22 Ağustos 2011 Pazartesi

SON BİRKAÇ GÜNDÜR.


Sakın yanılıpta, iftar yemeğinizi dışarlarda yemeyin diye tavsiye de bulunmak istiyorum. Şirketten satış grubu olarak, bu Ramazan eksik kalmasın, dışarda bir iftar yemeği yiyelim dedik. Meşhur Kolcuoğlu'nun restaurantlarından birine gittik. Küçükyalı'da ki restaurantına. Oraya gidene kadar, yanyana bütün restaurantlar iftar yemeği afişlerini asmışlar. İçerler tıklım tıklım dolu. Ek masalardan, içerisi bir yemekhane görüntüsü yaratmış. Burası da aynı görüntü. Allah'ım nereye düştüm ben dedim. Garsonların yüz ifadelerini , üstlerini başlarını, masa örtülerini, masa düzenlerini, iftariyelikleri, mezeleri teker teker inceledim. Çok fazla iyimser olan ben bile bu kadar fazla kusur bularak, rekor kırdım herhalde. Masa örtüleri , çatal bıçaklar temizdi, iftariyelikler masanın üstüne sığmamış, üstüste çapraz çapraz koyulmuş ve neredeyse hep yeşillik. Hani nerede yöresel tatlar! Bir tabakta roka ve domates, salatlıkla yoğurt, çoban salata, patlıcan salata, barbunya pilaki, çiğ köfte, turşu, kahvaltı tabağı, sonradan gelen bol domatesli bir güveç, minik bir içli köfte.
Başıma gelen garson ve diğerlerinin suratında bir telaş , nasıl yetişicez bu kalabalığa der gibi bir ifade .
Ve baş tarafın hemen yanında ki bana göz göze geldiğimiz için herhalde, abla şuradan bir uzatıversene diyip iki kase çorbayı uzattı ve zincirleme kaseleri bu yandan dibe doğru kaydırmaya başladık. Düşünsenize, elden ele geçen mercimek çorbaları. Ha düşürdüm ha düşürücem, yan tarafta ki arkadaşıma verirken ya düşürürsem :) Çorbalar soğumuştu bile. Ben 2 kaşıkta bıraktım zaten. Bu telaşta ve kalabaklık için yapılan herşey özensizdi kısaca. Çorbalarını bitiren bizler, kaseleri kendi aramızda toplayıp masayı boşaltmak için , gözümüze kestirdiğimiz garsonların ellerine tutuşturuverdik. Patronumuz sofraya şöyle bir göz atıp, ve nasıl yemek yenecek bu sofrada, diyip, mezelikleri bölüştürüp, boş tabakları birleştir emri verdi :) Orayı da şurayı da burayı da .... tamam oldu işte. :) Sonrasında ortaya uzun tahtalar ve pide üzerinde kebaplar geldi. Neyse ki soğumamıştı daha ama şişin bir ucundan aşçı , ortasından da garson tutup, çıkmıyor şişten diye, bahşiş koparmaya çalıştılar. Bu arada garson üzerimizden masanın ortasına yetişiyordu.
Neyse ki patronumuzun eli cebine gider gitmez, et şişten kurtuldu :) Bizde garsondan. Tabaklar toplanırken ki bir kolda birikin tabak yığını, kafamızın üstünden geçerken, aman Allahım diye kafamı masaya eğerken, bir yandan diğer garson, önümüze tabakları fırlattı, arkasından çatallar- bıçaklar şangır şungur tabakların yanına isabet ettiriliyordu. 


Herşey bir yana içtiğim kahve en güzeliydi. Özellikle bu fincanlardan ilk defa içtim. Kapalıçarşıya gidersem kendime bir çift almayı düşünüyorum. Bir Ramazan gecesi böylece sona erdi. Hani derler ya kalan sağlar bizimdir. Garsonlar da bu hizmetin arkasından böyle demişlerdir diye düşünüyorum.

Perşembe gecesi bu kaosun ardından, Cuma akşamı haftayı kapatmaya ailecek sahile indik. Adaların ışıltısını seyretmeye. Ama ben elimde, Masumiyet Müzesi, Kemal şimdi ne yapacak, Füsun duygularını belli edecek mi... merakımdan öleceğim. Daha kitabı da bitiremedim. Melisa parkta oynadı, sonra babasıyla top oynadı, sonra da beraber oturup bilgisayarda tv'yi açıp Evde tek başınayı izledi.


Gece okuyabileyim diye , minik bir okuma lambası aldım, ama maalesef, bir sayfayı belki 3-5 defa başa dönüp tekrar tekrar anlayarak okumaya çalışıyorum. 20. satırda gözler kapanıyor, dön başa, 19. satır , dön başa 17, dönbaşa 15, dön başa 10 derken, pes edip kapatıyorum kitabı. 

Haftasonum, perşembe gecesi iftarının şokuyla :) cumartesi sabahı tansiyonum düşük olarak uyandım. Genel olarak fazla kendimi yormadan, kuzenim Mustafa için alışveriş yaparak geçirdim. Sonrasında  teyzemi ve Mustafa'yı ziyaret ettim .  Bu konu da bir sonra ki postta.

23 yorum:

hüznün tadı dedi ki...

Bende Ramazanda gittiğim yemekten hiç memnun kalmadım. Kapasitelerinin üzerinde bir kalabalık. Servis kötü. Yemekler soğuk.

deeptone dedi ki...

adresim değişti.
profilimden girebilirsin.
veya, sadevederin@blogspot.com.
:)

laleninbahcesi dedi ki...

Bizim iş yerinin iftarlarına katılmak mecburi idi... Yemekhaneye iki tane döner tezgahı birden kurulurdu... Patronda sürekli yiyin yiyin derdi. Gülmekten ölürdük. Sanırsınız ilk kez döner görüyoruz...
Genel koordinatörün ödü kopardı, bir kişi katılmazda patrona mahcup olurum diye:)
Kahve fincanı gerçekten çok şık.

Sevgimle

Buket dedi ki...

zeynep hatırlıyormusun, ben de anlatmıştım.pyerlotiye fabrika gezisiyle gelmiştik.kalabalık grup olunca oradaki garsonların telaşından, asık suratlarından bahsetmiştim. yemeğimiz ( benim için ) rezil olmuştu..

zeynep dedi ki...

Zeynepcim geçtiğimiz gün bir arkadaşımla aynı konuyu konuşuyorduk..diyor ki biz ramazanda içerde iki lokma atıştıramıyoruz..8de okunuyorsa ezan biz en eerken 9da yiyoruz..çok üzüldüm:(

New York'tan dedi ki...

Biz de ilk haftasinda gittik misafirlerimizle Turk lokantasina, corabadan sonra bir yarim saat bekledik sanirim kalabaliktan, ki burasi Ny, sizi dusunemiyorum bile :))

O kahve fincanindan esim de getirimisti Hatay ziyaretinde, aklima getirdin bende kahve yapayim :)

Didem Yazici dedi ki...

Bizde bu akşam Deniz'in işyerinin iftar yemeğine gideceğiz. Bakalım biz ne maceralar yaşayacağız :)
Kahve fincanı çok şık gerçekten :)

Deli Anne dedi ki...

Ramazan'da rezervasyonsuz hiçbiryere gidilmiyor, tam bir karmaşa, tam bir rezillik oluyor. Rezervasyonlu gidince de dana gibi menüleri dana gibi fiyatlara üstelik de berbat bir sunumla alıyoruz. Ben nispeten Filizler'de geçen iftarı sevdim. Nispeten o da. Ama en makulu evde iftar.. öperim:)

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim geçenlerde buna benzer bir olay da biz yaşadık .Beyoğlu Piknik lokantasında sanki yetimhanedeyim,omuz omuza insanlar,yer yok,şangır şungur sesler,arı gibi patavatsızca dolaşan garsonlar inanılmaz korkunçtu.Nedense şu iftar saatlerinde medeni bir şekilde yemek yenemiyor:(
Yemek değil , dayak yiyorsun...
Düşüncelerine katılıyorum,geçmiş olsun!

Chilek dedi ki...

Sanırım bu durumda en iyisi evde takılmak öyle değil mi?;)

MAVİANNE dedi ki...

normalde en güzel restaurantların bile iftarda çuvallaması da çok ilginç herkese aynı ayna yemek vermek çok zor olsa gerek :)))
ben tüm iftar davetlerinde aynı şaşkınlığı yaşarım
sana da bu kötü bir tecrübe oluş canım
kolye çok süper ayrıca mevlana kolyesi harika
sen de çok güzel çıkmışsın fotoğrafta
öptüm

beste dedi ki...

kahve fincani zarflari cok hos Kapalicarsida almamak icin direndim malum tasima problemim var birde rakiyi servis ettikleri keyiflik sanirim adi diye bir sey var her evde olmali zerafet katmali:) afiyet seker olsun kahve icin!

Çılgın Mevdoş dedi ki...

BENDE RAMAZANDA HİÇ SEVMEM İFTAR YEMEĞİNE GİTMEYİ HERŞEYDE OLDUĞU GİBİ BUNU DA ABARTIYORUZ YEME YEMEK OLMAKTAN ÇIKIP İŞKENCE OLUYOR ÖYLE OLACAĞINA EVDE SAKİN SAKİN MİSGİBİ YERİM YEMEĞİMİ.FİNCANA BAYILDIM YEMEK SONRASI KEYİF TE BİR BAŞKA GÜZEL.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Hüznün tadı, herkesten aynı izlenimleri alıyorum.

Çılgın hanım, Yemekler çok abartılı ve israftı bence. bütün mevsim meyveleri ve tatlıları getirince, geri götürün neremize yiyeceğiz diyecektim, masada başkaları da olmasa.

Merhaba beste, bence kapalıçarşıda satılan bizi anlatan herşeyden evimizde olmalı. kendi kültürümüze ait ne var ki evlerde, hep turistler alıp gidiyor.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Lale hn.
Patronlar yemek verince, gerçekten bir garip oluyor. bizim patronumuzda başımızda o akşam, yemeği beğenip beğenmediğimizle ilgilendi, çekilen fotoğrafların ve park ücretlerini ödedi. Sonra espriyle memnun edebildim mi sizi, der gibi yüzünde bir ifade belirdi.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Buketcim, hatırlamazmıyım. ama ne demek istediğini şimdi daha iyi anladım.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

merhaba zeynep,
ben bu ramazanda oruç tutmadım. yoğun iş temposu ve biraz sağlık problemlerinden dolayı, yapamazdım. ama o saate kadar bekleyipte, yemeği yine geç yiyebilmek gerçekten çok kötü olurdu.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

New york, Türkler de organize olamama gibi bir durum her zaman söz konusu . Ben çok makul karşılıyorum. Çünkü garsonlarımız ve işletmecilerimiz eğitimli değiller.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Didemcim, postunda maceralardan bahsetmemişsin. yaşamadınız mı birşey. Eyüp mevlevihanesini de merak ettim ayrıca.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Deli annem, herşeyi abarttığımız gibi yemek konusunu da abartıyoruz gerçekten, cok ısraf var. Dolu servis tabakları masalardan geriye giderken, umarım atılmıyordur diyorum.
Ben tabağıma her zaman yiyeceğim kadarını alarak, ve tabağımda bırakmayarak teselli olmaya çalışıyorum. Afrikalıları da bir yandan düşünerek.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

natalicim, bak aynı şeyleri gözlemlemişiz. aynı şeylerden rahatsız olmusuz. şangır şungur :)))

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

mavi anne, evet bir tecrübe oldu benim için, ama geçen senelerdekilerde böyle kötü olmamıştı. Nedense bu sene her yer , her senekinden daha kalabalıktı.
sevgiler

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Çilek, en güzeli , evde olmak, kendine ve misafirine daha fazla vakit ayırabilmek için.