5 Kasım 2012 Pazartesi

MELİSA'DAN SON DAKİKAA


Her gece uyamamız bir seromoniyle başlıyor. Eskiden babamız, Melisa’yı süperman yapıyordu yatağına kadar, sonrasında taşıyamayınca sırtına almaya başladı.
Şimdiler de hadi baba beni yatır diyor. Elele yatağa gidiyorlar. İlk önce baba öpüyor, iki yanağından sonra gıdıdan, sonra Melisa aynı şekilde babasını. Ben de sıradan giriyorum.
Ama maalesef, benim boynuma yapışıyor, ve anne nolur yanımda 5 dakika yat diyor. Bu yüzden de babası arkada bekliyor. Ben o güçlü kollardan tek başıma kurtulamıyorum, yardım istiyorum.
…İşte dün akşamda bunlar yaşandı ve ben yine o kollardan kurtulmaya çalışırken, boynum acıdı. Bir ah sesiyle Melisa kollarını açtı. Boynumda ki fıtıklar zorlandı.
İş şaka iken, tatsızlığa döndü. Melisa’ya “ben gidiyorum annecim, zaten yorgunsun ,sen de rahatla ve bir an evvel uykuya geç “ dedim… Dudağı büküldü ağlamaya başladı, ağlaması katılmaya döndü.
“Annecim sana bir şey olursa ben ne yaparım” “ Ne olucakmış annecim, bana bir şey olmaz.” “ Ya sen ölürsen ben ne yaparım” “ Annecim ben o kadar yaşlı değilim ki öleyim” bu arada katıla katıla ağlamaya devam ediyor ve ben susturamıyorum.
“ Ama anne ya trafik kazasında erkenden ölürsen….” “ Annecim bak sen minik bir kızsın, Allah senin bütün dualarını kabul eder, Sen Allah’a dua et, biz yaşlanana kadar ölmeyelim, 90 yaşlarımıza kadar yaşayalım babanla birlikte, sen de bize bakarsın, çok yaşlanınca yürüyemez hale gelince ölürsekte, çok üzülmezsin. Hem o zaman senin de çocukların olucak, bizde onlara bakmana yardım ederiz. “ “ Anne sen benim yerime dua eder misin, ne diyecektim ben…”
Sonra durdu durdu… “ Anne, ben iki tane çocuk yapıcam.”… “Anne, çocukları olmayanlar yaşlanınca ne yapıyorlar, onlara kim bakıyor… “ ve hatta birkaç ay evvel bir arkadaşıma “ sen evlenmeyecek misin, sen yaşlanınca sana kim bakıcak “ demişti.
Sohbeti durdurup, sırtını sıvazlayıp sakinleştirmeye çalıştım. Sonra yanından kalkıp salona gittim. 5 dakika geçmedi, beni yine yanına çağırdı. “ Anne, biz Allah’a dua edicez ama yine o kendi istediğini yaparsa, bizi dinlemezse ne olur.. ( yani ben dua etsem ama yine işe yaramazsa ) . Bu konulara kendimi alıştıramadığım için, karşısında yıkılmadan gülümseyerek, “böyle şeyler aklına getirme, biz şimdinin mutluluğunu çıkaralım” dedim. Yine yatağına gittik,” yanında yatıcam sen uyuyana kadar”, dedim.
“Annecim, ben senin kıymetini şimdi daha iyi anladım, seni bir daha üzmeyeceğim, sana hizmet ettirmeyeceğim… Sen de kendini fazla harcama, kendine iyi bak, bak sağını solunu bir yerlere vuruyorsun, acıtıyorsun, eskitiyorsun kendini, çabuk yaşlanacaksın…” dedi ve yanağında nefesimle birlikte uykuya geçti.
Ben perişan bir vaziyette , kalktım yanından, ve halen karışığım…

12 yorum:

crazywomanrosemary dedi ki...

SEVİLESİ ŞEYLER!..:))

Bugday Tanesi dedi ki...

Düğüm düğüm...

Leylak Dalı dedi ki...

Melisa alemsin sen ya:)
Duaların hep kabul olsun...

özlem öztürk dedi ki...

Zeynep'cim,
Geçen sene aynı sıkıntıları biz de yaşadık. Kuzey doğru hatırlıyorsam, Melisa'dan bir yaş büyük. Biz bu sıkıntıları yaşayınca okulun pedagoguyla görüştük. Oğlumuzun yaşının bazı korkuların geri geldiği bir yaşa denk geldiğini söyledi. Anne ve babayı kaybetme korkusu, bu tür korkulardan biriymiş. Aslında çocuk biraz da onlar ölürse, ben ne yaparım korkusunun içine düşüyormuş. Kuzey'i birkaç saat dersten alıp konuştular ve düzeldi:)
Onlara söylememiz gereken onların korkusunu anladığımızı ifade etmemizmiş. ''Senin endişelenmeni anlıyorum'' demeliymişiz. Bir de gördüğün gibi çok sağlıklıyım, sağlığım için şunları yapıyorum ve bu konuda endişelenme demeliymişiz.
Çok uzattım ama bir de bize şunu önerdi gittiğimiz başka bir doktor; bu kısmı Kuzey için geçerli ama Melisa'yı bilemem:) Biz Kuzey'in çoğu işini anne ve babası olarak hallediyorduk. Mesela hemen olsun diye, ayakkabı bağcıklarını bağlamak, çorabını giydirmek, derslerini yaparken başında fazlaca durmak falan filan...
Bunları biz yaptığımız için kendini aslında ona yetersiz hissettirmişiz, yani çocuk şunu düşünmüş; Onlar olmazsa ben ne yaparım?

İşte böyle canım. Kıyısından köşesinden belki işine yarar:)
öpüyorum ve üzülme diyorum

^zeynep^ dedi ki...

minicik yürekten nasil da çikmis o kocaman laflar... Allah herkesi sevdigine, evlatlarina bagislasin!!

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynepcim Nazlı tam Melissa'nın yaşındaydı, ne zaman bir yolculuğa çıkasak, biz trafik kazasında ölsek evimiz kime kalacak, bu eve ne olacak der, bizim moralimizi sıfırlardı daha evden çıkmadan... Sanırım bu yaşta bu tür duygulara kapılıyorlar..


Çok öpüyorum onu da...

Didem Yazici dedi ki...

Yerim ben sari kuzuyu :) Nasilda uzulmus...
Emre de anaokulunda takmisti olume. Babamin olumu etkilemisti sanirim. Aksamlari agliyordu sakin olme diye. Simdi gecti korkusu. Melisa'nin da en kisa zamanda gecer umarim.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Özlemcim merhaba.
Bana söylediklerin çok faydalı oldu. Mutlaka uygulayacagım. Bizde aynı şekilde davranıyoruz , çünkü vakitle yarışıyoruz, hemen herşey olup bitsin istiyoruz yanlış olduğunu bilmemize rağmen.

Lale ablacım, benimde morali bu yüzden yerlerde, yarın Gebze'ye gidicem, ölme korkusuyla trafik kazası olur mu olmaz mı.. Bu akşamda babam şehir dışında ya dönerken trafik kazası geçirirse... herşeye kuşku ve korku ile bakmaya başladım.

Didemcim, umarım kısa sürede atlatırız..

Leylak dalım , moral bozan şeyler olmasa alem diyicem ama, Allah mı söyletiyor acaba diye düşünüyorummm

Buğday tanesi ; çok fena çok..

Merhaba zeynep, daha neler bir düşünüyor bilsen...

Crazywoman; çocuklar çiçektir.

tülin dedi ki...

Çocuk kalbi.Nasıl güzel.

Deli Anne dedi ki...

ah canım Melisa.. başta fena oldum ama sonunda dayanamadım güldüm.. sana hizmet ettirmeyeceğim ha:) yani öyle garip ki çocukluk bize birşey olmasın ki yanlarında olalım diye.. geçmiş olsun zeynep'im:)

Aslı dedi ki...

Ne kadar hüzünlü Zeynep :( Melisa'nın bunları hissetmesi düşüncelerini dile getirmesi hem dokunaklı hemde seni ne kadar çok sevdiğinin bir göstergesi.

Selin Ergeçer dedi ki...

"eskitiyorsun kendini" cümlesine bayıldımmmm :))))