19 Mart 2012 Pazartesi

İÇE DÖNÜK BİR HAFTALIK.

Lalemiz açtı....
12 Mart. İlk  Füruzan kitabımı okumaya başladım. Parasız Yatılı. Tarzına alışabilmek için ilk iki yazıyı ikişer defa okudum ve sonrasında Münip Bey'in Günlüğüyle beni büyüledi. Çok sevenlerine hak verdim. Sevgili Leylak Dalı'nın tavsiyesiydi, hatta en çok sevdiği kitaptı. Teşekkür ederim. Kitap henüz bitmedi. Yorumlar da bitmedi.

13 Mart. Boynum, sırtım, göğsüm hatta dilim tutuldu.Bir evvelki akşam bir arkadaşımla tartışıp, ve üstüne bir de can sıkıcı bir mail almıştım. O gün de yine haklı müşteri şikayetleri karşısında kendimi kasıp kavurmuştum. Çözülmek için içtiğim hapların bir faydası olmayınca, ağrıdan acile gidip, ağrı-kesici ve spazm çözücü iğneler oldum. Ama banamısın demedi. Aynı gece 2 adet adville noktayı koydum, ağlayarak uyuyakaldım.

14 Mart. Tutuk boyunla şirkete gidip, hemen en yakın hastanenin ilgili doktoruna gidip, boyun fıtığı kontrolleri olundu. Emar verdi, ama emara gidilmedi. Çünkü doktor muayeninin en başında stresten olabileceğini söyledi. ve hatta morfin kadar kuvvetli bir ağrıkesiciyle spazm çözücü iğne verdi. Gece yaptır, aman uyuyakalırsın şirkette, demesine rağmen, şirkete varırvarmaz yaptırdım, ama ne ağrım kesildi ne uyudum. Akupunkturda üzerine . Aynı gün o üzen arkadaşlardan biriyle bu kadar gerginlikle tekrar tartışıldı. Bak arkamdan iş çeviriyorsun, ama ben ne yaptığını biliyorum diyince dünya bir an durdu. Bilmem hissettiniz mi o anı... Bu mesele, hem özel, hem toplumsal, hem de şirketteki  en etik, en ahlaki değerleri almış götürmüştür. Gerçi benim etrafımda dönmüş olup,  her defasında benimle zavallıca uğraşan bu kişilere ve tabii ki sürekli yanyana olunan hiçbir kimseye güvenmemeyi öğretti. Olgunlaştım. Piştim. Detaylarını anlatamadığım bu olayın bakalım sonraki dalgaları nasıl gelişecek.

15 Mart. Ağrılarım ve kalbimin sızısı, acısı  geçmiyor. Farklı bir öğreti olmalı ki, en azından manevi olarak rahatlayayım. Zaten o zaman bu ağrılarda geçecek.

16 Mart. Yine bir haklı müşteri ziyareti. Bu kadar kasılmaya gevşemek için yarım Ataraxla yola çıktık. Yolda güle oynaya gittik, özürümüzü diledik, sohbet ettik, kalbim hiç çarpmadı. Şirkete döndüm, bir yarım daha aldım. Çünkü ortam aynı... Uyuklamayı beklerken, bir değişiklik yok. Akupunktur da tamamdır. Haftanın verdiği bitkinlikle, eve ulaşan kızımın ateşinin olduğunu öğreniyorum. Midesi de bulanıyormuş. Ateş düşürücüyle akşamı rahat geçirdi. Füruzan'a devam... Ama ilaç etkisini gösterdi. Bir altın külçesi gibi kaldım oracıkta.

17 Mart. Kayınpederimin kırkı için Karamürsel'e doğru yola çıktık. Aldığım ataraxla birlikte hem sinirlerim hem de kaslarım gevşemişti. Bugüne daha iyi başladım. Ağrılarımın yarısı beni bırakmıştı. Melisa'nın ateş riskini, şurubumuzla birlikte engellemeye çalışıyoruz. Yaklaşık 75 kişilik bir misafir topluluğunun hoşgeldiniz, montunuz, pardesünüz, terliği , ayakkabısı, suyu, lokumu, ikramı, çayı, sohbeti, havası, soluğu, Melisa'nın istekleri, hoşgittin, pardesü, ayakkabı ... herkes gittikten sonra tatlı bir yorgunluk ama görevlerin bir şekilde yerine getirilmesi. Eve dönerken, bir arkadaşımın annesinin vefat haberi.
Melisa kuzenlerinden pişmiş ( pişti)  oynamayı öğrenmiş. Yatana kadar pişmiş oynadık. Aynı zamanda Yetenek sizsiniz de gördüğü tüm kağıt bulma numaralarını yapmaya başladı. Uzman olucakmış en kısa sürede.

18 Mart. Sabah erkenden kalkıp, kahvaltı hazırlıkları, Melisa'nın ödevleri yapıldı. Melisa'yı anneannesine bıraktık. Cenazeye katıldık. Eve döndük. Sinemaya yetişemedik. Evde sinema partisi yaptık. Anastasia'yı Melisa ile koyun koyuna izledik. Isındık, sıcacık olduk. Sonradan anladım ki Melisa'nın yine ateşi çıkmış. Ateş düşürücü verip, dua için yola çıktım. Bu haftasonu bol Yasin'li bir haftaydı. Geçirilen zor günlerin üzerine bana iyi geldi. Duaya gelen şirket doktorum Filiz hn. bana yeni aldığı bir kitabı verdi okumam için. LEV TOLSTOY " İnsan ne ile yaşar ? Son bir hafta ile ilgili belki bir hayat öğretisi niteliğinde. Allah'ı daha iyi tanıma, insanları sevme üzerine ... Eve dönerken alışveriş yapıldı, yemek yapıldı. Melisa'nın hazırlıkları bitti. Yatırıldı. Bana hemen bir katkısı olsun diye, kitaba başlandı.

19 Mart. Melisa yine ateşlendi. Bu sefer sanki göğsünden öksürüyor. Doktora gitmemiz lazım. Ateş düşürücü verdim ama okul saatine kadar düşmeyince evde kaldık. Sonra düştü. Hiç durmadan hapşuruyor. Yatırdım, kalktı. Ders yaptırıyorum alıştırma kitaplarından. Bende bir yandan hem maillerimle işimi takip ediyorum, hem bu yazıyı yazıyorum. Birazdan takip edemediğim blogları takip edeceğim. Bu da benim bonusum olsun bugün için. Tolstoy'u bitireceğim. Akşam doktora gidilecek.

Füruzan " Münip Bey'in Günlüğü" beni çok etkiledi. Bu yazı tarzını ondan etkilenerek yazdım.  Biraz iç dökme oldu. İçe dönük bir haftalık.

7 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Zeynepcim,
Çok geçmiş olsun; hem yaşadığın olaylar, hem tutulmaların, hem de Melisa'nın ateşi için. Dilerim hepsi tez zamanda terkedip giderler etrafınızdan. Bir faydası olmayacağını biliyorum ama yine de dayanamadım, geride bıraktığım yılların çokluğuna güvenerek diyorum ki kendini bu kadar helak etme. Benim çocuklarda da benzer sorunlar var onlar da hem ruhsal hem bedensel geri dönüşlerini yaşıyorlar iş problemlerinin. Ne yazık ki kurtlar sofrasına dönüşmüş çalışma hayatı, birlikte çalışılan insanların hırsı ve şişkin egoları tahammül edilir düzeyde değil. Ama hayat böyle, en az hasarla atlatmanın yollarını bulmak lazım.
Kaybettiklerinize rahmet diliyorum, dualarınız kabul olsun inşallah. Melisa'ya tez zamanda iyilikler ve öpücükler. "Edirne'nin Köprüleri" ile ilgili düşüncelerini bekliyorum. Sevgiyle...

Aslı dedi ki...

Çok üzüldüm Zeynep, çok geçmiş olsun. Bir kere daha gördümki, stres, üzüntü ve buna neden olan insanlar, bizleri çok kötü hale getirebiliyorlar. Lütfen kendine dikkat et, Dua'nın gücüne çok inanırım, en azından bana çok iyi gelir. Sende de mutlaka iyi etkileri olucaktır.

Melisa'ya da çok çok geçmiş olsun. Kısa zamanda her şey düzelicektir eminim..

kara kitap dedi ki...

ben de diyorum zeynep'in hiç sesi soluğu çıkmıyor. demek arkadaşım da benim gibi tutulma ve ağrılar içindeymiş. baş ağrısıyla geçirdiğim iki haftadan sonra bugüne de korkunç bir boyun ve baş ağrısıyla başladım. yeni bir kitap okuyorum uygulayabilirsem sedona yöntemiyle serbest bırakmayı deneyeceğim.yoksa bu baş ağrısı beni öldürecek.

tülin dedi ki...

Okuduklarım bana ''Hayat böyle bişey'' dedirtti Zeynep.
Böyle canım.

annemahsustan dedi ki...

İkinize de çok geçmiş olsun.

Boşvermek lazım belki de, takmamak lazım... İnanın ki heryer aynı: ((

laleninbahcesi dedi ki...

Zor bir hafta olmuş besbelli Zeynep. Umarım yaşanmış, bitmiş ve bu pırıl pırıl bir güneşle başlayan havaya taşınmamıştır.

Çalışma hayatı kurt kapanı gibi, yaşadıklarımı anlatsam yok artık dersin. Sifona, fison diyen biri bana bilmişlik taslamaya kalkardı diyeyim anla sen:)

Çok öptüm. Havalar düzeliyor, umarım bir haftasonu Natali, Zero ve Özlemle bir program yapabiliriz birlikte...

zeynep dedi ki...

Canım çok zor bir hafta geçirmişsiniz , Melisa ' ya ve sana geçmiş olsun diliyorum . Yeni başlayan haftayla birlikte hastalıklar , pürüzler geride kalsın . Mutlu , huzurlu ve sağlıklı günler , sevgiler.