11 Ağustos 2011 Perşembe

MİNİK TAZMANYA CANAVARI

Uzun zamandır, Melisa'nın olaylarından bahsetmiyorum...

Dün akşam,
" Anne Erdinç'i çağıralım, çok özledim, mutlaka görmem lazım bugün onu, yoksa nasıl uyuyacağım" " Hayır Melisa olmaz, yatma vaktin yaklaşıyor" biraz ısrarla mücadeleden sonra.
" Anne o zaman yürüyüşe çıkalım, çok sıkıldım" 
Hemen hazırlandık, dışarı attık kendimizi. Oturduğumuz yerde öyle mağaza falan yok, yanlış anlamayın, sadece marketler var. Ama belki anneannesine gitmek ister,düz ayak, caddenin bir tarafından gider sonra diğer tarafından geri döneriz diye hayal ederken....

" Anne , sana birşey söyleyeceğim ama kızma,  bana küçücük bir çikolata alır mısın? "
"Ah. Melisa beni bunun için mi çıkardın dışarı, az önce dondurma yedin , olmaz. "
 " Ama anne canım çok çekti, minicik lütfen. "
Sonuç olarak markete gidip , minik bir çikolata aldık, paylaşarak yedik ve geri döndük, ve ben dışarı çıkana kadar oyuna geldiğimi anlamadım .

Bu akşam söz verdiğim gibi Erdinç'i davet ettik. Birlikte dondurma yedikten sonra PS oynadılar.


Melisa koltuğun tepesinde..

Erdinç'i çok seviyor, seviyoruz. Ama Melisa her ayrılırken, sarılıp sırtına pat pat yapıp sonra, omuzlarından öpüyor Erdinç'i. Çoook seviyor. :)

İlkokula başlayacak olmanın heyecanı var bu aralar Melisa'da. Sürekli gelecekti okul yaşantısından bahsediyor. Şimdiden bizi uyarıyor.
" Bakın okul başladıktan sonra ben odamda ders çalışırken, gelip beni rahatsız etmeyeceksiniz"
" Okula giderken gereken malzemeleri almayı sakın unutmayın. Defter, kalem, kalemtraş, çöp."
 " Çöp ne kızım"
" Çöp işte, neden anlamak istemiyorsunuz, alıcaksınız okula götüreceğim"
sonradan anladık ki, çöp tenekesi istiyormuş.
Kalemlerini içine açmak için... ama okula değil, eve almaya ikna ettik :)

Nereden gördü, öğrendi bilemiyorum, bizden çalar saat istedi. Sabahları uyandıracakmış, ve üzerine basıp durdurup ondan sonra kalkacakmış. Ikea'yı gezintimiz esnasında edindik bir tane. Sabahları o saatle uyanıyor ve bazen sadece basıp durduruyor, uyanmazsa 5 dakika sonra tekrar çaldığında arkasından kapatıp kalkıyor. ve sooon moda ,
"bende sizin gibi kendim duş alıcam. Artık büyüdüm, lütfen bana karışmayın. Ne istersem yapabilirim" demeye başladı.
Sabah saat çalıyor, Melisa alarmı kapatıyor, duşa giriyor, bornozuyla birlikte yatağına uzanıyor ve
" Anne bugün ne giyeceğim, jimnastik günü mü yüzme günümü"
Jimnastik günüyse tayt, yüzme günüyse elbise. Rahat etsin diye.
Hatta yüzme gününde, arkası önünü rahat bulsun diye, önü resimli külot.  :)

Saçı yapılırken, ben büyüdüm, saç benim nasıl istiyorsam modeli öyle yapılsın, sen karışamazsın diyince, ben böyle sabahları kendisini hazırlıycam diye cebelleşirken, tokatı suratına yiyiverdi. Benim içim , canım daha çok acıdı ama, en azından durması gerektiği yeri , eski yöntemlerle öğrendi diye düşünüyorum.


Çok hareketli bir kız, ben onu  Tazmanya canavarına benzetiyorum, hani çok hızlı hareket eden bir yaratık var ya.
Daha içeri girer girmez geçtiği yerlerde halılar kayar.
Dokunduğu yerlerde birşeyler devrilir, düşer.
Sesli gülme, konuşma, taklit yapma, heyecanlı hareketler, oyunlar, hemen kovalamacalar başlar evin içinde babasıyla.
Yemekte yine, hızlı ve iştahlı yemek yerken kendinden geçmeler, çatalı düşürmeler, bardağın tabağa çarpması, çatalın tabağın içinden birşey alırken sesi, herşey beni fazlasıyla uyarıyor.
 Sakinlik ne zaman başlayacak...
En güzel halin uyurken ki halin, benim minicik kızım.

Uykuya geçerken bile rahat yok.
Ilık nesquik anne, su anne, öpücük anne, bir de buradan anne, yeniden anne, tam uyudu derken,
 Gidip gidip gel anne!
  Uykuya dalarken, yine kokla öp demek istiyor...
ah kızım ah ..

7 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Ah Zeynep'im anne olmayan anlamaz işte halimizi.. Eskiden anne değilken seni okusam; vay gaddar kadın derdim kesin.. şimdi yerimi biliyorum ben de.. kimbilir ne yaşadı ne hissetti ki diyorum :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Deli annem, aynen dediğin gibi. Sen yine az demişin ben neler derdim, ama şimdi hergün cinnet noktasının çevresinde 360 derece dolaşırken, hele 2 ve daha fazlasıyla uğraşanların halen nasıl sağlam bir ruh haliyle dolaştıklarını merak ediyorum.

cafenoHut dedi ki...

Ben de çocuk nedir bilmeyen biri olarak ; vay be nasıl bir duygudur ki bu, seni zıvanadan çıkartıyor - delirtiyor ama sonra uyurken ona baktığında seni leyla'ya döndürüp, herşeyi unutturuveriyor... diye düşünüyorum... İlginçççç... çook ilginççç:)

Buket dedi ki...

:)) zeynepcm yazını okurken yüzümde bir gülme durumu vardı. tokadı yiyiverdi deyince kahkahayı bastım. ee napalım yani sabır sabır nereye kadar :)
dün pelin de dışarıda oyarken duvardan düşmüş. bizim burda 7-8 tane mahalle arkadaşı var ve dışarısı oynaması için müsait.duvara çıkmamasını söylemiştim. düşünce başladı ağlamaya.hemen eve aldım ve 1 günlük ceza verdim.bugünde tümgün evde oturdu.iftardan sonra bir arkadaşıma gittik.orada da seramik bir kumbarayı kırdılar.bizimki başrollerde tabi. eli de kanadı baya..biz de de olaylar bol merak etme:))

Didem Yazici dedi ki...

Cimcime Melisa :)
İnşallah dersini almıştır kuzucuk.
Çok akıllı olduğu için duramıyor bence. Büyüdükçe sakinleşeceğini düşünüyorum Zeynepcim.

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Sonunda seni de patlattı Melisa demek!
Şimdiden böyle , büyürse ne işler açacak başına bu tatlı bela:)))
Melisanın maceralarını dinlemek her zaman güzel ,hele aşkı bambaşka...
Yakında Erdinçle Melisanın maceraları olarak ayrı bir bölüm açacaksın sanırım.
Allah kolaylık versin,Zeynepcim!

Meyra dedi ki...

Melisanın o güzel yüzüne bakınca tokat olayını düşündüm içim acıdı.Ama henüz anne olmadığım için boşa konuşmak istemem ki kimse tahammül sınırı aşmadan yapmaz diye düşünüyorum Zeynepcim..Ben annemden küçükken çok dayak yemiş biri olarak halaa bu yaşa geldim bir bakışı bana yetiyor:)) Sağlıkla kalın güzel aile;)