18 Kasım 2011 Cuma

SANAT FUARINDAN / BİR ROMEN FOTOĞRAFÇI DRAGOŞ LUMPAN

Henüz kendi sergimden-standımdan bahsetmedim farkındayım. Yarın son fotoğraf çekimlerinden sonra yazmayı düşünüyorum.
Sanat fuarın ilk günü , tanıştığım  Romen Fotoğrafçının sergisi, bana çok özgün geldi. Dragoş Lumpan.


Yapılmayanı yapan peşinde koşmak ve desteklemek hoşuma gidiyor. Sanata bu gözle bakıyorum. Koyunlar kuzular bana, ulaşamadığım saflığı hatırlatır her zaman. Kuzu... koyun koyuna uyumak... koyun gibi melül melül bakmak...Selçuk Erdem'in karikatürleri... Bakın Koyun sürülerini ve çobanları ve onların yaşamlarını , Romen fotoğrafçı Dragoş Lumpan nasıl konu etmiş... Kendi ifadesiyle;


Son Konar-Göçerler
Bu projeyi çeşitli nedenlerden dolayı başladım. İlki, meraklı olduğum içindir. Tren ve ya arabayla seyahat ettiğimde, yaylalarda koyunları görüyordum; bazen “koyun” oynardım: Romulus ve Remus 'un sayma oyununa benzer bir tür oyun, ancak koyunlarla tabi ki. Koyunların yanında birer çoban da bulunuyordu. Ve çobanların hakkında daha fazla bilgi edinmek için merak ediyordum. Nerede uyuyorlar, ne yerler, bütün gün nasıl geçer, yıl boyunca neler yapıyorlar… Öğrendim ki bazı çobanlar, mevsim ne olursa olsun her gün koyunlarla yürüyorlar, senede yüzlerce kilometre yaparak, ve gece onları nerede yakalıyorsa orada uyurlar, gökyüzünün altında. Onlar farklı bir dünya, farklı bir zamanda yaşıyorlar, yarı-kozmik bir takvimde. Ancak, zaman zaman onları rastlıyoruz.

Bir başka nedenim, peyniri seviyor olmamdır. Peynir, etimolojik bakımdan bile, en eski romen ihracat ürünlerinden biri gibi görünüyor. Gezgin Kelimeler sözlüğünde, yazar Alexandru Graur diyor: ”Muhtemelen peynir kelimesi, Geto-Daçyalı tabandan gelmektedir; bizim çevremizdeki hemen hemen tüm diller tarafından kabul edilmiştir. Slav diller bryndza kullanır; slavlardan alman dillere geçti: diyalektlere göre Brinse, Brimsenkäse. Bazen Brinzenkäse olarak rastlamak mümkün; almanca Käse “peynir” demek, böylece, büyük olasılıkla burada bir totoloji var; ancak, bu ürünü genellikle İsviçre'nin Brienz adlı bir kasabadan geldiğini düşünülmektedir ki, Brinzen-Käse “Brienz kasabası peyniri” anlamından dolayi olabilir. Şahsen, olasılığa dayalı olarak, bir şehirin ismi ihraç edilen malının adı alır şeklindeki hipotez bana daha mantıklı geliyor, ve bu ürün ilk olarak romen çobanlar tarafından hazırlanmıştır. Güney Fransa'da, “inek peyniri” için brousse kullanılıyor ve etimolojik olarak en mantıklı gelen, İsviçre'den Fransa'ya giren yine bizim “brânză„ kelimesidir.”
Eğitimim görsel olduğu için, peynir ve onu yaratanlar hakkında konuşmaya çalıştığımda, kendi dilimi kullanarak, görüntülerle anlattım.
Üçüncü neden, yaylacılığın ortadan kalkmasıdır. Sosyal değişimler nedeniyle, çobanlar artık çoban olmak istemiyorlar. Ya en azından, hayatları boyunca, her yıl, her gün yola çıkmak istemiyorlar. Bu, bir meslekten çok, oldukça zor bir yaşam biçimidir. Ve, gittikçe yolla çıkmak isteyen çoban sayısı azalmaktadır.

Pojenin başlıgını “Son Konar-Göçerler”, bir romen çoban ailesi verdi. Nesilden nesile aktarılarak göçerlik yapıyorlardı. Onları, bir buçuk yıl takip ettim; sonra bana “göjerlikten” vazgeçtiklerini söylediler. Hala çobanlık yapıyorlar, fakat yerleşik ve eskisi kadar hareketli olmayan bir yaşam sürüyorlar.
Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da okuyabiliriz: “Habil koyun çobanıydı, Kabil ise toprakla uğraşıyordu. Atalarımızdan kalma bir şekilde, hepimizin, yakından ve ya uzaktan olan bir akrabamız çobandır.

Şimdi, bir yaşamın biçimi ortadan kaybolmasına tanık oluyoruz.
Benim, göçebe yaylacılığa karşı koymam mümkün değil ama, onu takip ederek gözlemleyebilirim, her ne kadar kaldıysa.
Dragoş Lumpan




Kuzunun nasıl taşındığına bakar mısınız...



Bunlar da bizim kuzularımız....iki ayak üzerinde durabilen de  yatağında uyuyor :)

10 yorum:

okuyan dedi ki...

Değerli paylaşımın için çok teşekkür ederim.
Ben de serginden haberleri bekleyenlerdenim:)
Bu arada düşlerin rengini taşıyan blogunu mim konusunda unutmuş olduğum için hala mahçubum. Kendimi affetirebilmek adına aynı konunun altına renklerden bir demet sundum sana:)
Sevgilerimle.

Leylak Dalı dedi ki...

Çok güzelmiş gerçekten...
Senin haberlerini merakla bekliyoruz.

Hülya dedi ki...

Hepsi çok güzel. Dragoş Lumpan'ın eline sağlık. bu güzellikleri bize aktardığınız için teşekkürler...

Bugday Tanesi dedi ki...

Merakını görselliğe çevirip paylaşmak ne hoş. Serginle ilgili yazını merakla bekliyorum.

Buket dedi ki...

ne kadar güzel fotoğraflar çekmiş, değil mi zeynep..ne güzel günler geçiriyorsundur eminim.senin çalışmalarını da sabırsızlıkla bekleyenlerdenim..

Didem Yazici dedi ki...

Benim Emre kuzum gibiler, sakin, uslu değil mi :)

Tuna dedi ki...

Zeynepcim paylaşman ne iyi olmuş.Fotoğrafları çok beğendim.Özellikle 3.,hani alacakaranlıkta sürünün arkasından köpeğiyle olana bakmaya doyamadım.Teşekkürler.

Aslı dedi ki...

Gerçekten tanımadıgım bir ressamı, sayenizde tanımış olmak çok güzel. Çok tskler..

tülin dedi ki...

Hüzünlü bir konu,harika fotoğraflar.
Teşekkürler Zeynep,bir kaç dakikalığına başka bir dünyada dolaştım sayende.

MAVİANNE dedi ki...

harikaymış da bu fotoğrafların güzelliğini ve kuzuların masumluğunu görünce onları nasıl olup da yediğimize utandım açıkçası