30 Kasım 2011 Çarşamba

DURAN USTA'NIN YERİNİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Bu yazıyı, burnunuzda çöp şiş kokusu, kulağınızda Türk sanat müziği ile okuyun, ya da  mış gibi yapın. Hafif buğulu bir havada, şark sofrası mı desem, köy havası mı desem, yoksa doğallık mı desem. Tek bildiğim, Gebze'nin haldur huldur yollarından geçerek, kamyonların tırların arasından çıkarak, çarpık yapılaşmanın içinden çıkarak, bu yerin kapısından içeri girince, aa pardon, yanlışlıkla eve girdim galiba diyebilirsiniz.
Evet aynen öyle, yanlışlıka bir eve mi girdim acaba... Kapıdan geri dönüp bir daha bakayım diyebilirsiniz.


İçerisi bir ev. Evin salonunu mu, lokantaya çevirmişler, yoksa lokantaya mı eve derseniz, bence evi lokantaya çevirmişler. Çünkü tek kat üzerinde büyük bir ev. Bir köy evi. Şöminesi olan bir ev. Sahipleriyle ya da bize servis yapanlarla konuşmadım.


Ama 3 sene evvel geldiğimde, evin sahiplerinin bu işi yaptığını söylemişti arkadaşlarım. Hanımlar günlük doğal halleriyle , sanki eve gelen eşine, kardeşine hizmet eder gibi hizmet ediyor, sonra arka tarafa gidiyor, evin işine devam ediyor gibilerdi. Köy usulü herhalde ki, masaya gazete yayıp, üzerine birbirinin eşi olmayan, melamin, cam, porselen artık kime ne düşerse tabak dağıtmışlardı. Çatallar, su bardakları; dedim ya , gayet olağan bir şekilde abartısız, olduğu gibi, iki üçü birbirine uyuyor. Salatalar, yoğurtlar, ev yapımı ayran ve herşeyden önemlisi, o çöp şişin tadını ben daha bir yerde tatmadım. Menü sadece çöpşiş, adana yada urfa, ayran, şalgam, incir tatlısı ... bu kadar... yersen.

Şöminenin karşısında küçük bir masa ve karşılıklı üçlü iki tane kanepe. Bu benim oturduğum koltuk.

Karşımda ki koltuk ve arkada ki masalar.
3 sene önce gittiğimizde yılın son günüydü. Şirketten arkadaşlarla, Gebze deposunun keşfini yapıp geri dönüş yolunda küçük bir kutlama yapmıştık, o günden beri her Gebze'ye gidişimde, acaba hangi yoldadır ,diye araya durup, sonra vazgeçmiştim aramaktan. Geçen hafta İzmit'te gittiğimiz bir müşteri ziyaretinde , öğle saatini geçirince, dönüş yolunda , arkadaşım burayı anlatıp, gidelim mi diye sorunca havalara uçmuştum. Ama bu sefer navigasyonuma kayıt etmeyi etmeyi de unutmadım.

İçerde soba ve elektrikli soba yanıyor. Sadece şöminenin karşısında montunuzu çıkarabilirsiniz.

Herşey o eski, yeni hiçbirşey yok. Herşey yaşanmış. Masaların üzerinde kilimler ya da halılar , üzerlerinde camlar.


hava güzel olduğunda dışarda veranda gibi bir yer var, orada da yemek yiyebiliyorsunuz.

Ev sahibinin birçok eşyası da etrafta

Şöminenin üzeri. Dededen-babadan kalma fotoğraflar da vardı, diğer duvarlarda..



Mutlaka gidin derim. Kendinize bir hediye olur o gün...
Ben tekrar gidicem, en kısa sürede...
Telefon : 0262 658 06 77 :0533 767 26 33      
Şekerpınar mahallesi Atatürk Caddesi Kasımpatı Sokak No: 1  Şekerpınar Çayırova / KOCAELİ

18 yorum:

tülin dedi ki...

Çok etkileyici geldi bana Zeynep.Film mekanı gibi.
Ben Müzeyyen Senar dan''Fikrimin ince gülü'' eşliğinde okudum sayfanı.Gerçekten :)

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynep ya, Natali, Özlem hep birlikte gitsek mi? dedim ...Ben bayılırım böyle yerlere...

nokuruncocuklari dedi ki...

çok güzel yerler ve fotolar:))
sayende bir güzel gezdim:))

okuyan dedi ki...

gerçekten etkileyici bir mekan... paylaştığın için, fotoğraf ve detaylar için de çok teşekkürler...

meyra dedi ki...

Zeynepcim dediğin gibi mış gibi yaptım..kendimi bir buraktım bir rehavet,bir doyum,bir keyif ki anlatamam hissettiklerimi:)hele o şömine karşısında kedi gibi kendimi bıraktığımı anlatmak bile istemiyorum:) en güzelide her eşyanın bir yaşanmışlığı ve hikayesi olması,sormak lazım sahibine nerden nasıl esinlenip bu hale getirdiğini!! yarasın ki hatta yaramışki böyle anlatmışsın canım;)

Elifinelizi dedi ki...

Çok dinlendirici biryermiş gerçekten , kimbilir birgün yolumuz düşerse inşallah :D

Adsız dedi ki...

selam,ne otantik bir yer
natalinin gittiği yerleri okuyorum sürekli şimdide sizin gittiğiniz yerlerdeki tespitlerinizi
bize de yeni keşifler oluyor.
mekanları,şehirleri birbirimizle paylaşarak öğrenmek güzel.
resimleri göndermediniz.ama uğraştırmayayım sizi,yinede fotolarımı siyah beyaz çektiğiniz için teşekürler.
sevgiler,Lale.

Sparrow dedi ki...

fotoğraflardan bende çok etkilendim ama istanbulda olaydı keşke :D

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

İnsanın üzerinde adlandıramadığım ama çok hoş bir izlenim bırakıyor bu ev.
Senin fotolarının etkisi de büyük,ilk fotoda ışık ne güzel girmiş içeriye...
Bir de o yastıklı koltuk sondan bir önceki ,film gibi ,müzik gibi ...orada olup sessizce saatlerce oturmalı:)
Çok güzel bir posttu ,teşekkürler Zeynebim.

New York'tan dedi ki...

Cok guzel bir yere benziyor,insallah bir gun gitmek kismet olur :)

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Çok içten bir mekanmış gerçekten. Müze gibi ama çok da baygın değil. Teşekkürler adres için:)

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, bizi de götür :) Çocuklarda sever çöp şişi.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Didemcim, gidelim ilk fırsatta...Dedim ya navigasyonda işaretli yeri kolay buluruz.

Seminin Mutlu elleri; evet müze gibi bir yer aslında. Siz doğru kelimeyi buldunuz.

New York ; tabii siz gurbettesiniz, size de kısmet olur inş.

Lalecim ( adsız); çok özür diliyorum senden, siy-beyz fotoğraflar için ilk fırsatta mail atıcam sana.

Natalicim, ben o yastıklı koltukta oturdum işte... ama çok da keyfini çıkaramadım. gidince tekrar gitmek istiyorum. Gebze'de bir ziyaret ayarlamalıyım. Hatta Belki Lale hanım'ın dileğini gerçekleştirmeliyiz.

Sparrow; aslında İStanbul sayılır. Araba olduktan sonra Anadolu yakasına yarım saatlık mesafede.

Elifcim ; mutlaka düşürürsün sen.

Meyracım, Bir daha ki sefere, mutlaka sorucam. Çok etkileyici bir yer, müzik ve şömine ruhuna işliyor.

Okuyan :) gidince, tekrarını iple çekiyor insan.

nokuruncocukları ; daha farklı fotograflar var ama, ıyı cıkmamıs, bır daha kı sefere daha fotograf ılave edıcem.

Lale hanımcım; gidelim, yeterki siz isteyin. HAftasonu bir yerde bulusalım, toplayıp, götüreyim ben sizleri...

Tülincim, en iyisini yapmısın, sen daha iyi anlamısındır, bu mekanı bu sayede....

Aslı dedi ki...

Ne kadar farklı, ne kadar yaşanmışlık var o mekanda. Çok dogal, hiç bir yere uymuyor, belkide bu yüzdendir unutulmaması.Mutlaka gidilmeli gerçekten..

Melange dedi ki...

cok keyufli bir yer, cok da güzel anlatmissin, ellerine saglik..
sahiplerini merak ettim ben, icerdeki esyalara baktim tek tek, bunlari hangi zamanlarda, nerelerden nasil toplamis, aileden mi gelmis, hangileri kullandiklariymis, tüm bu keyfi yasayan kisiyle karsilasmak , sohbet etmek istedim.

zeymuran dedi ki...

güzel bir mekanmıs orada olsam gıderdım,sevgıler...

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

zeymuran merhaba. mutlaka yolun ıstanbul'a duser ve gıdersın...

Melange, bir daha ki sefere sohbet edip ogrenip yazıcam sizlere. söz..

Aslıcım; çok güzel bir tanımlama yapmışsın. hiçbir yere uymuyor. bu yuzden zevklı bır yer.

Oglak Kizlari dedi ki...

Fakat, nasıl olur. ben burayı bilmiyorum. hava biraz sogusun soluğu orada alacağımdır. epeyidir şömine diye ağlanıyordum.

teşekkür ederim.

Ukala anne Çiğdem