12 Ağustos 2011 Cuma

YİNE MASUMİYET MÜZESİ YİNE ORHAN PAMUK.


Resmi koyarken farkettim, yanında ki minik gümüş-sedef kakmalı sehpalardan bizde de var.

Şaşkınlıklar içerisindeyim. Detay detay, bağımlılık, takıntı, aşk, saplantı ... saplantı ...

Bir evvelki postumda da bahsettim. Bir erkeğin bu denli duygularını güzel olarak dile getirmesi olabilir mi? Bir erkekte bu kadar saplantılı sevebilir mi? Erkekler egoist olur, çok derine inmezler, onlar Mars'tan , kadınlar gibi Venüs'ten değil.

Daha 200. sayfadayım, ilerledikçe size verilmek istenen başka şeyler var. İlk sayfalar farklı şeyler düşündürüyor, ilerledikçe olgunlaşmaya ve konu konu cümle cümle daha farklı yönlere doğru düşünmeye başlıyorsunuz.

Kendimi okuyorum sanki bazen, eski hatıralara bağımlılığım var. Amaaan kaldır at, fazlalık, bu da saklanır mı diyemem, diyenleri anlamam garip garip bakarım. O eşyaları elime alırım, düşünürüm, o ana giderim zamanda yolculuk ederek. Sevgilimin,  tuttuğu kalemi, kağıt mendili, atacı, pipeti, eski cüzdanını, hediye ettiği deodorantı, defterini saklar, elime alır , zaman zaman koklardım, onu yaşardım. Halen duruyor hepsi...

Orhan Pamuk'ta yazmış, diyorum ya, bu duygu yaşanmadan bilinmez, dile getirilemez.
Kitaptan alıntı;
.............
Merhamet apartmanı'na gidip yatağa yatmak, bir eşya ile oyalanmak bana iyi gelmişti. Ama bir buçuk gün sonra, acım yeniden eski haline döndü. Üç gün sonra gene oraya gidip yatağa uzanıp Füsun'un dokunduğu bir başka eşyayı, rengarenk boyaları kurumuş bir yağlıboya fırçasını, tıpkı yeni bir eşyayı ağzına sokan çocuk gibi ağzıma , tenime değdirdim. Acım gene bir süreliğine yatıştı. Bir yandan da artık bu ile alıştığımı, tıpkı bir uyuşturucu gibi, bana teselli veren eşyalara bağımlı olduğumu ve bu bağımlılığın da Füsun'u unutmama hiç yaramayacağını düşünüyordum.
................
Apartmana girince ya çay fincanı, unutulmuş bir toka, cetvel, tarak, silgi, tükenmez kalem gibi bana onunla yan yana oturmanın zevklerini hatırlatan eşyalara yönelir ya da annemin eski ve işe yaramaz diye buraya attığı eşyalar arasından Füsun'un ellediği, oynadığı, elinin kokusunun sindiği birşeyleri arayıp bulur ve onlarla ilgili hatıraları tek tek gözümün önünden geçirerek koleksiyonumu genişletirdim.


Öyle bir kitap okuyorum ki, ben daha bunun kadar aşkı ve bağlılığı ya da bağımlılığı şimdiye kadar bu kadar derin anlatmış bir yazar ve kitaba rastlamadım. Bir kadından ziyade, bir erkeğin bunu anlatması daha farklı bir anlam katıyor. Kitap 586 sayfa , daha çok var bitmesine ilerde neyin beklediğini bilmiyorum.
Kitap ilerledikçe yorumlar gelebilir.



12 yorum:

Buket dedi ki...

değil mi zeynep, böyle derin ,tutkulu erkek olabilir mi diyor insan..ben de bu kitabı okuyalı çok oldu.ama zevkle okuduğumu hatırlıyorum..

tülin dedi ki...

Gelsin yorumlar Zeynep,merakla bekliyorum .

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Anılara değer verince , saklamanın önemi ortaya çıkıyor...
Sen de benim gibi kitabı çok sevdin,birlikte yaşıyosun değil mi?
Kemal'in sakladığı her parça gözümde canlanır onunla birlikte ben de o objeleri yaşardım.Kitap gerçekten insanı fazlasıyla içine alabilen bir kurguda!

Çılgın Mevdoş dedi ki...

Bu zamanda bir kadını anlayan ve onun duygularını yazan bir erkek varmı.Erkekler anılara bizim kadar değer vermezki .Bende anılarıma o kadar bağlıyım ki bu yüzden evde biriktirip sakladığım bir sürü şey kutularda duruyor.Orhan pamuğu sevmem ama kitabı muhakak alacağım teşekkürler canım.sevgiler

Adsız dedi ki...

Fazla eşya negatif enerji yaratır demişti bir psikolog. Bence çok doğru. Ivırı zıvırı biriktirmek, eşyalara bağımlı olmak çöp eve doğru götürür insanı. Sadelik güzeldir...

Defne Soysal dedi ki...

Bu kitap sayesinde Orhan Pamuk hakkındaki düşüncelerim taraf değiştirdirdi. Şimdi kendime daha yakın buluyorum onu. Kitaptan aynen senin hislerine benzer şeyler hissetmiştim. Severek okuduğum ve hatırladığım bir roman.

Evy dedi ki...

su an bende ayni kitabi okuyorum! dusunduklerimi cok guzel dile getirmisin! isten eve sabirsizlikla kosturuyorum, fusun ve kemali okumak icin! muzeyede kesin gidicem
http://maffionista.blogspot.com/2011/08/wishlist.html

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Buketcim, İstanbul kitabını okuyunca daha net anlaşılıyormus. Natali öyle dedi :)

Natalicim, anılar bizi yormuyordur di mi. önem vermek güzel, takip etmek, ettirmek, zaman zaman hatırlamak, tatlısı, acısı.
Bu müze gerçekten var mı, araştıramadım daha...

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

tülincim, o kadar çok yorum var ki, ama sıkmaktan korkuyorum. Kitap saplantılı bir aşkı anlatıyor, ben de saplantılı bir şekilde kitaba bağlandım, anla artık.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

çılgın hanım :) bence bu kitabı okursanız, tüm önyargılarınız geçecek. Kitabın kahramanı gibi görüyorum ben Orhan Pamuk'u. Ancak bu kadar net ve detaylı anlatabilir bu saplantılı aşkı. bu kadar detay düşünen bir adamda, hayata ne kadar merhametle ve şevkatle sarılıyordur.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Sevgili Defne, her kadının merakla okuyup yaşayacağı ve isteyeceği bir aşk sanki, gerçi kitap henüz bitmedi, ilerde neler olucak bilemiyorum, isterdim ama böyle bir aşk.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

ah sevgili Evy, aynı şeyleri hissediyoruz. Bende kendimi zor atıyorum eve kitabı okumak için. ama vaktim çok dar, mesuliyet çok fazla.