15 Ekim 2011 Cumartesi

SON ZAMANLARDA... YENİ BİR DÖNEM... ANNE-BABA OLMAK GERÇEKTEN ZOR.

Okula başlamadan önce ki son mutlu fotoğrafımız...

Nerden başlayacağımı bilemiyorum.
Aklıma ilk gelen şey, Melisa doğduktan sonra,  şimdi gerçekten toplumdan biri olduğumuzu anlamamdı. Çünkü şimdi çocuğumuz vardı. Toplumda her yerde artık, küçük çocuğu olan herkesle gözgöze geliyorduk. Onların yorgun, uykusuz, bıkkın olduğunu ya da sinirli, tahammülsüz , mücadeleci olduklarını görebiliyorduk yüzlerinden, hareketlerinden. Belki bu insanlarda benim gibi yemeğini tam olarak bitirmeye fırsat bulamadan sofradan kalktılar, sabah dişlerini fırçalamadan ya da saçlarını taramadan bir iki gün geçirmişlerdir. Mutfakları darmadağın duruyordur, çünkü onların küçük çocukları var. Şu giydikleri eşofman var ya, onu hiç üzerlerinden çıkarmadan birkaç günleri geçmiş olabilir. Bu düşüncelerim , Melisa yeni doğduğu zamandı. Büyüdükçe, insanları sokaklarda, mağazalarda, marketlerde çocuklarına bağırırken ya da onları hırpalarken gördüğümde, kimbilir belki de son noktaya gelmişlerdir. Çocuk durmak bilmiyor.
Sonra zaman zaman da, bir anne-bir baba nasıl cinnet geçiriri hissettim. O noktanın ön kapısından içeri girip ana kapıdan girmeden vazgeçip çıktığım zamanlar oldu

İş, ev, çocuk, eş dörtgeninde ki; sosyal yaşantımı bunların hep dışında özel odam olarak tutuyorum, ve o odaya giremiyorum diye epey zorlandım, diğer dörtlü beni yıprattı, ve depresyonlara girdim çıktım, her biri bir evvelkinden uzun sürdü , en son panik atakla 7-8 ayda sıyrıldım.

Şimdi bunları neden anlatıyorum, hayatımın diğer noktası, toplumun daha da içine girdiğim noktayız. Melisa'nın okula başlaması. Yollarda, sokaklarda, mağazalarda, yanlarında okul çocukları olan anne-babaları izliyorum, gözlemliyorum. Göründüklerinden daha bir yaşlılar, çökmüşler, bıkmışlar, hepsi okula yeniden başlamış gibi .

Son haftalarda, Melisa'nın okulda ki olayları, kazaları, dersleri, kayıp-unutulan eşyaları, ödevleriyle, değişen davranışları ve huylarıyla kavrulup gidiyorum. 3 haftadır, sınıfta yetiştiremediği dersleriyle ilgileniyorum. Gerçi son günlerde bu durum biraz azaldı. Çok fazla konuşan çocuklar ya da etrafını arkadaşlarını tanımaya çalışan çocuklar bu durumda. Etüte de kalmalarına rağmen...
Her akşam saat 7'den 9-9:30'a kadar ders yapıyoruz. Artık, hafta içi, herhangi bir yere  ya da alışverişe gitme ya da farklı bir faaliyet yapma olayımız bitti diye düşünüyorum bu tempoda.. Ders çalıştırmak deyimini sanırım ilkokul deneyimi olan okurlar, daha iyi anlayacaktır. Yazı yazma esnasında, bir durup bir yazma, sıkılma, çok çabuk unutma,  okumada, üstte okuduğu kelimeyi altta okuyamama, bu döngü sırasında dişleri sıkma, herşeyi içine atma, bağırma,  ya da yeter diyip masaya yumruğunu vurma...

Hergün bir olayla eve geldi; düşmüş , dizini dirseğini yaralamış, ya da ağaca çıkarken çenesini vurmuş,  ya da biri itmiş düşmüş, sonra üstüne basmış, biri saçını çekmiş, başka biri yüzüne şemsiye vurmuş, göz altı morarmış( en son olay) bir şekilde eve geldi. Bizimki de birşeyler yapıyordur, elbette ki... Çok hareketli ve enerjik. Yaralanmalardan ders almayan bir çocuk. Keşke yetiştirirken , her düştüğünde birşey olmaz kızım, kalk yürümeye devam et , demeseydim diyorum.

Bunun yanında, artık anneanne bakmıyor Melisa'ya ... Çok sıkıcı 2 haftanın ardından, artık bir teyzemiz var evde. Melisa'nın okula gelişiyle , yemeğiyle ve az da olsa evle ilgilenen. Bu durumun en iyi gelişmesi bu olay.
En azından son bir haftadır, Melisa'yla yemek konusunu ya da bulaşık, çamaşır konusunu düşünmeden ilgilenebiliyorum. Ama ilk 2 hafta son derece çilekeş bir dönemdi. Anneanne- Melisa konusunu hiç konuşmak bile istemiyorum. Herkes kendine göre haklı. Ne de olsa biri 4 diğeri 6 yaşında bir çocuk.

Melisa'nın davranışları değişti derken, yalan söylemeye başladı. Sadece geçen haftasonu birçok örneğini yaşadık. 2 gün kendimize gelemedik. Şimdiye kadar gayet cesur, ve kendinden emin olan kızımız, korku dolu gözlerle yalan söyledi. Biz ne yapacağımızı bilemedik, hele ben zaten cinnetin ön kapısından girdikten sonra 3 tane tokat attım. Kendimden utandım, sıkıldım, 2 gün düşündüm, hata nerede, ne yapayım, hemen google araştırması, yazıları okudum, eşimle de paylaştım, çünkü o da başka birkaç senaryosundan sonra poposuna 2 şaplak attı. Yalan söyleyen çocuğa nasıl davranılması ya da nasıl davranılmaması gerektiğini , nasıl sessiz sakin davranılması gerektiğini öğrendik. Bu haftayı daha cesur  geçirdi Melisa, yine tüm hatalarını ve onay vermediğimiz davranışlarını hemen itiraf etti. Bu noktada biraz rahatladık.


Bu da 3 haftadan sonra ilk mutlu anımız ...

Yeni bir dönem ve alışma ve sürdürme için sanırım zamana ihtiyacımız var. Bir sonra ki dönemleri de olucaktır elbet. Anne baba olmak gerçekten çoook zormuş.

24 yorum:

7.oda dedi ki...

evet her çocuk benzer durumlardan geçiyor.. dolayısıyla da ebeveynler de..

Benim kızım Öykü de ( 1.Oda ) bir dönem yalan söylemeye başvurmuştu.. ben de pek çok yol denemiştim.. şimdi tam olarak kaç yaşındaydı hatırlamıyorum ama ona şunu anlattım:
"Sen yalan söyleyebilirsin istediğin zaman, serbestsin bu konuda. Ama şunu da öğren önce: Biz büyükler; mesela ben, anneannen, deden, öğretmenlerin.. sen yalan söylediğinde hemen anlarız. Ama seni utandırmamak için anlamamış gibi yaparız. Sana "öyle miiii" derken aslında senin yalan söylediğini biliyoruzdur. Ama bunu bilmiyormuşuz gibi davranırız. Utanmaman için bu yaptığın kötü davranış yüzünden. Şimdi senden şunu düşünmeni istiyorum. Sence sen yalan söylediğinde bizim karşımızda küçük düşmüyor musun, zavallı acınacak bir çocuk olmuyor musun? Kendini bu duruma düşürmeyi istiyorsan devam et yalan söylemeye. Biz de mahsuscuktan yalanına inanmış gibi yapmaya devam ederiz. ama artık sen bizim için yalancı zavallı bir çocuk olursun."
tabi bu konuşmayı örneklerle pekiştirerek ve biraz da tiyatro havasında yaptım.
çok işe yaradığını söyleyebilirim. hatta sınıfta yakın arkadaşlarına gidip akıl vermişti o da. yalan söyleyince anlıyormuş öğretmenlerimiz falan rezil oluyoruz diye :)

tabi yaşına göre anlatmakta fayda var.. ama çocuğu, çocuk olarak görmeyip ona düzgün anlattığınızda bazı şeyleri, her yöntemden daha çok işe yarıyor.

sevgiler

mon clementier dedi ki...

welcome to the club:)
yardimci hanima sevindim

benimde kendimi durudramayip cocuklara ciglik cigliga bagirmisligim hatta tokat atmisligim bile vardir ...
oluyor
hic kendini acaip hissetme

benim sinirden cok sogumus bir corbayi buyuk kizimin kafasindan asagiya dokmuslugum bile var


kizizmin okulda akademik olarak problemleri vardi
gecen sene psikologa gidene kadar herseyin benim yuzumden oldugunu zannediyordum

psikolog cocugunuz da buyuk problemler yok lutfen biraz sakinlesin ve anne olmanin biraz keyfini cikarin dedi bana :)
tek ihtiyacininiz onun icin endiselenmekten cok onunla okuldan baska bir zemin de zaman gecirmeniz dedi

belki siziki oyle birsey degil ama hersey duzelir gercekten
inanki ilac gibi geldi onun oyle soylemesi

Deli Anne dedi ki...

Ay zor be ya.. gözüm korkuyor ki ne korkuyor okul döneminden.. Ama geçecek Zeynep'im.. inşallah rutine dönecek bu fasıl ki büyük kısmı bağlanmış da rutine baksana.. Yardımcı bulmak bile, güvenmek bile büyük meram iken onu atlatmışsınız şükür..

Sevgiler kolaylıklar..

Tuna dedi ki...

Zeynepcim,günlerdir sesin çıkmayınca böyle bir yazıyla dönmene şaşırmadım.Öyle haklısın ki.Yalnız sizin başınızdan geçmiyor.Her anne baba uğraştı,uğraşıyor da.Başlangıçlar daima zordur.Çocuğun okula başlayana kadar senindir.Sonra onu dış dünya ile paylaşmaya başlarsın.O da seni.Onun minik dünyası da fırtınalıdır da bakma sen.Çocuklar birbirlerine karşı çok zalim olurlar.O da var olma mücadelesi veriyor.Siz hep böyle yanında oldukça her şey yoluna girecektir.Sevgiler.

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim öncelikle fotoğraf çok güzel ve tabi renkli tırnaklar:))
Böyle stres dolu bir yazıya renk katmışlar...
Bu günler zor günler ama elbet yoluna girecek ,Melisa da sorumluluklarını öğrenecek.Derslerini kendinin yapması gerektiğini senin sadece kontrol edeceğine alıştırırsan bence ileriki zamanlar için iyi bir yatırım yapmış olursun...tabi bu benim fikrim:)
Yardımcı almanıza sevindim artık şart olmuş...
Umarım sen de kendine çok kısa zamanlar da olsa kendini mutlu eden şeyler yapabilecek fırsatlar yaratırsın.
Güzel şeyler düşünerek uyu tatlı arkadaşım:)

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynepcim, o günler bana şimdi çok ama çok uzak ama inan, ilk ortaokula başladıklarında da ilk üniversiteye girdiklerinde de, ilk işe girdiklerinde de benzer sancıları yaşadık... Anne , baba , çocuk üçgeninde hava hep aynı...

Tek gereken şey sabır sabır ve dayanışma başka yolu yok inan...Bu dikenli bir gül bahçesi. Ben de çok sıkı bir çalışma hayatı geçirdim. Şimdi o günleri hatırladıkça nasıl yaptığıma hala şaşarım ama o çarkın içine girince sanırım birlikte dönülüyor:)) Fakat geri dönüşümü çok çok güzel ve zaman çok çabuk geçiyor. Aman kendine sadece kendine ait zamanı sakın ihmal etme yürütmeye çalıştığın arabanın yakıtı o.

Sevgimle

Buket dedi ki...

zeynep, bu millet 3-4 çocuk nasıl büyütüyor aklım almıyor. ben de zaten başka çocuğa enerji kalmadı. sorunlar hep devam edecek, her yaşın ayrı derdi var. Allah bize sabır ve güç versin diyorum :)

Selma Er dedi ki...

Melisa'nın okulu hayırlı olsun.Dilerim her zaman başarılı,sağlıklı ve mutlu olur.Benim kızım şimdi 18.yaşının içinde.Lise son sınıfta.Okul öncesi ve ilköğretimde her aferin ve tam not aldığında ona minik hediyeler aldım,sürprizler yaptım.Bazen renkli bir kalem,silgi,toka,çorap,ya da istediği minik bir şey.Kızım 2 aylıktan 3,5 yaşına kadar evde bakıcı annesi ile büyüdü.Sonra yuva,okul öncesi vs.Hiç yalan söyleme dedim ona.Bazen ufacık bir yalandan kurtulmak için başka bir yalan,sonra onu örtbas etmek için bir yalan daha..Sonra işin içinden çıkamazsın dedim.Biraz sabır..Derslerini kendisi çalışsın,sorumluluğunu bilsin.Anlamadığı,yapamadığı zaman sizden yardım alsın.Ödevini hiç yapmazsa öğretmenin davranışına göre bir dahaki sefer ödevini tam yapacak.Her zaman başarılı çocuklarla birlikte olsun.Okulda ön sıralarda otursun.Şimdi sizin ilginizi çekmek için de yalan söylüyor olabilir.Yeni yardımcı teyzesi,yeni okul,yeni arkadaşlar ve sorumluluklar..Kolay değil..Ama zamanla çok kolay olacak.Sevgiler.

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Çocuk sahibi olan her anne sanırım bu konuda çok şey yazacaktır ve hissedecektir. Geçenlerde yabancı dergilerden birinde dergi kapağıydı:Çocuk Büyütme Sanatı!

Çok yönlü düşünülmesi gereken ve her yönüyle zor olan bir sanat. Üzerine "insan" yetiştiriyor olmanın ağırlığı! Ve ancak bizler kendimizle mutluysak mutlu çocuklar yetiştirebiliriz.

Baykuş Gözüyle`nin yazdıklarına katılıyorum, ödevlerini kendisi yapması gerekiyor. Öğretmenler de bu öneride hep. 1.sınıf için belki anlamadığı soru varsa açıklanabilir ancak diğer sınıflarda bunu bile önermiyorlar.

İçinizi rahatlatın herkes bu durumdan geçti ve geçiyor...Bizler de böyle büyüdük, yalan da söyledik, kıskandık da, düştük, yaralandık, yeri geldi karşı geldik annemize, inatçılık da yaptık...herkes az ya da çok yaptı bunları....

özlemköse dedi ki...

Zeynep Abla, oyle icten samimi yazmissin ki duygularini celiskilerini gelgitlerini, burada her satirini duyumsayarak okudum icimden ve hep boyle anlarda hatrima gelen bir soz aklima " elbet aci ceker tomurcuklar acarken buyurken elbet her sey zorlanir". Benim yapabilecegim bir sey olursa mail adresimi bana nasil ulasabilecegini biliyorsun..Seni sevgiyle kucakliyorum

Hayat İzlerim dedi ki...

Zeynep'cim çok zor.
Okulkoşullarına 3. sınıfta alışıyorlar ama o zaman da daha değişk sorunlar ortaya çıkıyor. Sabır başka hiç bir şey değil sabır....
Her ne kadar becerebilirsek artık, üzme kendini olur mu?

Adsız dedi ki...

merhaba , neden zor biliyormusun ilğili anne olduğun için zor. bu yaşadıklarının hepsini çocuğu ile ilgili her anne baba yaşıyor merak etme bu konuda yalnız değilsin bunlar tatlı sorunlar tatlı telaşlar önemli olan onların sağlıklı olmaları üstesinden gelinmeyecek hiçbirşey yok ne çocuk için ne anne baba için sadece sabır hoşgörü hem çocuğun için hem kendin hem çevren için

Melange dedi ki...

Zeynepcim,senin icin zor oldugu kadar Melisa icin de yeni ve alismasi gereken yepyeni bir dönem..mutlaka kendi icinde zorluklar yasiyor, bunun üstesinden gelmek icin yalan söylüyor, O'na sadece yaninda olarak, konusarak ve konusturarak ve sorumluluklarini kendisinin üstlenmesini ögreterek yardimci olabilirsin. Hic üzülme, düsücek kalkicak, yalan da söyliyecek ama dengelerini de böyle bulacak, sen yeter ki en güvendigi kisi olarak hep yaninda oldugunu hissettir. Ve direncini kirmak istemem ama, inan ortaokul. lise yillarinda da durum fazla degismeyecek, belki sorunlar sekil degistirecek o kadar..:)) sevgiler sana, Melisa'ya da piril piril bir okul yasami diliyorum...

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, Tuna'nın dediği gibi, çocuklarımız varolma mücadelesi veriyorlar. Çok zorlandıklarını biliyoruz. Bizde onlarla birlikte zorlanıyoruz. 2. Dönem çocuklarımızında bizimde daha da rahatlayacağına inanıyorum :)

New York'tan dedi ki...

Kolay degil, cocuklara sorumluluk veriliyor, adi ustunde cocuk, insallah cabucak atlatirisiniz bu donemleri, bir cok blogda gordum bu yazi alistirma odevlerini, burada o kadar az ki verilen odevler ozellikle ilkokul 1 de, yazi dersi diye bir sey yok, cocuklar karman corman yaziyor bunu da tasvip etmiyorum ama Tr' kadar da agir degil,bende kendimce Tr de alisik oldugumuz yazi sitili ile yazdirdim, duzgun olsun yazisi diye :)

thalassapolis dedi ki...

Biz böyle değildik be Zeynep'ciğim galiba ondan zor geliyor herşey biz önümüze konulan yemeği yer, efendi efendi okula gider sorun çıkarmazdık.
Bizim ailelerimiz şanslıymış gerçekten...
Çok zor bir dönem, şimdi okullar da mı zorlaştı nedir çocuğu 1. sınıfa giden tüm anne babalar senin de söylediğin gibi saatlerce ders çalışıyorlar çocuklarıyla.
Herşey bu kadar neden nasıl zorlaştı.
Daha biz çok yolun başındayız ama ne olursa olsun çok seviliyorlar iyi ki varlar...
Bu kadar içten bir yazıya daha ne kadar yorum yapılır ki
Sevgiler gözlerinizden öperim...

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

7. ODA, merhaba. Tavsiyelerin için teşekkür ederim. Seninkine benzer bir konuşma yaptım. sanırım faydası oldu.

Mon clementier; evet bir pedagogdan randevu aldık. Önümüzde ki hafta cumartesı günü tavsiyelerini dinleyeceğiz. ama inan herşeyden önce bizim ihtiyacımız var.

Deli annem, evet yardımcımız gerçekten şu günlerde elzem oldu bize, hepimiz biraz rahatladık. Bu tempoda evle ilgilenmek çok zordu.Rutine hem onun, hemde bizim alışmamız gerekiyor. Bu konuda tek yapılması gereken, onunla birlikte bizimde disipline olmamız.

Tunacım, beni anlayacağınızı tahmin etmiştim :) evet her başlangıç biraz sancılı oluyor. Her anne-baba yaşıyor ve ilk tecrübede bizim gibi bocalıyor. Bizde bu olaylarla olgunlaşıyoruz.

Natalicim, alışkanlık oluşturana kadar yanında olmak ve yönlendirmek ve sonrasında sadece yanına gidip gelmek gerekiyor. Çünkü tek başına odasında ders çalışırken, defteri dışında herşeyle ilgileniyor. Oyun çağın daki bir çocuğun , ağır bir tempoyla başlayan okul hayatına alışması ve dış dünyaya alışması için biraz sabretmemiz gerekiyor.

Lale hanım, hani demişsiniz ya, zaman çok çabuk geçiyor. Ben ondan da çok korkuyorum. bugünleri özlemekten, vaktin dolmasından..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Buketcim, bende anlamıyorum. 2. diyorlar. ama deliyürekli olmak lazım, o da bende yok. şimdiden bittim ki , daha kızımında çocuğu olucak , ona da enerji ayırmalıyım di mi :)

Selma hn. Ne mutlu bana ki, bu hafta hiç yalan söylemedi, hatta hep itiraf dolu bir hafta geçirdik. Sanırım, stresi azaldı ve buna karşı savunma mekanizmasını devre dısı bıraktı.

Özlemcim, sen bir tanesin. Senin sayende bende içimde ki durumdan rahat kurtulmuştum. Bu durumda ya da her durumda hatalı bir durumum olursa, beni uyarırsın. Herşeyi oldugu gıbı yazıyorum, kendımden saklayacak bır durumum yok. Bu sekılde rahatlıyorum. Bu haftasonu Pedem danışmanlıktan bir randevu aldık. Anaokulunda dürtüsel kontrolle ilgili şüpheleri , bir uzman ve yapılacak testlerle sonuclanacağını soylemıslerdı. ıcımız rahatlasın ıstıyoruz. Cok fazla konusuyormus sınıfta. ogretmenı en on sırada masasının onunde oturmaya devam edıyor. Duramıyor dıyor, ama benım de duramama durumum var :)

Sevgili melange, şu an olmam gereken noktayı, duruşumu tarif etmişsin. Teşekkür ederim. İlk önce ben dengeli olucam, sonra dengeyi tanıtacağım, alıştıracağım ve dengeli yaşamayı öğreneceğiz. Aslında cok kolay gözüküyor.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Didemcim, hem onlar hem de biz bu unsura alışmaya çalışıyoruz. Okuma ve yazmayı öğrendikten sonra herşey biraz daha normale dönüyormuş. Umarım bu dönem çabuk gelir.

New york'tan. ödev ya da okuldaki dersler. Öğretmenler de sanki yarış içindeler ve çok ççocukla istedikleri gibi uğraşamadıkları için, eve çok fazla konu ve ders kalıyor. Etütte olmasına rağmen, eve çok şey geliyor. Çünkü etütte yorgun oluyorlar.

Thalassapolis ; bende hiç yardım edilmeden okuduğumu biliyorum. Her görevi kendim yapardım. Gerçi bu kadar çok değildi. Okulda bir kaç satırla, ödevsiz, okumayı yazmayı öğrendiğimizi hatırlıyorum. Herşey okulda oldu bitti. Biz şimdi evde kendimiz çocuğumuzu, öğretmenin yönlendirmesiyle okutuyoruz sanki.

Selin Ergeçer dedi ki...

Tatlım benim, çocuğum yok ama yazdıklarını okuduktan sonra seni nasıl iyi anladım bilemezsin, e tabii anlayabileceğim kadarını anladım çünkü eminim ki bir çocuğu olan anne-baba kadar anlayamayacağından eminim.
Bir çocuk yetiştirmek,onu hayata hazırlamak, bu esnada da kendi hayatımızı yaşamaya çalışmak gerçekten de çok kolay değil. Bazen isteklerimizi ertelemek, sevdiğimiz kişilerden uzaklaşmak, bütün zamanımızı çocuğumuza ayırmak zorunda kalabiliriz. Bir de bütün bunlardan sonra çocuğumuzda da bu gibi sorunlar görünce ister istemez moralimiz bozulabilir. Çok normal bunlar. Belki şu aşamada bir pedagogdan yardım alabilirsiniz, sizi biraz destekleyebilir, nasıl yol almanız gerektiği ile ilgili fikirler verebilir canım. Eğer istersen pedagog bir arkaşım var,aklında olsun ;)

Ful yaprakları dedi ki...

ben henüz anne değilim ama çok büyük sorumululuk gerektirdiğini bliyorum, kolay gelsin size:))
ama en son mutlu fotoğraftan anlaşılıyor ki gayet başarılısınız ve şu an her şey yolunda;)

bir de parantez içinde ojeler çocuklar için çok zararlı, tırnakların hava almasını ve gelişmesini engelliyor;)

sevgiler,

Aslı dedi ki...

Tüm yazdıklarınızı okudum ama merak etmeyin atlatıcaksınız bu dönemi. Şimdi çok uzak bir düşünce gibi geliyordur eminim ama büyücekler ve siz keşke küçük olsalardıda ve şimdi anlattıgınız sorunları yaşasaydım diceksiniz :)

Birde biz insanlar için o an, yaşadıgımız an önemlidir, o anki sorunlar ve ancak yaşayan bilir o çaresizligi. Bizler şu an ne söylesek boş aslında..

Ama lütfen emin olun atlatıcaksınız bu sorunları..Ve yukardaki fotoya bayıldım, söylemeden geçemicem :)

Adsız dedi ki...

inanın bana eve ödev gelmesinde öğretmenin hiçbir suçu yok müfredat o kadar yoğun ve gereksiz projelerle dolu ki öğretmenler ne yapsın bir teftiş sırasında öğretmenden istenenleri eğitim dışında öğretmenlere yüklenen angaryaları bir bilseniz

Ece dedi ki...

merhabalar,

henüz çocuğum yok ama çocuğum olması hayallerini kurarken tesadüf bu ya buraya denk geldim. zor olduğunu hep düşündüm çocuk konusunun, çocuktan ziyade anne baba olmanın, hatta daha çok anne olmanın ne kadar zor olduğunu düşündüm.

kolay olan ne var onu da bilemiyorum.

dilerim tüm bu zorluklarınızı güzel kızınızla daha yumuşak atlatırsınız.

Sevgiler,

Ece