28 Haziran 2012 Perşembe

MELİSA'NIN KUŞLARI


Melisa'nın kuşları meşhurdur. Evde ki teyze sayesinde, evde olup bitenleri öğrenip, Melisa'ya kuşlarım anlatıyor diyorum. " Arada bir kuşları gönderiyorum eve, onlar da bana gördüklerini duyduklarını anlatıyorlar." dediğimde ve sonuna kadar destekleyici ve ayrıntılı anlattığımda da gayet inandırıcı oldu. O günden beri, ben evde yokken , olan biteni anlattığımda, " Biliyorum anne, kuşlar buradaydı diye başını sallıyordu." Hatta bir gün, okuldan eve geldiklerinde, bahçeye bisiklete binmek için inmişler. Kuşları pencerede görünce Melisa , " Teyze bak, kuşlar geldi bizi arıyor, ama biz burada bahçedeyiz, boşuna bekliyorlar orada... " demiş.

Yaz okuluna başlayan kızımın son marifeti ise, " Anne , kuşların bugün okula geldiler,  niye kuşları oraya da gönderiyorsun? Oraya göndermene gerek yok, ben hiç yaramazlık yapmıyorum orada , hatalı hiçbir şey yapmıyorum gönderme bir daha "  dedi.

Bu hayal devam etsin di mi :) Bence etsin....

27 Haziran 2012 Çarşamba

AKÇAKESE'DE BAŞLAYIP, BANDIRMA'DA DEVAM EDEN BİR HAFTASONUYDU...

Bu haftasonu yoğun 2 gün geçirdik. Cumartesi günü Akçakese sezonunu açtık. Yaza girdiğimizi anlamış olduk. Deniz çok güzeldi. Dalgasız, sessiz, sakin bir kumsaldı. Oranın büyüsüne kapıldık yine hep birlikte. Güneşin, rüzgarın , deniz ve kitap kokusunun keyfini çıkardım. Her anından faydalanan Melisa oldu tabiiki.
Melisa için günün özeti ; Her gidişte, bir kere kale yapılır. Çukur kazılır, içine kovayla su taşınır. O çukur yıkılır sonra yine çukur kazılır, içine oturulur ve gömülür. Şimdi sırada ne var. Denize gir çık, kurulan, mayo değiştir, yağlan, otur kumla oyna, yine suya gir, kurulan, mayo değiştir, uzan, karnını doyur, denize gir çık, kurulan, mayo değiştir, yağlan, otur kumla oyna,  denize gir, çık, bu arada araya serpiştirme, tuvalete git, milyon kere denizden su taşı, kollukları sok çıkar....
Artık bu kadar şey arasında ne kadar dinlenebilirsem :)....



Günün sonunda, eve döndükten sonra, hazırlanıp amcam ve babamla buluşmak için, Şişli'ye gittik. Oradan da Bandırma'ya doğru yola çıktık. Babaannemi özledik, merak ettik. Son günlerde güçten düşmüş , çabuk yorulmaya başlamış. Uzak olması hayli üzücü. Ama bu sebeble bile olsa, ailece bir araya gelmek tesellisi.
Herkes tam olsa daha mutlu olurduk tabii. En azından babamlar 3 kardeş bir araya geldiler. İkisi eksikti. 3 kuzen bir araydık sadece ve 2 de torun çocuğu...
Ama , babam ve amcamla şehirlerarası seyahatte benim için güzel bir anı oldu. Köfteciler, zeytinciler, kahve , çay molaları...


Melisacım bu günleri dün gibi hatırlayacağına eminim.
Ben senin yaşındayken yaşadıklarımı halen hatırlıyorum. Senin çoğu çocuktan farkın bir ninen olması.

Geri dönüş yolculuğu her zaman üzücü, ama ne yapalım, payımıza düşen bu.

25 Haziran 2012 Pazartesi

KADIKÖY- SİRKECİ NOSTALJİ ESİNTİSİYLE

Geçen hafta, babamın yanına Kapalıçarşı'ya gittik. Yolda yine yüzlerce fotoğraf çektim.
Bu seri biraz nostalji hissettirdiği için hoşuma gitti. Babam gibi , tam alaturka fm dinleyerek izlenecek fotoğraf kıvamında oldu.

fikrimin ince gülünü dinleyin ....


Martılar sadece biriyle selam gönderdi size...




Fotoğraflar profesyonelce değil, sadece gönlümü eğlendirmek için..









18 Haziran 2012 Pazartesi

SADE KAHVE / RUMELİ HİSARI


Geçen hafta, bir gün yolumuz Rumeli Hisarına düşünce, ve bir yerde mola vermek gerekince, arkadaşlarımdan birinin tavsiyesiyle, daha önce defalarca önünden geçtiğim ama, ilk defa kahvesini içtiğim , Sade Kahve'ye girdik. Sahibiyle tanışmadım, ama tahmin ettim. Belli ki oranın eskisi, Rumeli hisarlı. Belki dedim, babamın çocukluk arkadaşı. Bu çay bahçesi, ya da kahve bahçesinde sanırım 50-60 yıllık eski , yaşanmış objeler toplanmış, hepsi eskileri anlatıyor birbirlerine ve çayını kahvesini yudumlayanlara. Etrafımı yudumlarken düşünmeye başladım, sanırım bunlar denizden çıkarıldı, sanırım bu depoda ya da ahşap bir evin bahçesinde paslandı, ve şu da eski ve işine yaramayanları atamayan birinin evinden buraya hediye edilmiştir diye içimden geçirdim. Güzel bir enerjiyle tekrar düştük yollara... Oradan size getirdiklerim.




Sepia fotoğraflar, nostaljiye anlam katıyor.

boğaza nazır köpüklü kahve

Sandalyelerin çoğunda, arkasında bu şekilde etiketler vardı.

Bu kedi hayatından o kadar memnundu ki... şekilden şekile girdi .
Bir zamanlar bu kasa işe yarıyormuş. Kitap okumak isterseniz, kitap seçeneği de var.

14 Haziran 2012 Perşembe

SENELER SONRA SAPANCA GÖLÜ

Haftanın yorgunluğu , bitkinliğiyle, sadece gölge kapmaca oynarken, şemsiyenin altında oturup eşimin işyerinde ki arkadaşlarıyla ve eşleriyle, düzenlenen piknikte,  sohbet ederek keyif yapmaya çalıştım. Son derece sıcak bir gündü ve oturduğumuz yerden sadece sazlıklar görünüyordu. Ben yinede bu durumu fırsata çevirdim, ve fotoğraf makinamın ayarlarıyla oynayarak bu fotoğrafları çektim.
Renkli, sepia, ve siyah*beyaz*mavi. Şimdi onlar anlatsın...

















4 Haziran 2012 Pazartesi

İYİ Kİ DOĞDUM.... 38 SENEYE BUGÜN NOKTA KOYDUM.


Annemle ilk fotoğrafım.
Bu fotoğrafta annemin aklından geçen
 " sende bir gün benim gibi anne olucan ve benim yaşadığıöm duyguları yaşayacaksın ".

4 Haziran 1974 sabah 5 gibi kapılara dayanmışım . Ama kafa atmadan, omuzlamışım duvarları.... bu yüzden kapılar açılmamış. Sonra anlamışım yanlış yöntem denediğimi. Zor bir direnişle, öğleden sonra 16:15 gibi dünyaya gelmişim.  Bugün 38 yaşımı bitirdim. 39'umdan gün almaya başladım. Şöyle bir geriye döndüğümde....


4. haziran doğum tarihli olanların ilan edildiği gazete köşesinden bir kesit.
Bütün secerem :)  İstanbul  Hisarlı'yım. Rumelihisarlı.

İlk vesikalık fotoğrafım.

Evde ki ilk fotoğraflarımdan biri.

Cihangir'den bir fotoğraf...
Dün, annemi hafta içi hastaneye yatılı gönderdiğimiz için , haftasonu yaptığımız minik kutlamadan...

Bugün az önce hayatımda ki en kıymetlilerimden...


Bugün benim doğum günüm.... güzel birkaç gün geçirdim... uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla, akrabalarımla görüştüm, mesajlaştım.... ne mutlu bana...