21 Mayıs 2012 Pazartesi

ŞEYLERİN MASUMİYETİ / ORHAN PAMUK--- CİHANGİR'DEN HATIRLADIKLARIM



Haftasonum heyecan içindeydi.  Sadece bu kitabın verdiği haz benim en kuvvetli motivasyonumdu. İçinde ki babamın çocukluğunu anlatan, dinleten, baktıran, görseller beni coşturdu. Çok mu abartıyorum. Olabilir. Bazen şımarmaya da ihtiyaç var .Aynı dönemde aynı mekanlarda yaşamışlar. En son ziyaretimde halam da gözleri dolu dolu bana anlattı, heyecanla, Çukurcuma, Firuzağa ve Cihangir’i.
Kitabı okur okumaz gidip gezmiş oraları. Eski evimizi görmüş. Dedeleri İstanbul’a geldiklerinde Cihangir’den bir arsa alıp, üzerine ev yaptırmıştı. O ev, dedeleri öldükten sonra satılmıştı ve daha geçen seneye kadar , satın alan kişi tarafından , miras konusu yüzünden aynen duruyordu. O gittiğinde , yıkılıp yerine yenisi yapılmıştı. Eski evi de o haliyle görüp fotoğraflamak isterdim, ama olmadı. Sadece hatıralar ve gören gözlerimle aklımdalar. Ben çok az hatırlıyorum, ama babam , halalarım ve amcam , ve tabii ki babaannem dün gibi hatırlıyorlar.

Kitaba babamla birlikte bakıp, tek tek sayfalarını birlikte çevirdik. Eski İstanbul fotoğrafları, objeler, koleksiyon kartları… ve her sayfada, burası şurası, bundan dedenin vardı, bu kartlardan benimde vardı, şu şöyleydi, bu böyleydi diye anlattı. Ben de yanında kedi gibi dinledim. Bizim oturduğumuz evin, babaannemin yani kendi evlerinin krokisini çizdi.  Önümüzde ki günlerde, küçük halamla  ( peri hala :) ) birlikte gideceğiz müzeye, ve o tarihi sokaklarda , anılarımızla gezeceğiz. Bunları düşünmek bile beni çok heyecanlandırıyor.

Cihangir’de ki evin bende iz bırakmış bir anısı da var. Arka bahçede yaklaşık 30 tane kediye bakardı babaannem. Yemek vermeye indiğinde, bahçe kapısı kapandığı anda, bütün bahçe çevreden akan kedilerle dolardı. Ben de üst kattan pencereden kedilere bakardım. Hatırladığım en tatlı şeyde, küçük leğenlerin içinde her anne kedinin 3-5 yavrusu oluşuydu. Onları sevmeye inerdim bahçeye… halen o kedilere dokunduğum anı hissederim.Yine bir gün babaannem aşağıya kedilere inmişti, bende heyecanla kedilere bakmak istediğimi hatırlıyorum. Dedemin de telaşla beni pencereden baktırdığını ve eski tip pencerenin başıma düştüğünü … Telaştan mandalını takmayı unutmuş. Çok üzülmüştü. Benimde tam kafamın üstünde 4-5 dikişlik bir yara izi kaldı Cihangir’den.  


Orhan Pamuk, bir ilke imza atmış. Roman ve müzesini aynı anda düşünmüş. Yazmaya başlamadan önce, evi satın alıp, çevresinde ki antikacılarda dahil olmak üzere eşyaları toplamaya başlayıp, sonrasında da romanı oluşturmaya başlamış. Kitapta, buna nasıl karar verdiğini anlatıyor.  Müzeye gitmeden önce bu kitabı ve Masumiyet müzesini tekrardan okuyacağım. 

Kitapta yine birçok işaretlediğim yer var.  Beni çok etkileyen ve hemen not aldığım kısımsa, bu kitapta ki fotoğraflarla ilgili. 1950’li yıllarda 1 milyon nüfuslu İstanbul’da herkes birbirini tanırmış. Kitapta ki fotoğraflara rahmetli dedem ya da bir gözü hiç görmeyen babaannem baksa, acaba tanıdığa rastlarmıydı. Ya da bu kitabı eline alan  bir İstanbul’lu kendi ailesine ait bir fotoğrafa rastladığında ne hissedecek.  Yine çok etkileyen bir bölüm ve bir anı fotoğrafı da benden.
Cihangir'de ki evin bahçesinden.
Ortada ki babaannem, yanında dedem.
Sağdan sola; Büyükhalam tam ortada ki babam, yanında kucakta ki amcam, taşıyan küçük halam,
yanındaki de ortanca halam.

kırmızı elbiseli ortanca halam , yaslandığı koltukta ki babaannem, en solda yarım çıkan babam, oturanlar, kuzenleri ve büyük halalar.
Duvarda ki resimde de babamın Rus babaannesi...

Sırada benim bu evde ki fotoğraflarım var, onları bir sonraki Cihangir postunda

15 yorum:

Didem Yazici dedi ki...

Ne guzel bir post olmus Zeynepcim :)
Resimler, benim ailemin eski fotograflarini hatirlatti bana !
Murat babana cok benziyormus.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Didemcim, eski fotoğraflarla ilgili toplu olarak poz veren insanlarla ilgili bir yazısı var, resimlerden birinde , okurken çok içlendim.

Defne Soysal dedi ki...

Fotoğraflar ne kadar değerli değil mi? O anı ölümsüzleştiriyor. Keşke o fotoğraftan içeri girip o anları birlikte yaşayabilsek. Benim elime de yeni geçti. Anneannemin ilk Selanikten İstanbul'a geldiklerinde aile ile çekilmiş fotoğrafları. Sarı kahverengi ama şık mı şık giysiler keşke bir nötron kadar küçülüp aşabilsem zamanın duvarını... Orhan Pamuk'u kutlamak lazım. Duygularımızı bu kadar görünür yaptığı için. Ellerine sağlık nefis bir yazı olmuş.Çok keyifliydi okumak.

Dudu dedi ki...

Ne guzel bir yazi olmus, iclendim. Istanbul'u, aileyi, eskileri ozledim hem de cok. fotograf muhtesem!

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Defnecim merhaba, kitaptan alıntı yapılan fotoğrafta, toplu poz vermenin anlamını açıklamış Orhan Pamuk. şimdi toplu poz verilen fotoğraflara daha farklı gözle bakıyorum.

Merhaba Dudu, İstanbul'un her köşesinde yatan bir anımız var. Yeni semtlerin dışında tabii... Hatıralarda bizi şehre daha sıkı bağlıyor.

laleninbahcesi dedi ki...

Çukurcuma, Cihangir, Sıraselviler benim için de çok ama çok özel yerlerdir. Teyzem ve kuzenim çok yüksek tavanlı bir İtalyan apartmanında otururlardı. Sonra oraı satıp yine Cihangirde daha modern bir eve geçtiler ama benim aklım hep o evde kaldı.
Henüz müzeye gitmedim.

Toplu fotoğraflar çok hoşuma gider bazılarına bakmak artık aramızda olmayanları görmek içimi acıtsa da...


Sevgimle

cafenoHut dedi ki...

Artık fotoğraflar hep bilgisayarda kalıyor. O kadar çok fotoğraf çekiyoruz ki eskisi gibi bir özelliği de kalmadı.
Halbuki şu son fotoğraf ne güzel. Bizim kuşaktaki her evde vardır böyle fotoğraflar ama gelecek kuşaklar ellerinde tutamayacaklar ne yazık ki böyle birşeyi.

okuyan dedi ki...

Bloguna misafir olabilmek için neredeyse haftalardır bekliyorum, kapıdan dönen misafirler gibi her seferinde virüs uyarısıyla hüsranla dönüyordum:) Çok şükür artık sorun hallolmuş. Çok sevindim canım.
Bu kitaptan haberim yoktu, demek müzeye gitmeden önce bu kitabı da almak şart oldu:)
Paylaştığın anılar ve fotoğraflar çok hoş bir etki bıraktı üzerimde. Hele kedişler ile olan kısmı çok güzel, tabii başına atılan dikiş hariç:)
Sevgilerimle canım.

Melange dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Melange dedi ki...

Zeynep'cim :)
ilkini sildim..biliyorsun neden :).. bir ihtimal de Cihangir denince hep bir baska buruluyorum, baska türlü özlemim hep oraya..
Cihangir, Firuzaga, Siraselviler..benim cocuklugumun, genc kizligimin, ilk cocuklarimi elime aldigim semt, hic kopmadigim kopamadigim..anlami cok fazla olan..
cok sevgiler sana :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Ayşimcim, birlikte çözdük sorunu... Natali'ninde hakkını yememek lazım... ya işte bu kediler, benim başıma neler açtı..

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Sevgili Itır, İstanbul'a geldiğinde birlikte gidelim oralara. Masumiyet müzesini de ziyaret ederiz.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

CAfecim çok haklısın. aslında bu fotoğraflardan yaptırıp bir albümü el altında tutmalıyız.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Lale hanımcım, evet bu fotoğraflarda da kayıplar var. Bu postta ki , kitaptan alıntı fotoğrafında , toplu fotoğraf çektirmenin anlamını anlatan yazı beni çok etkiledi..

MAVİANNE dedi ki...

ne kadar güzel eski fotoğraflar değil mi?
ben bayılırım eski albümlere bakmaya
siyah beyaz bir tarih var orada
Allah hayırlı ömür versin o fotoğraftaklere

ayrıca duvar kağıdın çok hoşuma gitti :))
çok güzel olmuş