4 Mayıs 2012 Cuma

MELİSA BU, YİYECEK DİYİNCE AKAN SULAR DURUR


Dün öğle saatlerinde Melisa'nın okuluna uğradım. Bakalım ne yapıyor bizimkisi, diye... Sınıfta yoktu, koridorlarda yoktu. Bahçeye çıktık arkadaşlarıyla, sağa sola baktık bulamadık.Ön bahçe arka bahçe...Sınıfa tekrar döndük, tuvaletler geldi aklımıza yok yok. O kattan ve bahçeden başka bir kata ya da bahçeye geçmeleri de yasak. Aklıma birden kantin geldi. Orası da yasak gerçi... Yemekten yeni çıkmış olmalarına rağmen. " Kantinde olabilir mi " dedim arkadaşlarına. " Olabilir Zeynep teyze, bir de oraya bakalım" dedi, minik kuzu grubu :)
Kantin'in olduğu yere geldik ki, yüksek sesten kulaklarımın sadece tiz bir ses duyduğu yerde, uzaktan upuzun bir kuyruğun bir ileri bir geri itişe kakışa hareket ettiğini gördüm. Allah'ım lütfen burada olmuş olmasın dedim içimden. Kantin'e vardığımda , kuyruğun dondurma kuyruğu olduğunu anladım. Bu görüntü televizyonlarda verilse, çocuklarımızın dondurmaya muhtaç,  gibi acıklı bir hikayeyle uygun bir müzikle izlerdik. Çocuklar, bu durumdan gayet zevk alır şekilde, o sırada itiş kakış, bir ileri itiliyorlar, bir geri, aradan kaynak olmaya çalışanları iteliyorlar, sıradan atıyorlar. Bazıları ileri geri giderken sıradan çıkıyor, tekrar sıraya iki kişiyi yararak giriyor. Gülüşüp eğleniyorlardı.
Bizimkisini saç renginden ayırdım. İki kişinin arasında tost olmuş, aynı anlattığım gibi, bir ileri bir geri sırayla birlikte itilip kakılıyordu. Charlie Cahplin'in kısa bir filmi vardı. Otobüse binmeye çalışan insanlar, hemen o görüntü geldi aklıma...
Bir azimle , elinde sımsıkı tutttuğu bir lirasıyla, kimbilir ne zaman dondurma sıram gelicek diye heyecanla bekliyordu. Yanakları al al olmuş, gözleri pırıl pırıl ..... Seslendim " Melisaaaa Melisaaaa" nasıl duyacak, ben kendi sesimi duyamıyorum. Yanımda 4 tane de arkadaşı... Sesleniyoruz ama duymuyor , kimse o sıranın yanına yanaşmaya cesaret edemiyor. Hep birlikte bir iki adım yanaşıyoruz, sesleniyoruz nafile... Bir arkadaşı yanına biraz daha yanaşıyor dokunuyor ve beni işaret ediyor, annen diyerek... Melisa beni görür görmez, " Annem diye koynuma giriyor". "Kızım ben seni buralarda hırpalan diye mi  gönderiyorum, evde yersin dondurmanı, buralarda ezilirsin, bak bir tane daha 1. sınıf öğrencisi var mı burada, sen neden böylesin "diye, gülmekle gülmemek arasında bir şokla gülüşerek konuşuyoruz. Canı çok çekmiş, ama yasak olduğu için sınıftan kimseye haber vermeden buraya gelmiş. "Gizli yaptığın her işte maalesef kuşlar bana haber veriyor Melisa" dedim bende....


Aynı günün akşamında, teyzeyle birlikte bisiklete binmek için bahçeye inen Melisa , evin balkonunda ki kuşları görünce, teyzeye dönüp , " Annemin kuşları eve gelmiş yine , ama biz aşağıdayız ha ha ha ... " demiş. Evde ki muhbir de teyzemiz bu arada :)

5 yorum:

yoldy35 dedi ki...

Yazılarınızı gityat.com ' da paylaşabilir, sitenizi tanıtabilir ve kendi kanalınızı kurabilirsiniz. Sizi de aramızda görmek bizi çok mutlu eder.

Kokosss ;))) kelebek dedi ki...

nasıl guzel o melıssaaa demek oyle yapıyor buyuk bır heyecanla okudum ve sonundfa ohh dedım:)))

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

kokoss kelebek, daha neler var da artık yazmasam mı onunla ilgili diyorum. her gün yapılan şeyler katlanıp şiddetlenip büyüyor. Ben mi çağırıyorum, acaba yine kötü olayları diyorum..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

kokoss kelebek, daha neler var da artık yazmasam mı onunla ilgili diyorum. her gün yapılan şeyler katlanıp şiddetlenip büyüyor. Ben mi çağırıyorum, acaba yine kötü olayları diyorum..

mon clementier dedi ki...

ben bu postu cok giulerek okudum
melissa benim buyuk kizimla kucuk kizmin karisimi sanki :)