6 Ekim 2011 Perşembe

TAKSIM'E GİDİLİNCE NE YAPILIR? NERELERE GİDİLİR ? :)

(Bu hafta , geçen haftasonunun yorgunluğu, kızımın okul ve benim iş telaşından, blogumdan ve sizlerden ayrı kaldım,
Heyecanla geri döndüm .)

İşyerinden bir arkadaşımla birlikte Taksim'e gittik Cumartesi günü. Melisa'da babasıylaydı. Yani ipini koparmış gibiydim o gün. Hiçbir şey engel değildi, hadi diyince her istediğimizi yaptık. Taksim'e girer girmez, Fransız konsolosluğunun dışında ki reklamlarda farkettiğimiz resim sergisini gezip, aynı zamanda bir Fransa'ya gidip gelelim dedik. Konsolosluğun bahçesini, kafesini halka açıktır diye özellikle belirtmişler.


Sergi çok dikkat çekiciydi. Farklı resim ve sunum şekilleri vardı. Ben hemen yorumumu yaptım, Sanat budur diye ... Yapılmayanı yaptıkları için... Slerginin adı " ULTRAMEMOIRE 4" 16 Eylül - 11 Kasım arasında gezilebilinir.




Bu çalışmayı şöyle izah edeyim. Bu tablonun kare kare fotoğrafı çekilmiş. Her fotoğraf tab edilmiş ve sonra zımba ile birbirine birleştirilmiş. Ben çok sevdim, yapılmayanı yaptığı için...


Bu resimlerde etamin sevenler için, fotoğrafla , gerçek etaminler birleştirilmişti.



Fransız konsolosluğunun bahçesi, çok sessiz , ayrı bir dünya, ülke zaten :)

Oradan çıkıp Aksanat'a girdik. Fotoğraf sergsi vardı. Çok hoşuma gitmedi açıkçası. Aslında benim amacım, aylık bültenini almaktı. BRUNO SERRALONGUE'nin Zaman kapsülü adlı sergisi . 15 Eylül- 28 Ekim tarihleri arasında geziliyor. Fotoğraf koymak istemedim. Bana pek hitap etmiyor.

Çiçek pasajının önünden geçerken, içeriye bir göz atıp , "geçerken sana da uğrayıp merhaba demek istedim" dememek olmazdı.

Bu fotoğrafta ki kim ya da neden koymuşlar Çiçek Pasajının içine bileniniz var mı ?



Arkadaşım aslen İstanbul'lu olmadığı için ona bilmediği bir çok yeri de gezdirmek benim için büyük zevkti. Avrupa pasajı'nı daha önce görmediği için küçük dükkanları gezdik. Ben burayı küçük kapalıçarşıya benzetiyorum. Detayları ve bu çarşıyı gezerken hep bir müze geziyormuş gibiyim. Her yeri turist gibi ilk defa görüyormuşçusuna....

minik antika şişeler ve kutular ...

bir gün hepiniz benim olacaksınız :)



Avrupa pasajı detay...



Sahaflar çarşısına girer girmez, ayaklarım beni bu minik davul bavulun önüne getirdi. Karşıma bu resimler çıktı. Neden ben dedim kendi kendime... Bu insanlar nerede şimdi sorusu ??? Çok duygulandım, hemen çıktım oradan.

Ondan sonra girdiğimiz mağazanın haddi hesabı yok. Pasajlar...Sokaklar...Karnımız acıktı. Farklı bir ortam seçtik, daha evvel başka bir şubesinde sakızlı kahvesini içmiştim. Çok kalabalık olmayan ve genelde turistleri ağırlayan House Cafe'ye girdik. Çok güzel bir mekan, çok şık bir restaurant.!


Lambaların ucunda kanatlar... İnanılmaz şık bir dekorasyon.


Saint Antuan kilisesine uğradık...

Kahvemizi de başka bir yerde içelim dedik. Sırada Cezayir sokağı vardı. En son Melisa'ya hamileydim gittiğimde. İlk zamanlarda ki havasını kaybetmiş bence. Ama yine de sokaklar şirin ve cıvıl cıvıldı.

Burası, Cezayir sokağına gitmeden bir yerdeydi. Masanın yanında ki yastıklarve üzerinde ki örtü yaşanmışlık ve eskilerden bir iz gibi duruyordu dükkanın girişinde...


Bu masa güneş almıyor olsaydı, kahvemizi burada , balıklarla birlikte içecektik. Her masada minik bir akvaryum vardı. Ne hoş dimi...


Kahve için, ne zamandır gitmek istediğim  Ara Cafe'de içtik. Ara Güler'in evinin hemen yanında, burası da duyduğuma göre kiracısıymış.  İyi ki gitmişiz. Kahvesi de gerçekten çok lezzetliydi hani...


Hadi dedik, bir çılgınlık daha yapalım, Taksim'e gelmişken, Nişantaşına yürüyelimYıldızları görelim, oradan Kadıköy'e geçelim.

Valikonağı bizi kelebeklerle karşıladı.:)


Yorucu bir gün Nişantaşından Kadıköy'e doğru uzandı. Bu fotoğraf çok enteresan oldu.

Bu arada bir çok yıldız gördük, fotoğraflarını çektik, ama bir sonraki yazıya.

26 yorum:

Çileksuyu Sibel dedi ki...

Harika Istanbul'um da harika gecen bir gun.Oyle ozluyorum ki,bende orda olsaydim,ben de aynen boyle gezerdim sanirim.nice keyifli istanbul gunleri paylasman dilegiyle,uzaktakilere iyi geliyor:)

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Güzel bir gün olmuş. Biz de ne zaman İstanbul`a gitsek hemen hemen aynı mekanlarda oluyoruz. (bazen de sadece konser için) Şu sıralar canım Bienal`e gitmeyi çok istiyor ama imkansız görünüyor:((( Açık Kapı da kaçtı:(

cafenoHut dedi ki...

Bu cumartesi için acayip planlarım var... İnşallah yine ani bir iş falan çıkmazsa vuracağım kendimi sokaklara:)
Ne güzel gezmişsiniz..

birdysevda dedi ki...

Pazar günü de Taksim'den bir Sapanca'lı yani ben geçtim ;)Kış gelmeden hemen önce son güzel havalarda ne de güzel geziliyor.

oyumben dedi ki...

Gezmiş gibi oldum. :)

Syhn dedi ki...

hey dostum amma gezmişsin ;)

şampiyonda kokoreç yemedin mi aşk olsun. birde mehmet efendiden kahve içmeliydin. neyse ki kahven güzelmiş :)

bende nicedir gitmiyorum çok imrendim çookkk...

Banuca dedi ki...

Harika fotolar, sayende İstanbulu adım adım geziyorum...
Baykuş gözüyle blogu listende mi? O minik parfüm şişeleri koleksiyonu yapıyor, o dükkanı biliyor mu acaba :)

Hülya dedi ki...

Ne güzel yerlerde gezmişiniz.çok güzel resimler.çok şık mekanlar. sefanız olsun..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Sevgili Sibel,
Aynı şehrin içinde bile özlüyoruz, sizi düşünemiyorum bile..

Semi Merhaba, Ben yine hazırım, gelirsen birlikte yine aynı yerleri keyifle dolaşırız.

Cafecim, işte bizde aynen öyle yaptık, kendimizi sokaklara vurduk. İnan ki o günden beri kendime gelemedim. Çok yorulmuşum.

sevgili birdy, baharda çok güzel oluyor gezmek dimi ama. Gerçi kışında her daim, başınızı sokacak bol yer var Taksimde...
Merhaba oyum ben, sırasıyla gezince iyi oluyor...

syhncım, şampiyonun önüne gittim, buraya sonra geliriz dedim.ÇOOOK severim, özellikle şampiyon kokoreçini, bak bu saatte canım çekti. Ama Housecafede ki porsiyonlar büyük olunca yer kalmadı maalesef. Bu haftasonu aklımda..

Banu h..pardon Banucan desem :) Baykuş gözüyle, benim en yakın arkadaşlarımdan biri. 20 senedir tanırım kendisini, Natalicim benim.. O şimdi okur bu postu, ama mutlaka biliyordur orayı..

Merhaba Hülya, Beğenmene sevindim, çok gezmişim hala yorgunum...

Selma Er dedi ki...

Sevgili Zeynep Hn,fotolar harika.Tam da benim Beyoğlu'nda gezmeyi ençok sevdiğim yerlere gitmişsiniz.Biz de birkaç ayda bir İstanbul'a gelen-İzmir'de yaşayan-üniversite arkadaşımla Beyoğlu'nda gezeriz.Çiçek Pasajı,Fransız Konsolosluğu,Cezayir Sokağı,Beyoğlu'nun cafeleri,kitapçıları..Gez gez bitmez.Bir tek House Cafe'ye gitmedim hiç.Birgün birlikte Beyoğlu'nda bir cafede oturmak dileğiyle..Sevgiler.

laleninbahcesi dedi ki...

Ben Taksim'i özlemişim yav Zeynep... Faransız Konsolosluğuna acilen gitmeli, sergiyi gezmeliyim, Ara Cafe çoktandır aklımda... Avrupa pasajında vitrinlere yapışırım hep:))Geçen pazar caddede o kadar dolaştım, arabaya bindikten sonra aklıma geldi yıldızların resmini çekmek.
Bir gelmiş ama pir gelmişsin Zeynep, bayıldım ben bu posta.
Sevgimle

okuyan dedi ki...

birebir gidip gezsem bu kadar keyif verir miydi bilemiyorum...
güzel fotoğraflar ve içten anlatım için teşekkürler...
sevgilerimle...

New York'tan dedi ki...

Tek kelimeyle harika, kiskandim sizi :)

Meral Sanatevi dedi ki...

Dün hadi dedim Istanbula inip gönlümce gezeyim Taksim Cezayir sokağı aklımdaydı, ama acil bir sipariş gelince erteledim, bu fotoğraflar süper oldu ama çoook özlemişim memleketimi, yüreğine sağlık...

Adsız dedi ki...

Meyra/Meyraningemisi; Zeynepcim akşam ayaklarındaki hissiyatı merak ettim doğrusu ne güzel gezmişsin yine,deli imrendim sana:))bu arada zımbalı fotolu tabloya bayıldım yaratıcılık konuşmuş resmen nasıl isterdim şimdi ben o sergiyi gezmeyi..
gören gözlerine teşekkür ederim sabah sabah bu post iyi geldi:)

sufi dedi ki...

Benim de elimden tutup gezemediğim göremediğim yerleri bana gösterdin.Teşekkür ederim.Bir fotoğrafın altına birgün hepiniz benim olacaksınız:) yazmışsın, ben de "antika şişeleri konuşturabilseydim keşke" diye düşledim.Sevgiyle GEZ ve bizimle yine PAYLAŞ ne olur.sevgilerimle.Tontini.

Bugday Tanesi dedi ki...

Her fotoğrafın bir ruhu var, hepsini ayrı ayrı çok beğendim. O akvaryumlu masalar pek güzelmiş. Keyifli bir ortama benziyor hakikaten.

Lumos Design dedi ki...

çok hoş bir post olmuş, bir de istiklal'in vazgeçilmezlerinden, bir zamanlar Atatürk'ün de favori mekanlarından olan Rejans restoran vardı kapanmasaydı:(

isoon dedi ki...

terkos yokmu terkos :)

Yeşim dedi ki...

Canım benim sayende gidip gezmiş kadar oldum :) bana İstanbul turu yaptırdığın için teşekkürler ;)

Aslı dedi ki...

Fotograflar gerçekten harika. Ayrıntıları ne güzel yakalamışsınız :) Ah öyle seviyorumki Taksim'i. Sizin gözünüzden yeniden görmek iyi oldu..

Akvaryumlu masalar ne kadar hoş..

Sümeyye dedi ki...

ne hoş fotoğraflar çok severim taksimi ama hafta içi daha da bir güzel oluyor sanki...bu arada kanaviçeli fotoğrafa bayıldım :)

parıldayan çiçek dedi ki...

İstanbul bir başka güzel.Fotoğraflar çok güzel.Bu aralar benim de gelesim var.Benim oğlumda modern sanatla uğraşıyor.Performans sanatçısı.Sevgiyle kalın.

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zeynepcim harika bir post her ne kadar da buradaki her yeri bilsem de tekrar senin gözünden gezmek çok güzel oldu...
Çiçek pasajı fotonu ve son fotoyu özellikle çok beğendim.Keşke vaktin olsaydı da yanımıza uğrasaydın ben sen Beyoğlundasın diye tekrar haber vermemiştim...

Banuca'yı cevaplamışsın ama ben de cevap verirsem o dükkanı biliyorum:))ve hayranlıkla izliyorum sadece;)

zero dedi ki...

Zeynepcim Fransız Konsolosluğu'ndaki sergi çok ilgi çekici gerçekten. Kolaj çalışmalar hep yaratıcı ve çok ilgi çekici olmuştur benim için de. Masalar kalktığından beri Ara Kafe'ye gitmedim hiç. Şimdi böyle o sokağı kupkuru görünce bir fena ooldu içim. Hiç yakışmıyor hiç. Avrupa şehirlerinin neden hep o kadar sevimli ve sıcak göründüğünü düşüünürüm biliyor musun? Çünkü çoğunda kafeler hep kapılarının önüne, kaldırımlara, sokaklara üç-beş masa atarlar. Sen girdiğin bir sokakta ya da caddede bir cafe olduğunu bilmesen bile, uzaktan eğer sokakta bir masa görürsen hemen "hah şu ilerde bir kafe var galiba, gel bir soluklanalım" deyiverirsin. Bizse zaten şehrin böyle sadece bir iki yerinde olan bu güzelliklerimizi bile traşlayıp herşeyi kuru kuru, adeta bir çöl misali bırakıyoruz. Çok sinir oluyorum bu durumlara çok!

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

zerencim, masalı halini görmüştüm, daha güzeldi. Hem orası ara sokak, sıcaklıgı cok guzeldı masalarla.
sna katılıyorum.
sevgilerimle

Natalicim, aslında ara sokaklara da dalmak isterdim, yeni yerler kitapçılar, galeriler keşfetmek için, ama vakit yetmedi. Belki birlikte gezeriz bir gün.
sevgiler

Parıldayan çiçek, çok memnun oldum tanıştığıma. GElirseniz buralara, size arkadaş olabilirim.

Sümeye, hafta için daha sakin tabii. bir de herkes işteyken gezmek daha bir anlamlı oluyor. :)

Aslı Merhaba.
BAlıklı masada benimde aklım kaldı. BAşka bir arkadaşımla, orada oturup kahve içmek isterim, gelir misin...:)

Yeşimcim, ne demek, gezdikçe paylaşıyorum işte...

isoon merhaba , ben yorumunu anlamadım desem :)

Lumos Design ; o mekanı bilmiyordum, ama mutlaka tekrar gündeme getirirler..

Merhaba Sufi, Elimden geldiğince gezdiririm tabii, ben gezdikçe. sevgiler

Meral sanat evi, mutlaka gidip balıklı masada oturmanı tavsiye ederim.

Sevgili NEwyork ; İStanbul'a ilk geldiğinizde bence Taksimde bir özlem giderin.

Sevgili Okuyan ; Adadan istanbul'a döndüğünde, belki bir gün yolumuz TAksim'de birleşir ;)

Lale hn, havalar daha bozmadan gezmek keyifli, gerçi ben soğukta da geziyorum üşüye üşüye...

Selma hn. Memnuniyetle, sohbet ve kitap keyfiyle, sevgiler.