kelime etmeden bekleştiler.

Gösteri öncesi, sessizlik ve fotoğraf konusunda ikazlar yapıldı. Bunu bile sözle değil pankartla yaptılar. Lütfen alkışlamayın!


İçerisinin huzurunu bu birkaç fotoğrafla gösterebiliyorum. Ama görmek değil, hissetmek gerekiyor.
Sizi derinden etkileyen, taa hücrelerinize giden yolu bilen o müzik çalmaya başladı. Ben normalde tasavvuf müziği sevmem, ama o atmosferin içinde dinlemek daha başkaydı.


Sema : Evrende , atomlardan güneş sistemine, vücutta dolaşan kana kadar herşey dönmektedir. Sema, ruhun olgunlaşarak birliğe ulaştığı ve Tanrı'ya doğru yaptığı manevi bir yolculuk, bir ibadettir. Bu yolculuktan sonra tekrar hayatına ve insanoğluna hizmet etmeğe döner. ( Fotoğraf; broşürden)

Semazen, nefsinin ölümünü temsil eden özel bir kıyafet giyer. Sikke, mezartaşını, hırka mezarını, tennure de kefeni temsil eder. Semazen meydana girerken elleri omuzunda çapraz olarak bağlıdır. Bu haliyle elife benzer ve Hakk'ın birliğine şehadet eder. Semaya başladıktan sonra sağ el yukarı sol el aşağı aşağı dönük olacak şekilde  kollarına iki yana açar. Bu " Hak'tan alır halka saçarız, kendimize birşey maletmeyiz" manasına gelir. Semazenler aynı gezegenlerin hem kendi çevrelerinde hemde güneşin etrafında döndükleri gibi, hem kendi çevrelerinde dönerler,hem de meydanı devrederler.
Sema insanı gerçek varlığa ulaştıran bir araç ve bir can sarhoşluğudur.
Bu yazıyı broşürden aldım. Aslında tüm yazıyı buraya yazmak istedim, çünkü bütününü anlamak lazım. Müzik grubuyla semazenlerin arasında ki bağlantıyı. Şeyh ve semazenler... Kur'an-ı kerim'le ayin sonra eriyor.

Semazenleri tek tek inceledim. Nasıl bir huzur içinde ve kendilerinden geçmiş şekilde ayinin içindeydiler. İzlerken olgunlaştım, ve aşkı yeniden tattım. Gözlerimden yaş gelmek istiyor, nefesimi tutmuş vaziyette, heyecanla o eteklerin havada süzülüşünü, ayakların hareketlerini, ellerinin şeklini, neredeyse nefeslerini içime kazıdım. Yüzlerinde ki boşluk ve rahatlığı görmenizi isterdim. Neredeyse 45 dakika , aralarda selamlarda birkaç dakika durmak üzere döndüler.

Mevlana demiş ki ; Sema'a girdin mi , iki dünyadan da dışarı çıkacaksın; sema'ın şu alemi, iki alemden de dışarıdır.

Gösteriyi girmeden önce, bugünün hatırasına bu iki eşarbı aldım ve magnetsiz olmaz...Kırmızıyı annem beğendi, ben maviyi. Kırmızı boynumda olarak gösteriyi izledim. Her taktığımda bu ayini üzerimde taşımak istiyorum.

Canım istedikçe gitmek isterim, ama çok pahalı. Grupanya %50  avantajından faydalanarak 25 tl' ödedim bir kişi için. Ama keşke daha çok yapan olsa, ve daha ucuz olsa . Sema gösterisi yapan İstanbul'da bir burası , bir de Galata Mevlevihanesi var, diye biliyorum.

11 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim çok iyi yapmışsınız,ruhun arınmıştır.Benim de böyle bir gösteriyi izleme şansım olmuştu:)
Fotoğraflarını çok beğendim,gören göz neler yakalıyor...Magnet ve eşarplarını da güzel günlerde kullan!
Açıklamalar için de ayrıca teşekkürler...Öptüm seni!

tülin dedi ki...

Bir Yunus Emre yi anma töreninde izlemiştim semayı ilk kez.Aklımın,ruhumun derininde bir yerde huzur ve vazgeçiş olarak kaldı.
Yazınla hatırladım bu sabah.

Tuna dedi ki...

Dünkü ve bugünkü yazılarını zevkle okudum.Teşekkürler.keşfedene ve bakmasını bilene İstanbul böyle bir şehir işte.Fotoğrafların da çok güzeller.Ben de Galata Mevlevihanesine gitmiştim bir kez.Aynı sükunet orada da vardı.Etkileyiciydi.Çoğunlukta olan turistleri ve sema sırasında eskiz yapan iki kişiyi anımsadım.Kışın başında restorastondaydı,bitti mi bilmiyorum.
Zeynepcim sana ve ailene mutlu bayramlar dilerim.Sevgiler.

laleninbahcesi dedi ki...

Galata Mevlevihanesi restorasyondaydı uzun süredir.
Hiç izlemedim. Bu fırsat bana da gelmişti, bin pişman oldum almadığıma....
iyi bayramlar diliyorum, size ve ailenize

hüznün tadı dedi ki...

Yine güzel fotolar ve yine güzel bir anlatım.
Mutlu bayramlar diliyorum.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Natalicim, sema esnasında flaşsız fotoğraf çekebilseydim, daha neler yakalardım ama, yasak dediler ya, benim elim gizliden bile olsa makinaya gidemedi. Herşeyi zihnime kazıdım..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

tülincim, ne mutlu bana, sana o anı tekrardan hatırlatmışım.
sevgiler

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Tunacım, Galata mevlevihanesine de gitmek isterim, bu son olmayacak sanırım, çünkü tekrar isteyeceğim.İstanbul'u yaşamaya doyamıyorum. Keşke daha fazla gezme şansı olsa. Haftasonları hapisten çıkmış gibi hissediyorum kendimi, bütün gün ofis içinde ya da mecburiyetten sanayi bölgelerinde, bu şehre acıkıyorum.:)
Size de iyi bayramlar.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Lale hanım. Bu fırsat tekrar gelirse, size mutlaka hatırlatırım. ben de sizlere iyi bayramlar diliyorum. sevgiler..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Hüznün tadı, anlatımımı beğenmenize sevindim. çok özentisiz ve çarçabuk yazdığım için biraz yazı dilinde oluyor, ben pek beğenmiyorum , ama dışardan öyle gözükmüyorsa sevindim.


iyi bayramlar diliyorum bende sizlere.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Hüznün tadı, konuşma dilinde yazıyorum diyecektim, yorgunluktan yanlış yazmısım.:)