28 Aralık 2012 Cuma

YENİ YILI KARŞILARKEN

Yeni yılı karşılama  hazırlıklarım bitti sayılır. Aralık ayını seviyorum. Çünkü evi cıvıl cıvl bir hale getiriyorum. Mumlar yanıyor bir taraftan, evin içinde hoş bir ışık, mum kokusu ve ılık bir hava, herşey rengarenk... Son günlerde yoğun geçiyor günler, ama her defasında dönüp dolaşıp , huzur bulduğum yer evimin bu bölümü...
Bütün postalar geçen hafta atıldı. PTT'de Hgs'den dolayı bir yoğunluk vardı ki sormayın, bir kaç defa gidip geri geldim, en son 1 saatlik kuyruğa razı oldum, ama bütün kartlar yerine ulaşacak.

Müşteri ziyaretleri bitemedi, yıllık teklifler tamamlanamadı, halen fazlasınında fazlasıyla bir efor sarfetmem gerekiyor.

Hediyelerin büyük bir kısmı tamamlandı, bir kısmı da bu hafta sonu tamamlanacak.
Meğer ne de zormuş kişiye özel hediye seçmek. Aslında bir daha ki sefere beğendiğim herşeyi alıp , ondan sonra dağıtım yapmaya karar verdim, bu şekilde daha rahat olucak.

Melisamı , dinlemede sıkıntısı olduğu için bir uzmana götürmüştük. Testler yapıldı, sonucunu aldık.
Pek bir sorun yok , ama yine de üzerinde durmamız gerekiyor. Görsel algısı çok iyi  olduğu için , sözelde sıkılıp, dikkati dağılıyor, ve sıkılıyor ve dinlemiyormuş.


Şirkette güzel bir akşam geçirdik dün akşam. Keşke bunu sene içinde bir kaç defa tekrarlansa.

Kitap okumam yavaşladı. Gözlerim anında düşüyor. Boşluk yaratamıyorum kendime... Yaratsamda arkadaşlarımla telefonda konuşmayı tercih ediyorum.
Önümüzde ki senenin, sağlıklı mutlu ve bereketli geçmesini diliyorum,
kendime, aileme ve bütün tanıdıklarıma...


Hayata hep güleryüzlü bakalım ki hayatta bize gülsün :)


24 Aralık 2012 Pazartesi

HEDİYE YAĞMURU... YENİ ARKADAŞLIKLAR

 Yeni yılı yeni arkadaşlıklarla, güzel hislerle karşılıyorum. http://rapunzelice.blogspot.com/ 'nin düzenlediği çoraplaşma etkinliğine katıldım. Bu etkinliklerin beni en çok çeken tarafı, o etkinliğe katılan insanlarla tanışmak. Bu sefer ortak noktamızın fazlaca olduğu bir arkadaş edindim. Sevgili Özlem Alp. http://kulelisatolar.blogspot.com/ . Beni hiç görmedi ve tanımadı, ama yukarıda ki paketleri hazırlamış. Yüreğin ne kadar büyükmüş Özlem. Biz telefonda sohbette ettik, en kısa sürede, buluşup karşılıklıda sohbet edeceğiz. İsviçre ortak noktamız çünkü. Özlem resim de yapıyor. Herşeyden önemlisi arkadaşlığa önem veriyor. Tüm paketleri bozmadan düzenli bir şekilde kenarda tutuyorum. Onları çerçeveleyip , duvara asacağım.

Amin Maalouf'un amber kokan romanlarını her zaman sevmişimdir. Bu kitabına heveslenmişken, aynı hafta elimde görmek çok keyifli oldu.
 
 
Başka bir hediyeleşme etkinliği  http://keskegercekolsa.blogspot.com/ bloğunun sahibi Damla'dandı. Etkinliğinde kendisi de hediye vermek için, kura çekti, ve şanslılardan biri de bendim.

Damla'nın kargo paketinden yukarıdakiler çıktı. Bir şişede şarapta vardı. Ama maalesef kırılmıştı ve hepsini de yukarıda görmüş olduğunuz kitap içmişti. Benim artık şarhoş bir kitabım var :) Kitabın adı, bloğuyla aynı ismi taşıdığından dolayı, Damla için ayrı bir önem taşıyor. Damlayla da haberleştik ve yine onunlada yeni yılın ilk haftalarında görüşeceğiz.

 
 
Sevgili Leylak Dalı'nın paketide ulaştı . www.leylakdali.blogspot.com  .
Nurşen ablacım. ben bunları bardak altlarında ziyan edemeyeceğim. Duvar tabaklarımı yerleştirdiğimde , onlarla birlikte duvara yerleştireceğim.



Ah, minik tombul Busem ! Buse benim işyerinde ki asistan arkadaşım. Bütün gün beni derleyen toplayan, beni dinleyen , bana tahammül eden, beni çekip çeviren , bütün gün dipdibe yaşadığım , tatlı esmer dilber. Bana bu deri kırmızı eldivenleri almış.
 
 
ve son olarak, bu pakette bugün ulaştı. Hediyeleşme etkinliğinde eşleştiğim sevgili İrem. Samsun'da anaokulu öğretmeni, ve kitap sever. http://iremsungur.blogspot.com/ . Yakında İstanbul'a gelicek. İnşallah görüşeceğiz. Hediye paketinden yumuşacık sıcacık şeyler çıktı. Keyifle kullanacağım. Ayşe Kulin'in bu kitabını da ilk defa duydum. Konusu da çok güncel geldi.
 
Oturup bu postu hazırladım. Dönüp dönüp okuyorum. Bakıyorum, duygularımı tam tarif edememişim. Yeni arkadaşlarımın bloglarını ziyaret edip, yazılarını okuyorum ve onları daha yakından tanıyorum.
 
Şimdilik bu kadar. Kart etkinliğinin kartları ulaşmaya başladı. Ben yaklaşık 10 gün önce hazırlamıştım. Ama yarın postaneye gidebileceğim.
 
Evde ki yeni yılı karşılama hazırlıklarım bitti. Onları da bir sonra ki yazıya saklıyorum.
 
 

21 Aralık 2012 Cuma

DÜN AKŞAM ROMA'YA GİTTİM GELDİM/ ROMA'YA SEVGİLERLE

Dün akşam Roma'ya gittim geldim. Nasıl mı ? Tabii ki bu filmle. Görsel bir şölen. Duyguların , insanların, ilişkilerin çok ince işlendiği bir Woody Allen filmi. Müzikleri , sahneleri, ışıkları , hissettirdikleri tek kelimeyle muhteşemdi. Roma'lının hayatlarını, alışkanlıklarını, davranışlarını filmde bir nefes gibi hissediyorsunuz.  Bana göre bu senenin en iyi filmiydi diyebilirim. Ama bana göre. Roma sokaklarında dolaştım, evlerin , otellerin içine girdim, çiçeklerini topladım, yataklarında yattım, italyanca konuştum. Coştukça coştum. Hatta bir iki kere daha izleyebilirim.
 
Aykırı da olsa aşkın birkaç türlüsünden bahsediyor.
 
İzleyen var mı bilmiyorum ama, otelden kuaför bulmak için çıkan ve
Roma sokaklarında kaybolan kadının ,yerinde olmak istedim.
Çünkü , benim yerinde olmak isterdiniz di mi edasıyla oynuyordu.
 
İzleyen varsa yorumlarınızı beklerim, izlemeyen varsa hemen izlesin.
 
 

19 Aralık 2012 Çarşamba

SON İZLEDİĞİMİZ ÇİZGİFİLMLER

Melisa bu hafta evdeydi. Öğretmeni 1 haftalık rapor almış. Bütün gününü anneannesiyle geçiriyor.
Sabahtan bırakıyoruz. Kahvaltısını yapıyor, televizyon izliyor, testlerini yapıyor, kitap okuyor, bilgisayarda oyunlarını oynuyor. Gün içinde birkaç defa bu saydıklarım tekrarlanıyor. Bazen kısa bir öğle uykusu. Akşam eve geldiğinde testleri kontrol ettikten sonra, oturup yeni 3D televizyonumuzda , babamızın indirdiği çizgi filmleri izliyoruz. Akşamları sinema partisi yapıyoruz. Polar battaniye, sıcak kakaolu sütlerimiz, mum ışığımız, yılbaşı ağacımızın ışıklarıyla , elele oturup keyif yapıyoruz. Mutlu, sakin, huzur dolu, paniksiz bir hafta oldu.
Bu arada izlediklerimiz şimdilik bu kadar, devamı var tabii...
 

Benim en çok sevdiğim çocukluğumun çizgi filmi.

Melisa'nın favorisi, filmin sonunda annesi için ağlayan Brave oldu. Mizaç olarakta kendini gördü bu filmde. Merida'yı bizde Melisa'ya benzettik.

Nemo kaçıncı defa izlendi bilemiyorum. Her defasında büyük keyif alıyoruz.
 
 

13 Aralık 2012 Perşembe

KUNST MUSEUM / ZURICH / THE GATES OF HELL


İsviçre gezisi tam bitmedi. Daha paylaşacak çok şey var. Sırada Zürih Sanat müzesi vardı. Çok fotoğraf var. Bir kısmını ayıkladım. En çok beğendiklerimi paylaşacağım. O gün yine şansıma müze giriş ücretsizdi.  Müzeye,  kısa bir başlangıç yapmak lazım. İnternet ağır çalışıyor , fazla resim yükleyemedim, ilk olarak kapıdan başlayayım dedim. Rodin'in Cehennemin kapısı. Ayrıntılar dehşete düşürüyor. Keşke orada yaşasaydım, elimde defterim ve füzenlerim, doya doya, sayfalarca ayrıntıları çalışsaydım.


 



 
 
 

9 Aralık 2012 Pazar

2012' NİN ÖNE ÇIKAN 50 ROMANI


Sabitfikir dergisi ; 2012 'nin öne çıkan 50 romanını ilan etmiş.
Bu kitaplar Kasım 2011 ve Kasım 2012 yılı arasında çıkmış olan kitaplar değerlendirmeye alınmıştor. Baktım da hiçbirini okumamışım. Bazılarını hiç duymadım.  Önümüzde ki sene bunları gündemde tutucam. Sizin okuduklarınız hangileri?





5 Aralık 2012 Çarşamba

ŞEMSİYENİN ALTINDA BEYOĞLU'NU GEZMEK

Geçen cumartesi sağanak bir yağmur vardı Taksim'de. Melisa'yı kursa bırakıp, Beyoğlun'da romantik bir gün geçirmek istedik. Eşimin işyeri, Beyoğlu tarihi gezisi düzenlemişti geçen ay. Bana yeni  öğrendiği yerleri gösterecekti sözü vardı. Başladık dingonun ahırından.

Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş. Tramvay bu haliyle Taksim e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün Taksim alanının batı kısmındaki Fransız konsolosluğunun yanında ki sokakta bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı ya götürülürlermiş.
Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki '' Burası Dingo' nun ahırı mı giren çıkan belli değil '' sözünün buradan geldiği söylenir

Haftasonu tramvaylar çalışmıyordu .
 
İnanılmaz yağmur yağıyordu. Paçalarımız yağmurdan ağırlaştı. Kollarım ıslandı. Sokak sokak, kiliselerini, hanlarını, dükkanlarını gezdik. Fotoğraf çekemedim öyle fazla. Güzel bir havada tekrar gezicez. Şemsiye pek fayda etmiyordu.


Tünele kadar indik ve geri döndük. Çiçek pasajının yanında ki kokoreççilere mutlaka uğramak lazım. Kokoreçlerin halini hatırını sormak lazım. Mercan'da bira-kokoreç keyfi yapmak lazım ki, Beyoğluna gidildiği hissedilsin.
 Herkesin elinde şemsiye, ve görüntü  çok güzeldi.
 
 
 Şemsiyenin altında Beyoğlunu gezmek güzel bir anı oldu bizim için.

4 Aralık 2012 Salı

YENİ KİTAPLARIMIZ...

Günlerdir yazamıyorum. Sorunu çözdüm yer satın aldım. Dünya varmış. Pencelerimi açtım yine.
Melisa'ya geçen ay, epey kitap aldık. Hem o seviniyor, hem ben. Bu kitapları okumak o kadar keyifli ki. Ben okuyorum, o okuyor, sonra anlatıyor. Bu aralarda sesli okuma hızı ölçüyoruz. Dakikada 35 kelimede şu anda. Bu akşamda, sessiz okuma hızını deneyeceğiz. Kendinle yarışmaya bayılıyor. Hem de bol bol okuyor. Bu kitapları size de tavsiye ediyorum.
 
 

İş bankasının cadısı. Çizimler harika. 3 ciltli kitabı okudu.
Bu kitaplarda Yapı Kredi ve Can yayınları, Tübitak.

Bu kitapların çizimleri harika. Özellikle resim yeteneğini geliştirir diye not düşmüşler.

Can yayınlarının bu serisi de çok güzel . İsimlere bakar mısınız.
Bu kitaplarda arkadaşımızdan hediye geldi. Morpa ve timaş yayınlarının .
 
Yapı kredi yayınlarının Garfield serisi. Çizgi roman şeklinde ve yine hikaye kitabı şeklinde.
Benim en çok sevdiğim iki kitabı da içini göstermek istiyorum.
Biri ; Tavşan Çiko'nun dileği. Bu kitabı en çok resimlerine bakıp, suluboya yapsın diye aldım.
Birlikte yapıcaz. Ama henüz fırsat yaratamadık.

Bu kitapta Beyoğlu macerası. Çizimler dehşet güzel. Beyoğlu'nun en gözde yerlerini hem tanıtıyor, hem de bir macera yaşıyorsunuz.




Bol kitaplı günler...