Elif'le Cumalıkızık gezisine devam...

Cumalıkızık gezisine devam edelim...

Biz bir Mavi Boncuk aradık Cumalıkızık sokakları arasında. Mavi Boncuk çok güzel, bahçe içinde çay içip gözleme , mantı gibi yiyecekler yiyeceğiniz bir yer. Ama, ara ara bulamadık. Allahım ne çok sevindim içimden. Aradıkça değişik sokaklara girdik , çıktık. O tarihi yerleri nefesimizle içimize çekip, ruhumuzla buluşturduk.
Perdelerin pencereden dışarı doğru süzülüşü ne kadar hoş.
Evleri dışardan gördükçe, içlerini de merak ettik. Ama sanırım bunun için pansiyonlarda kalmak gerekiyor.

Bu pembe evde oturanların manzarasına bakar mısınız. Mavi bir duvar... Ancak masallarda olabilir.

Bazı evler dıştan restore edilmiş.

Duvara dayalı duran tekerlek bu yollardan kimbilir kaç defa geçip, şimdi de emekliliğe ayrılmış.


Yine bu evde masallardan çıkmış gibi. Fotoğrafta farkettim. Evde ki bombelik ne kadar sevimli durmuş.

Bu küçük köy yollarında traktör gören Melisa durup incelemek istedi.


Mavi boncuğu bulduk sonunda. büyük bir avluda sanırım 2-3 ev. Bahçesinde masalar, bolca miktarda minik yavru kedi.  Melisa tarafından sırayla , miyavlama çığlıkları arasında doyuruldular.

Semaverde içtiğimiz çaydan sonra, burada içtiğim çaylardan keyif alamamaya başladım ve hayatımda bu kadar lezzetli gözleme yemedim. Hatta şimdiye kadar hiç gözleme yemediğime karar verdim.
Karnımız doyup, çaylarımızı yudumladıktan sonra, keyif kahvemiz içtik.
 Elif bana hazırladığı bu minik sepeti verdi. Aslında bunu biraz daha detaylı olarak daha sonra göstermek istiyorum.

Masadan kalktığım bir anda görüntü, tablolara detay olucak gibiydi...




Avluda ki bu evde minik bir müze gibiydi. İçeri gitmedik, ama dışardan fotoğrafladık.


Mavi boncuktan çıktıktan sonra, sokaklardan birinde yolun ortasından Melisa'nın tabiriyle şelale akıyordu. Akşam üzeri sulanan bahçelerden artan sular, sokaklarda ki doğal taşların arasında çok hoş bir melodiyle ilerliyordu.

 Benim bile ruhumu okşayan bu doğal görüntü karşısında , Melisa kendinden geçti.

Anne ben kurbağa oldum. !

Melisa'yı yerden zor kazıdık :)

Akşam güneşi..

Şanslı bir perde..

Burası sanırım pansiyondu.

Köyün neredeyse her sokağında evlerin önünde satılan, tarhana, reçel, salçalar vardı. Ama buradakilerin tek farkı, süslü olmasıydı.

İki evin arasında ki bu küçük birleşmeyi sağlayan odayı tanımlayamadım.

Bir cumalıkızık rüyası burada sona erdi... ama Bursa gezisi bir sonraki yazıda devam edicek.

Yorumlar

Hayal Kahvem dedi ki…
Yoo. Artık dayanamayacağım. Kararlıyım. Bu hafta sonu illa sizin gezdiğiniz rotayı uygulayacağım:)
Şahane!
Leylak Dalı dedi ki…
Harika fotoğraflar, çook beğendim ve imrendim:))
cafenoHut dedi ki…
Evlerin badanaları nekadar güzel, keşke şehirde de böyle sevimli renkler görsek, mutluluk aşılıyor resmen...
Çılgın Mevdoş dedi ki…
AY BAYILDIM NE GÜZEL BİR GEZİ HARİKA REİMLER TEYZEMLERİN KAVANOZLARI ÖRGÜ PERDELER HARİKA YA ELİNE KOLUNA SAĞLIK.
Selma Er dedi ki…
Tam benim sevdiğim yerler..Fotoğraflar harika.Ben de eski evleri,parke taşlı sokakları,dantel perdeleri,eski bakırları,yaşanmışlık duygusunu dolu dolu hissettiğimiz kendine has bir duruşu olan böyle yerleri çok severim.Fotoğraf makinanızın ne marka olduğunu merak ettim.Paylaşımınız için tşk.ler.Devamını bekliyorum.Keşke biraber gezebilseydik.Sevgiler..
okuyan dedi ki…
siz de nasıl başka bir arkadaşın paylaşımında burayı görüp içinizde oralara gidip görme isteği uyanmışsa ben şu anda aynı duygular içersindeyim... çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz...
evlerin yapıları, yaşanmışlıkları çok güzel... dikkatimi çeken en önemli detay ise bazı evler her ne kadar yıkılacak kadar bitkin ve yorgun gözükse de pencere pervazlarındaki saksılarda rengarenk çiçekler veya pencerelerinde el emeği güzelim dantel perdeler var... yaşadıkları mekanlara insanlar kendi ruhlarını yansıtırlar... güzel insanlar imkanları dahilinde nasıl da güzelleştirmişler zaman karşı koyamayan evlerini...
güzel paylaşımınız için çok ama çok teşekkür ederim...
sevgilerimle...
Aslı dedi ki…
Dilerimki bu güzel görüntüler yıllar sonrada aynı kalsın. Yıllar sonra giden herkes sizin gibi yeniden yazsın..
Bugday Tanesi dedi ki…
Fotoğraflar da gerçekten bir masal gibi. Masalda bir karakter oldum ben de :)
Deli Anne dedi ki…
Zeynep'im ağlayasım geldi. Duygu dünyamız bir bu konuda.. Yaşanmışlığın izlerinin senin üzerinde bıraktığı etki ve bana geçen etkisi harika ve buruk biraz da. Keşke, keşke ben de olsaydım orada. İki sevdiğim, çok sevdiğim blogdaşla. Elif de bu arada ne de güzel.. Bir de kilom var diyor fazla, aşkolsun:)
Zeynepcim bizim kaldığım pansiyonda o muhteşem gözlemelerden yamişsin.Biz Mavi Boncuk'da kalmıştık çok da memnun ayrılmıştık.Ayrıca şimdiye kadar gözleme yemedim tabirine de katılıyorum , ben de oradakini yedikten sonra hiçbirini beğenmiyorum...
Ama cin aralığını göremedim,gitmediniz mi?hatırlarsın benim posttan:)
Hediyelerini de merak ettim:)))
Şimdiden iyi günlerde kullan!
Gulcin dedi ki…
harika fotograflar. evlerin renklerine ve pencerelerdeki perdelere bayildim. Bu tas doseli sokaklar nasil saglikli aslinda nasil da dayanikli. Sehirleri boyle yapmali ama tabi o zaman yikip yikip yapmaya gerek kalmayacagindan istemez kimse nasil da akil edemedim. Gezilerin devamini merakla bekliyorum bu sokaklarda dolasmayi da aklima yaziyorum.
Cok tesekkurler :)
tülin dedi ki…
Cumalıkızık senin karelerin ve anlatımınla bir kez daha gönlümü zaptetti.
Çok ama çok güzel bir post bu.Teşekkürler canım.
Merhaba Tülin, teşekkür ederim..

Merhaba Gülçin, inan o taş sokaklarda yürürken, bacak kasların farklı çalışıyor. Bence sağlıklı ve doğal ama dediğin gibi, kimsenin işine gelmez, doğal taşları kullanmak..

Natalicim, sen söyleyince dönüp bloguna baktım. Ekmekleri görünce hatırladım. Mavi Boncukta uzun uzun zaman geçirmişsiniz ne kadar şanslısın. Ben şimdi gözleme yemeye Bursa'ya mı gidicem. Mutlaka İstanbul'da iyi yapan bir yer bulmamız lazım di mi ama...

Deli annem, duygu dünyamız bir... yaşanmışlıkların izini seviyoruz. Haberin olsun, nasıl bir cumalıkızık hedefim vardı, seninle de tanışmak, hem de en özlemlisinden, hedefim var en kısa sürede...
buğday tanesi, bak ben bu masalda karakter olmayı düşünmemiştim, ne güzel düşünmüşsün. Nasıl bir karakter olabilirdim diye düşünüyorum, Böyle bir köyde aklıma ilk gelenler, Heidi olmak, Rapunzel , ya da inci küpeli kız'daki görüntülerdeki karakter, sanki görüntüler aynı hissi verdi..

Aslıcım, ne güzel bir konuya değinmişsin. Bu ne kadar önemli.


sevgili okuyan, ne güzel. eger gidersen oralara, sana o güzellikleri görmene sebeb olduğum için mutlu olucam. Ben elif'i onun postunu okuduktan sonra çook sevmiştim. Onun anlatımıda çok güzeldi, hatta benimkinden daha güzeldi, fotoğrafları da öyle. İlk yazımda linkini koymuştum.

selma hanım merhaba.
ne güzel ortak zevklerimizin olması. Makinam canon sx200. kendisini çok severim, ama keşke daha iyi bir makinam olsaydı.
sevgiler
Çılgın hn. hazırlanan herşey o kadar itinalıydı ki, sokaklarda satış yapan teyzelerin hepsi, konuşkan ve satış yeteneğine sahipti..

Nohutçum, aslında bu yapıda sanki espri yapılmış gibi renklendirmişler farkında olmadan. ama etrafımızda o kadar cok sanatsal izlere ihtiyac var ki, diyorum ki bazen, ya cesaret yok, ya heves yok.


Leylak dalım, beğendiğinize çok sevindim. bir bursa, sapanca, abant turu yaparsanız, bizde size imreniriz. Siz gezmeyi seviyorsunuz.
Sevgiler
hayal kahvem, gidin tabii ki, sizi gözünüzden de izleyelim oraları.
inci çiçeği dedi ki…
emeklilikte kesinlikle yaşamaktan çokkk hoşlanacağım bir yer:)) belki de olur, neden olmasın:)))
Elifinelizi dedi ki…
hahaaaa birde gezdirideğim hesapta seni
Şaşkınlık diz boyu , yolu kaybedermi insan . İyiki kaybolmuşuzbende sayende cumalıkızığı farklı yönleriyle içeme sindirmiş oldum .
herşey özenle çıktı karşımıza
kahve daha bir lezzetliydi ogün sanki
anlaşılmak , aynı gözle görmekte
eeee özledim ama şimdiden ben :(
Elifcim, bende çok özledim. senin gözünden o günleri yazmanı dört gözle bekliyorum.

Popüler Yayınlar