10 Kasım 2011 Perşembe

DOLU DOLU GEÇEN BİRKAÇ GÜN

Tatil günleri dolu dolu geçti. Herşeyden önemlisi her sabah kalkıp, Melisa'nın yazma - okuma çalışmalarını yaptık. Dergiden ve kitaptan bir dünya ödev ( ya da çalışma diyelim ), dışında değişik kaynaklardan fotokopiler , atölyemde ki yatağın üzerine yayılmış ve sıraya konulmuş vaziyette, her sabah bizi bekliyordu. Ders anlatırken çok çabuk sinirleniyorum. Sesim yükseliyor, bu yüzden sabahları hep üstkata kaçıp, kapıları kapadık. Babamız uykusunu tam alsın diye. Melisa'da büyük bir azimle, bırakıp kaçmadan, sıkıldım  ( anne senden) demeden , derslerini kısım kısım bitirdik. Hatta bayramın 3. günü 10-16  arası hiç kalkmadan, sadece tuvalet, su, tost arası verdik. Saati hiç anlamadık , ta ki hava karardığını hissettiğimizde, bir hışım kendimi dışarı market alışverişine attım. Hatta o gün, bütün gün pijamalar da üzerimizde kalmıştı.
şurada görünen mavi kutu, kalemtraş çöpü kutusu :) ders bittiğinde ağzına kadar dolmuştu.

Dün , fuarda sergilenecek resmin teslimatı için, Çekirdek Sanat grubunun sahibinin  ( Tuncay Takmaz)atölyesine gitmek için, Taksime doğru yol aldık. Arabayı Beyoğlunda Küçükparmakkapı'da bulunan otoparklardan birine park etmişiz ki , geçtiğimiz yerlerde eski anılarım canlanınca farkettim. Dedemin işyeri buradaydı. Küçük bir atölye ya da tamirhanesi vardı. 

Kitap kapağı gibi bir fotoğraf yakaladım bence :))

Gözlerim yaşarıp, içlenmeye başlamışken, bir açıklama yapma gereği duydum. Etrafa bakıp, hatıraları, dedemi , ve dükkanını ararken, telefonum çaldı ... bir müşterimden bayram günü gereksiz  ve tekrarı olan  birkaç dakikamı alan bir aramaydı.... bir yandan fotoğraf çekmeye çalışırken, bir yandan telefon çok gerildim.  Bizimkilere de seslenip gitmeyin, burada biraz kalalım demeden, caddeye çıkmıştık. Neyse ki dönüşü vardı.
 İstiklal caddesinde, Rumeli hanın en üst katındaydı.
Rumeli Han

Pasajdan geçip, derinlere kadar ilerleyip, küçük bir asansöre binip, eski yapının içinde bir kaç tedirgin saniye ile üst kata tırmandık. Çünkü , asansörün kapısında, kontrol etmeden binmeyin diyordu. Binerken vardı da, ya kopupta  düşersek korkusuyla , bir yandan asansör bizi yukarı çıkarırken, mekanizmayı ve halatı inceledik. Kata vardığımızda bir kedicik, sahibini bekliyordu. Atölye henüz açılmamıştı. Resmi kenara dayayıp, eşimi zor ikna edip, İstiklal caddesinde, Tünele doğru sabah sakinliğinde bir yürüyüş yaptık.
Mağazalara baktık, kitapçılara, St. Antuan kilisesine bir merhaba dedik. bahçesinde yeni bir heykel vardı. Bence çok başarılıydı.

Siz ne dersiniz?


Eski kitapçıya giremedim. Bir daha ki sefere....


Bu tüyleri ve setleri ilk defa görüyorum.

Semazen olarak, bu figürleri ilk defa görüyorum. Hep elleri açık vaziyette vardı.

İstiklal caddesinden ayrılma ve kuzenimle buluşma vakti gelmişti. Eski oturduğumuz semtimize Teşvikiye'ye gittik. Kaldırımda ağır ağır yürüdük. Işık lisesinde Aydın Doğan karikatür yarışmasının sergisini gezdik. Uzun olduğu için daha sonra paylaşmak istiyorum.
Reasürans çarşısına girip, küçük sevimli Aşşk Kafe'de oturup kahvelerimizi söyledik.

Bu tatlı kedicikte bize eşlik etti. Biz giderken halen aynı vaziyette yatıyordu.


Kuzenim ve eşiyle yaptığımız uzunnnn bankalar, krizler, çocuklar, akrabalar muhabbetinden sonra , güneşli havayı değerlendirip, kalkıp yürüyüş yapma kararı aldık. Abdi İpekçi'den Nişantaşına doğru, tüm sosyete :)  mağazalarına göz atarken ," anne sen buralara gelmişsin, yıldızlar burada çünkü "diye kolumdan çekiştiren akıllı kızıma yakalandım. O gün onu babasıyla bırakmıştım. Bir yandan da , fotoğraflarını çekmediğim birkaç yıldızın daha fotoğrafını çektim.



Kuzenim Gökmen dayımız, Melisa'nın elinden tutarak hoplaya hoplaya bir mağazadan içeri girdiklerini gördüğümde, Melisa'nın ellerine hakim olmak için, ben de ve biz de kendimizi içeri atıp, magnetlerin 20-30 liraya satıldığı mağazadan çıkmaya, çıkartmaya çalışırken, yengemizin eli, aşağıda ki kalem kutusu ve kalemtraşa, kuzenim eli de maalesef ucu taşlı  kalemlere gitti.

Çok yalvardım , almayın kıymet bilmez , hergün 3-4 kalemle gidip 1-2 kalemle geri geliyor. Her hafta 2 kalemtraş kaybediyor dedim. Dinletemedim. "O çocuk, belki bunlarla kıymetliyi korumayı, sahip çıkmayı öğrenir" dediler. Gerçekten de öyle oldu. Evde bıraktı bunları, evde kullanmak için.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Bu kalemlerin aynısı, Tünel'de tüylü kalem satılan o şık dükkanda vardı. Çok içimi çekip beğenmeme rağmen, fiyatı pahalı olduğu için almak istememiştim. Gel gör ki, kader, bu kalemleri yine benim elime düşürdü. Demek gerçekten istemek böyle birşey oluyormuş. ;)

16 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

ufff çok özlemişim oraları bennn...
Bu ara babamın hastalığı nedeniyle uzak kaldım oralardan. O tüylü kalaemlerin satıldığı dükkanın vitrininin önünde yarım saat durmuşluğum vardır:)
Ne kadar çok ödevi varmış Melissanın öyle üzüldüm valla...Saat 10 ile 16 arası ödev yapmak nasıl bir sabır işidir,kutlarım ikinizi de.
sevgimle

tülin dedi ki...

Yazdıklarını okurken benim çocuklarla ders çalıştığım zamanlar geldi aklıma Zeynep :(
Sabır törpüsü gibiydi o saatler.
Şimdi ikisi evde vizelere hazırlanıyor,inanamıyorum.Az önce ıhlamur-kek ikramında bulundum kendilerine.Artık onlara katkım bu kadar :)

Seçkilerine bayıldım.Evde o kalemden yapmanın yolunu arıyorum.
Semazenler çok etkileyici.
Teşekkürler.

7.oda dedi ki...

ders çalıştırırken sesi yükselmeyen bir anne var mıdır acaba :)
sanırım sadece öğretmen anneler olabilir..

tüylü setlere ve yıldızlara bayıldım !

kara kitap dedi ki...

niye bu kadar çok ödev var anlamıyorum :(( dün akşam bizim evde yine kıyametler koptu.biz bir de karı koca kavga ediyoruz.vosvoslu foto süper olmuş.

Sihirli Günce dedi ki...

Ahh o ders çalışmaları..Geçen sene çok çekmiştim ben.Peri'de benden çekmişti tabii.Ama bu sene çok daha verimli ve sakin geçiyor.
Darısı başınıza..:)
O taşlı kalemler ne kadar şıkmış öyle..

cafenoHut dedi ki...

yaa ben anlamıyorum sadece benim günlerim mi kısacık... Okuyorum okuyorum bir gün içinde nerelere nerelere gitmişler neler yapmışlar diyorum.. Ben neden yetişemiyorum hiçbirşeye...
Ne güzel bir gün geçirmişsiniz hem hava da harikayken...
Kalemler de konuşuyor gerçekten parıl parıl:)

Eren dedi ki...

Çok keyifli bir yazıydı, elinize sağlık, fotoğraflara bayıldım, kızınızla çalışma masanız çok tatlı, tüylü kalemler panter kırtasiyede çekilmiş sanırım, çok şıklar:)

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, kalemleri görünce bende okula götürmese de diye düşünmüştüm ki, akıllı cimcime zaten evde bırakmaya karar vermiş :)
Ne güzel geziyorsun, 1 güne ne kadar çok şey sığdırıyorsun. Keyifle okuyorum :)

hüznün tadı dedi ki...

Melissa'nın ilk senesi değil mi? Üçüncü sınıfa kadar sabır. Ondan sonra kendi kendine çalışma alışkanlığı oluşuyor.

Buket dedi ki...

sorma zeynep, 2.sınıf daha çok ders daha çok test demekmiş. biz de çok çalışıyoruz zaman yetmiyor. Allahtan pelinde o sorumluluk oluştu, isteyerek yapıyor..

evcilik dedi ki...

Ne güzel yerler ve de ne güzel bir anlatım...
Minik hanıma okul da başarılar...

okuryazar naneşekeri dedi ki...

Fotolar çok güzel.Turuncu Vosvos'un olduğu foto bence bir film sahnesi gibi.Süper :)

Kokosss ;))) kelebek dedi ki...

ah ders ders ders dıye sayıklayyan anne babalar dıyolardır kuzularda kesın:)) sıra ınsallah bıgun bızede gelıcek ...bu arada turuncu vosa bayıldım

MAVİANNE dedi ki...

ne kadar güzel fotoğraflar
harika bir gezi olmuş

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Lale hn.
Neyse ki sabırlı çıktı kızım, uzun süre hiç kalkmadan çalışabiliyor..

Tülin hn. ,Gerçekten törpü gibi. Sinirlerim çok zayıfladı bu aralar.:(

7. oda ; maalesef yoktur. Öğretmen annelerde bağırıyordur. Öğrencilerine bağırıyor mesela bizim öğretmenimiz, kendi çocuğuna da bağırıyordur kesin.

Karakitap; bizde bu haftasonu tartırştık eşimle, evde değildim, ödevleri tam anlamışmış ben anlatırken anlaşılan, eksiklikler vardı... :)

Sihirli Günce ; okumayı yazmayı sökerse bu konu çözümlenir diye umuyorum :))

CAfecim, aslında eksik bile yazdım. hepsini birden yazmayayım diye.;) ama çok yorucu oluyor.

Merhaba Eren, Tüylü kalem Panter'den di :) O masa benim atölyemde ki masam.

didemcim, o kalemleri okula götürse, geriye sanırım bir - iki tanesi geri gelirdi..

Hüznün tadı; öyle olmasını umuyorum. seneye rahat edersin diyorlar ama, hadi hayırlısı.

Buketcim, aslında Melisa'da isteyerek yapıyor, ama dediğin gibi vakit yetmiyor...

Evcilik ; gezmek çoook hoşuma gidiyor :)

Okuryazar naneşekeri; di mi ama. BEnde çok etkilendim...

Kokoss; evet onlarda öyle diyordur kesin...zor gunler bu gunler...

Mavianne; gezinin her türlüsü keyifli, hele de fotograf cekınce

Aslı dedi ki...

Anlatımınız, ayrıntıları yakalamanız çok güzel. İşte bu yüzden yarışmaya katılmalısınız bence..

O heykel harikaymış, tüylü kalemler. Bir iyileşeyim gidip tekrar koklamalıyım o havayı..