22 Şubat 2012 Çarşamba

VAN GOGH ile GÜZEL BİR BULUŞMA...

Hem etrafta, hem de bizim üzerimizde ki karlar erimeye başladı.  Bu hafta sonunu güzel bir etkinliğe ayırmak istiyordum. Şu an yapılacak bir çok etkinlik var, gezilecek sergi var. Ama yorgun zihnimiz ve bedenlerimiz artık ne kadarını kaldırırsa diye  çıktık yola.  Van Gogh Alive sergisine öncelik vermek istedim. Çerçevesiz resimler, bir duvar boyunca... Ama öncesinde anlatmak istediklerim var...
Van Gogh’un benim için ayrı bir yeri var . Erkek arkadaşımla ( eşimle )  birlikte üniversiteye hazırlık kursuna gidiyorduk. Her dönüşümüzde çok güzel kapısı olan bir atölyenin önünden geçiyorduk. Önünde sarmaşıklar, camekanında kediler, ve zili çalıp içeri  girilen hoş bir kapısı . Her geçişimizde içeriye göz atıyorduk. Ön taraf galeri arka tarafta atölye ve onun arkasında da camdan gözüken ağaç fon olmuş, gözümden hiç gitmeyen bir tablo. Bana sen bu atölyeye giremezsin, cesaretin yok diye bir itici ve sarsıcı cümleyi kullanması, ve  benim ona benzeyen , Van Gogh'un  kesik kulaklı portresini yapıp ve gözyaşartıcı bomba etkisi yapmama sebeb olmuştu. Arkasından hırsımı alamayıp bir de Arles’te ki odasını yapmıştım. Birlikte girmiştik atölyeye… Hocanın (Gülseren Kayalı) yanına gidip resimlerimi göstermiştim. Resim hayatım böyle başlamıştı. Çizgileri , renkleri, coşkusu, hüznü , çaresizliği  ama çizgisinden hiç çıkmayışı, sürekli üretmesi beni hep büyüledi. Desenlerini kopyaladım. Yağlı boyalarını , pastel boylarla tekrardan yaptım. Hatta birebir benzetmelerim oldu. Yaptığım resimlerine dokundum,gözümün önünden hiç ayırmadım. Çerçeveli olarak halen evimin duvarlarını süslüyor. Theo’ya yazdığı mektupları defalarca okudum, orada anlattı gördüğü yaşadığı yerleri onun gözünden çizdim. Van Gogh bizim için, hep bizden biri gibi oldu. Ben kendimi gördüm onun mektuplarında, hislerinde, resimlerini yaparken ki duygularında, fırça darbelerinde, renklerinde ve coşkusunda...

 
Cumartesi günü Melisa’ya Vangogh ‘un tüm eserlerinin olduğu kitabı ve bir Dali kitabını verdim. Yanına da bir dolu ayraç. En çok beğendiği resimleri seçmesini istedim sonra üzerinde konuşmak üzere… Pazar günü hadi kızım şimdi bir sergiye gidiyoruz dedim. Serginin önüne geldikten sonra da , dışarda Van Gogh’un portresini gördükten sonra onu bir heyecan kapladı.  Benden hevesli bir şekilde , elinden fotoğraf makinasını düşürmeden, sürekli fotoğraflar çekti. Yerlere oturduk,  tüm resimleri izledik. Melisa tabloları gördükçe , ben bunu kitapta görmüştüm, bu beğendiğim resimdi diyip durdu.

Sergi nasıldı derseniz, inanılmaz etkileyiciydi bana göre… Karanlık bir koridordan geçiyorsunuz, klasik müzik sizi önceden karşılıyor. Sonra büyük bir salon ve duvarlarda Van Gogh tabloları, resimler geçiş halinde , detaylar… Bazı duvarlarda kendi söylediği sözler. Onları okudukça, gözlerimden yaşlar akıyor. Hisleniyorum, eskiye gidiyorum, onun yaşadığı o dönemde yaşamayı hayal ediyorum. Duyguları hiçbirşeyle engellenmemiş, bölünmemiş, tek tesellisi tek sığınağı resim olmuş. Boyalarla yatıp kalkmış, bazen aç yatmış, ama o gün resim yapmış. Hergününü dolu dolu ve kendinden geriye bir iz bırakarak geçirmiş.



Resimlere zaten alışığım bütün resimlerinin olduğu kitap sürekli elimin altında, ama dev boyutta mektuplarını ve eskizlerini , el yazısını ve imzasını görünce çok hislendim .

Şans eseri sütunu renklendiren projektör üzerime yansıdı ve tam o anda bu mektuplar belirince fotoğrafları çektik.

Unutamayacağım günlerden biriydi. Kızımın aynı heyecanla sergiyi gezip , resimleri sahiplenmesi de beni çok mutlu etti.
 

17 yorum:

Didem Yazici dedi ki...

Harika bir gun gecirmissin Zeynepcim :) Darisi basima !

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Ben de çok istiyorum bu sergiyi, çocukları da götürmeyi tabii ki. Dali`ye de çocuklarla gitmiştik.
Ne güzel, kızın da çok etkilenmiş demek ki, bu yaşlarda bu tohumları atmak lazım.
Keyifli bir gün yaşamışsınız özendim doğrusu:)

lolipu dedi ki...

Ankara'ya geldiğinde ben de çok gitmek istiyorum. Şİmdi çok heyecanlandım:))

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Buradan bile çok etkilendim bu sergiden Zeynepcim ama anlattıkların o kadar tanıdık ki, aynı duygular içindeyiz...
Önümüzdeki aya gezmek niyetindeyim artık kaç saat dururum bilemiyorum;)

Ölümsüz Van Gogh:)

Deli Anne dedi ki...

ben de buradan hislendim ve anne-kız ikinize de çok imrendim.. ne mutlu size ve maşallah :)

Defne Soysal dedi ki...

ne güzel düşünmüşzsün, sergiye gitmeden tanıması için kitaplarını resimlerini vermişsin. Bu çok doğru bir yol sanatı, resmi, emek vereni sevdirmek için. Şimdi onun için de özel.

Tuna dedi ki...

Zeynepcim atölyeye başlama hikayen çok güzelmiş:)Van Gogh beni de çok etkiler.Çok severim.Dört gözle gitmeyi bekliyorum.Güzel bir deneyim olduğu anlatımından belli.Önceden beni de heyecanlardırdın.Melisa'yı sergiye hazırlama şekline hayran kaldım.Sevgiyle kal.Resimle kal :))

zeynep dedi ki...

Anne kız harika bir haftasonu geçirmişsiniz , mutlu olmuş , duygulanmış ve geçmiş güzel günlere gitmişsin . Okurken senin adına ben de çok mutlu oldum canım , sevgiler.

Buket dedi ki...

nasıl da güzeldi değil mi? ben de pelini götürmek isterdim, hatta resim dersi verdiğim tüm çocukları. okulda da baya bir insan van gogh u öğrendi. veliler dahi bilmiyordu. haftaya başka bir ressam :))

Meyra dedi ki...

dört gözle bekliyorum Ankara sergisini:))

Elifinelizi dedi ki...

Annem annem
nasıl güzel bir yüreğin beynin var
Melisam çok şanslı.
senin hayatında ayrı bir yeri varmış gerçekten .
serginin şurdaki bir kaç kare ile birlikte ne kadar etkileyeci olduğunu anlamak mümkün .
yaşamak kimbilir nasıl bir his yaratır insanın iiçinde.Ve melisanın anılarının zenginliği minnacık yaşında imrenilecek kadar güzel
hep böyle güzel ve anlamlı günleriniz olsun

laleninbahcesi dedi ki...

Ne güzel bir hikaye...Melissa'nın gözünden de dinlemek isterdim, kimbilir o renkleri nasıl anlatırdı.
Bu gün saatlerce oturdum kaldım orada...Çok farklı bir deneyimdi.

Bir İçmimar'ın Mabedi dedi ki...

Heyecanla bekliyoruz ki Anaraya da gelsin,sanırım Eylül ayın akadar dayanamam ve İstanbul da ziyeret ederim,

Aslı dedi ki...

En çok Melisa'nında sergiyi sevmesine mutlu oldum, ne güzel şimdiden ilgi duyması. Çok iyi yapmışsınız.

Melange dedi ki...

Van Gogh benim icin de cok özeldir..bu sergiyi cok merak ediyorum, insallah basaririm bitmeden Istanbul'da olmayi, ve ne güzel anlatmissin, serginin tüm duygusunu yasattirdin okurken..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Didemcim, Emre'de keyif alıcak eminim...

Seminin mutlu elleri; Dali'ye fırsat olmadı... sizde gelirsiniz mutlaka, daha var nasıl olsa bitmesine...

Lolipu, Ankara'ya gelmeden belki İstanbul'a gelirsin, yolun düşerse...
Natalicim ; saatlerce durabilirsin, belki fırsat olursa birlikte gideriz.

Deli annem; sende al git çocukları, onlarında çok dikkatini çekecek . sende keyif alırsın...

Defnecim, Sanat benim için çok özel,onun içinde özel olsun istiyorum .
Tunacım... Atölyeye başlamam , eşimin sayesinden ve onun beni motivasyonu sayesinde olmuştu. Van Gogh'ta ona bazı portrelerinde benziyor. Biraz etkileşim oldu gibi...
Zeynepcim, bu tür olaylar anılarımızı tekrarlatıyor ya, kızımda benim yaşlarıma geldiğinde o da bugünleri hatırlayacak...

Buketcim, bir daha ki İStanbul ziyaretinde onu da getirirsin, onu da gezdirirsin, nasıl olsa daha uzun zaman var..

Meyracım, senin gözlemlerini ve fotoğraflarını da merak ediyorum şimdiden.

Elificim, sergi bitmeden gelirsen, seninle de gezeriz .seninde unutulmaz anların olabilir bu sergi sayesinde..

Lale hanımcım, aslında bu hikaye bir kısmı, benim atölyeye başlama hikayemi ve hislerimi de ayrı bir yazıda yazmıştım, bir serginin basın bülteni için. bulup yayınlarım bir ara.

Aslıcım, minicikken benim sergilerimle birlikte sevdi resmi. hiç sıkıntı çekmiyorum birlikte gezerken, keyif alıp, fotoğraf çekmek istiyor o da...

Melange; Eğer İsviçre'ye Zürih'e yolun düşerse, Kunstmuseum'da orijinalleri var. tabloların karşısında ağlamıştım. o renkleri fırça darbelerinin şiddetini yakından görünce..

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Evet, sergiyi gördüm. Harika, acayip etkilendim. Şimdi sıra çocukları götürmekte:)