22 Ocak 2013 Salı

AĞLAYANA KADAR TEK AYAK ÜSTÜNDE DURMA CEZASI

Her okula giden çocuğu olan anneden,öğrenci olmuş ve özellikle öğretmen arkadaşlardan görüşlerini bildirmelerini rica ediyorum. Biraz uzun oldu biliyorum, ufak tefek detayları atladım. Yol yordam, eleştiri, tavsiye bekliyorum. Yazı birazcık uzun ve önemli. Sabredip okuduğunuz için teşekkür ederim.
Anita Mejia

Geçen seneden beri, ayda birkaç defa okula gidip, Melisa'nın durumunu hakkında bilgi alıyorum öğretmeninden. Ben çalışan bir anneyim, diğer anneler gibi gidip, çocuğumu sınıftan alma imkanım yok. Hergün sınıfın havasını alıp, öğretmeniyle selamlaşma imkanım yok. Sürekli merak halindeyim.
Yalnız bu merak, geçen sene 1. sınıftan beri, öğretmenin yönlendirmesiyle, Melisa'nın hareketliliği ve konuşkanlığı yönüne kaydığı için , ben hep sınıfta ki sosyal durumu hakkında soru yönlendirir ve buna göre cevap alır oldum. Melisa hareketli , konuşkan, algısı açık, sınıfın en köşesinde olup bitenden haberdar bir çocuk. Geçen seneden beri sınıfta uyması gereken kuralları hatırlatıyoruz. Konuşuyoruz sohbet ediyoruz. Bu arada cezalar başladı. Tek ayak üstünde durma cezası ... Öğretmen haklıdır Melisa'cım. Söz dinlemen lazım dedik. 2. sınıfın başında , gayet olgun ve durgun bir başlangıç yaptık. Öğretmenimizin deyişiyle. Herşey yolunda giderken, birden, Melisa komutları algılamamaya , ve yine sınıf ve okul kurallarına uyamamaya başlamış. Aslında ben okula ara ara gittiğimde gördüğüm kadarıyla, Melisa bazen sakin ve diğer çocukların hepsinde bu tür davranışlar var. Var ama tabii herkes tenefüste. Sınıf mevcutları 42 kişi.

Bir gün, öğretmenimiz beni çağırdı. Melisa ve 4 kişi su şişesiyle oynamışlar, üstü ıslanmış . Yedek kıyafet yokmuş dolabında. Gittim, kıyafet götürdüm. Öğretmenimiz, bu çocuk komutları algılamıyor. Gözümün içine baka baka, yapmayın dememe rağmen üstlerini başlarını ıslattılar , dedi. Çok büyük problemler var. Engel olmanız lazım. Hiperaktif değil, ama korkusu yok, kurallarla ilgilenmiyor. Şımartıyor musunuz, her dediğini yapıyor musunuz, hayırları evete mi çeviriyorsunuz, evde disiplin yok mu, sorumluluk verin, yaş ilerledikçe büyük problem yaşarsınız, sporla uğraşsın, resim yaptırın sakince, birlikte mutfakta birşeyler yapın, kardeşi yok ondan bu şekilde, ilgi odağı çocuk ... Uzmana götürün, rehberlik hizmetimiz buna uygun değil dedi. Ben tabii öğretmenimiz karşısında , öyle değil böyle değil, zaten şunu yapıyoruz, diye konuşamıyorum bile, çünkü kendisi son derece baskın. Hep kendisinin dinlenmesi gerekiyor.

Uzman bulduk .  Haber vermeye okula gittim. Ne gerek vardı , evde konuşa konuşa hallederdiniz , bir sürü paranız gidecek dedi. Ben üzerime düşen görevi yapayım da, belki hata bendedir, gerçekten sorun neymiş öğreneyim dedim.
Bu arada , uzman hanım, sizi arayıp sonucu , tespiti iletecek, ya da rapor yazıcak , dedim. Her ikisini de kabul etmedi. Ben konuşmam, ben okumam, sorun sizin sorununuz , siz çözün, beni ilgilendirmiyor , dedi.

1 ay gittik. Sonuç Melisa'da problem yok. Şu anda ( ki yaş ilerledikçe değişebilir) yaşıtlarından zekası , üst seviyede çıktı. Ama sorun, görsel algısının çok üst seviyelerde olması . Yani sonuçta çıkan işitsel algısıyla görsel algısı arasında fark olması. Bu da sınıfta ki dikkatinin dağılmasına, görsel olmayan şeylerden sıkılmasına sebeb oluyormuş. Öğretmenin söyledikleri belki dikkatini çekmiyor. Öğretmende bundan şikayetçi oluyormuş. Uzman bize, hikaye okuyup sorular sorun, kelimeler söyleyin sonra, dönüp ne söylediğinizi sorun, bu şekilde alıştırmalar yapın. Sözleri aklında tutmayı öğrenecek dedi. Ya da işitsel algıyı geliştirecek yerler varmış. Bizi başka bir yere yönlendirdi, ama biz ona vakit ve nakit bulamadık henüz. Bana kalsa gerek yok. Ama zaman ne gösterecek göreceğiz. Uzmanın tavsiyesi, Melisa'nın en ön sırada oturması ve öğretmenin arada bir omzuna dokunması, algısını toparlamasını sağlaması. Ama öğretmenimiz kabul etmedi. Bu şekilde bir çok çocuk var, ben zaten her köşeye yetişiyorum merak etmeyin dedi. Sesi gürdür öğretmenimizin sağolsun.

Bu arada geçen hafta Melisa hergün tahtaya kalktı tek ayak üstüne.  Defterler yarım gelmeye başladı. Testler kötüleşti. Melisa evde de ders çalışmak istemiyor, aynı soruları evde yaptığında hepsini yapabiliyor. Sorduğumda, okuduğumu anlamıyorum, sınıfta dikkatim dağılıyor, anne diyor.

En can sıkıcı nokta, en son olayımız, Melisa'nın aldığı ceza, ağlayana kadar tek ayak üstünde durmak.... ağlamamış ve üstüne , bir sonra ki tenefüs uzun ve çıkmama cezası. Akşam geldiğinde Melisa bunu söylediğinde kahroldum. Ağlayana kadar tek ayak üstünde durmak demek, bana göre işkence. Üstüne ağlamayınca, uzun tenefüse çıkmama cezası... neyse ki öğretmenimiz uzun tenefüste ara verip sakinleşmiş ki, ya hemen ders başlasaydı, ne cezası verecekti merak ediyorum.
Cezanın bu şekli karşısında, ben kızımı tanıyorum, onuru gururu kırıldı , arkadaşlarının arasında küçük düştü . Siniri aynı akşam eve yansıdı, gerginlik, geceleri ağlayarak uyanma, sabah okula gitmeme, dersleri hepten boşlama, kaytarma, sanki artık çalışmasına gerek yok, çabaya gerek yok gibi tavırlar... Aynı gün ne yapacağımı şaşırdım. Düşüncülerine ve kendisine çok değer verdiğim , anaokulu öğretmeni Ayşegül hanımı aradım. Durumu anlattım, telkin istedim, birazcık olsun haklı bir nokta bulmasını istedim. Melisa'yı iyi tanıyan Ayşegül hanım, 21 sene devlet okulunda anaokulu öğretmenliği yapmış, emekli olmuş, okul sonrası bile çocukları ve aileleriyle yakında ilgilenen çok değerli bir insan ve anne. Bana, Melisa'yı durdurmak için, kenara çekilip, davranışlarından dolayı üzüldüğünü söylese öğretmenimiz, Melisa onu üzmemek için elinden geleni yapacak, hatta çiğ tavuk bile yiyecektir. Ya da ona bir görev verse... Kendisi, ben de geleyim sizinle, öğretmeninizle sohbet edelim, ben de kendisine Melisa hakkında bilgi vereyim dedi.

Birlikte okula gittik. Öğretmenimize , sürekli ceza alıyor, sorun nedir, dedim. Yine sizi fazlaca üzüyor. Ne yapabilirim dedim. Son zamanlarda bu cezalardan nasıl etkilendiğini de anlattım.  Aynı konular başladı. Ağlayana kadar ki lafının ne kadar üzücü olduğunu söyledim, (iddialı bir okul olduğundan tutunda, tüm testlerde herkesin ful yapma hedefi olduğundan, kızının oğlunun okul durumlarına kadar... ben araya girmek istedikçe, kendisi sesini yükseltip, bir de dur işareti gösterip konuşmayı devam ettirdi. Sonra geldi konu Melisa'ya. Bu cezayı almasının sebebi, kağıt dağıtmış, deftere yapıştır ve öykü tamamla. Melisa hiç başlamamış, etrafıyla ilgileniyormuş, bu yüzden bu cezayı almış.  Bu cezanın dışında başka yöntem yok mu? Öğretmenimiz bize özel okul tavsiye etti. Orada ki öğretmenlere de ceza vermeme mi tembihleme mi? Yani bana, özel okula al yazdır çocuğunu dedi, kibarca. Bu arada Ayşegül hanım." Öğretmen hanım, bu ceza belli ki işe yaramıyor... dedi  o an, öğretmenimiz çok sinirlendi, ben daha fazla konuşamayacağım dedi ve kapıyı yüzümüze çarpıp sınıfa girdi. Ben o an neler hissettiğimi anlatamam. Neyse ki kızım o an okulda olduğumu bilmiyor.

Çıktık rehberlik öğretmenine, konuyu anlattıyorduk ki, öğretmenimiz geldi, kendisini dışarı çağırdı.
İletişime kapalı öğretmenimiz, istemiyorlarsa, alsınlar okuldan çocuklarını demiş. Ayşegül hanımın , ettiği tek cümleye çok sinirlenmiş. Tabii ki bütün bunlar kendi yaptıklarının hesabını sormak için yapılan , üste çıkma yolu. Rehber hocamıza ben  öğretmenin otoritesine, ceza uygulamalarına karışmadığımı, ama hiçbir şekilde iletişime açık olmadığını, mobing yapmadan, işkenceye dönüştürmeden cezalar uygulamasını rica ettiğimi ilettim. Ayrıca, okul devlet okulu, kendisi stresini yönetemiyorsa, bu işi yapmasın diye ben bir öneri getirmiyorsam, onunda getirmemesi gerektiğini söyledim.
Sonradan kendisine iletilen bu konuya, bir daha ceza vermeyeceğini ve Melisa'yı kendisine yönlendireceğini iletmiş. Bu sanki, ben hiçbirşeyine karışmam, ne hali varsa görsün tarzında olmuş ki, rehber öğretmenimiz o şekilde değil güvenin dedi.

Biz okuldan çıktık, okulun önünde, Ayşegül hanım beni sakinleştirmeye çalışıyor, konuları izah ediyoruz birbirimize, herşeyi tekrarlıyorduk ki, bir ses... yardımcı olabilir miyim ? Bu ses yanında durduğumuz arabadan geliyordu.  Meğerse okul müdürü, bizim Ayşegül hanımla olan bütün konuşmalarımızı dinlemiş. Üzgün olduğunu belirtti. Konuyu öğrenmek istiyorum, yardımcı olayım, neden önce bana gelmediniz dedi. Bu durumda, gergin olan ortamın , daha da gerilmemesi için, rehber öğretmenle sürecin takip edileceğini, ama davetini geri çevimeden birkaç gün sonra geleceğimi ilettim...... İlahi Adalet gerçekten varmış.

15 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Zeynepcim ne yazık ki egosu çok şişkin bir öğretmene denk gelmişsiniz. İlkokul öğretmeni değilim ama ilkokul öğretmeninin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilirim. Şahane bir ilkokul öğretmenine sahiptim ve birikimim yüzde 80 ini ona borçluyum. Maalesef kardeşim ve oğlum benim kadar şanslı olamadılar. Benim sana tavsiyem bu durum böyle sürerse eğer imkanın varsa öğretmeni ya da okulu değiştirmen. Tek ayak üstünde ağlayana kadar ceza vermek nasıl birşeydir ilkokul 2.sınıf çocuğuna ben anlayamadım. Müdürle konuşmanı tavsiye ediyorum ve durum düzelmezse çocuğu o öğretmene mahkum etme diyorum...

annemahsustan dedi ki...

Çok üzücü ve can sıkıcı durumlar. Öğretmeni hakkında tek diyebileceğim arızalı kişilik. Sanırım gözünü başarı hırsı bürümüş. Eğitimci olacak bir de! Onlarca öğrenci geçiyor elinin altından ve bence bir eğitimci nabza göre şerbet vermeyi bilmeli!
Ki Melisa'yı görmesem dicem ki anlattığı gibi!
Nelerle karşılacağımız hiç belli değil Zeynep ama o günde dediğim gibi bence direk müdürleri ile konuş, gerekirse Milli eğitime şikayet et, öğretmen kendine çekidüzen versin yada gitsin! Bunlar çocuk ve ilerki yaşamlarını biçimlendirecek davranışlar daha zora sokar sizi. Melisa'ya da baskı yapma bence, her zaman öğretmenin haklı deme. Bastırılmış kişilik olmasın çocuklarımız. Sadece doğruyu ve yanlışı bilsinler yeter. Defterine öyküyü yapmamış olabilir, bunun için cezayı haketmiyorlar. Düşük not verirsin olur biter.

mügepolat dedi ki...

Zeynep hanım gerçekten zor bir durum.Ben de sınıf öğretmeniyim. Anlattıklarınızı gözümde canlandırdım. SAnki kendi öğrencimmiş gibi düşündüm. Siz haklısınız. Öğretmeniniz biraz iletişime kapalı. DAha doğrusu işime karışmayın havasında. Aslına bakarsanız çocuklar evde ve sınıfta farklı haller içinde olabiliyor.Bu durumlarda aile ile sınıf öğretmeninin sürekli iletişim çerisinde olup olumsuz durumlara hemen müdahale etmesi, iki tarafında birbirini desteklemesi gerekiyor. Bir de bazı öğretmenlerin tarzı daha çok ceza vermeye yönelik oluyor. Aslında burda ceza verirken düşünce olumsuz davranışı söndürmektir. Ama cezanın ne olduğu ve nasıl uygulandığı çok önemli. Olumsuz davranışı söndürelim derken daha da beter bir durum içine düşmek de var. Tıpkı siz de olduğu gibi. Aslında arkadaşınızın öğretmeninize söylediği dopru. Bu yöntem işe yaramıyor. Bence Melisayla konuşun. Okul değil de sınıf değişikliği yapabilirsiniz. Eğer Melisa sını değişikliği yapmak istemiyorsa öğretmenle aralarını düzeltmeleri gerektiğini söyleyin. sınıfta ceza almadığı zamanlarda kendisine ödül olabilecek bir söz verin. Madem öğretmeni bunu yapmıyor siz yapın. Ama her cezasız gün için bir ödül değil. Bu şekilde olursa çocuk doyumsuz olur. Mesela her cezasız güne takvimde bir yıldız atın. kendi belirlediğiniz bir sayıda ne az ne de çok mesela 7 yıldızda bir söz verin. İşte sinemaya gitmek, beğendiği bir şeyi almak veya hoşlanacağı bir şeyi yapmasına izin vermek, birlikte birşeyler yapmak gibi. Ama bbu durumdan öğretmeninizi haberdar edin. Daha önce öğretmeninizle aranızda geçenleri hiç olmamış gibi düşünün iyi niyetinizle öğretmeninize de hak verdiğinizi söyleyerek kendisinden her cezasız günün sonunda Melisanın eline pilot kalemle bir yıldız atmasını rica edin.Yada gülen yüzlü yıldızlı çıkartmalardan biraz çokça alıp öğretmene bu çıkartmaları verin. Her cezası günün sonunda defterinin arkasına bu çıkartmalardan yapıştırmasını isteyin. Benim aklıma gelen bu.. Umarım işe yarar..Umarım bu sorunu halledebilirsiniz.

kara kitap dedi ki...

bence öğretmeniniz melisa'nın ihtiyaçlarını karşılayabilecek biri değil. sınıf değiştirmeyi düşünebilirsin. böylece tenefüslerde arkadaşlarını da görür.

Didem Yazici dedi ki...

Zeynepcim, hersey yoluna girecek bence. 2.donem ogretmen ve Melisa icin yeni bir baslangic olacak. Sen ogretmenle, rehber ogretmenle ve mudurle sakin ve yapici konustun. Bunun faydali olacagina ve ogretmenin hircinligi birakacagina eminim. Simdi cok uzuldugun bu gunleri Melisa buyudugunde gulerek hatirlayacaksiniz :)

coraline dedi ki...

o nasıl bir öğretmenmiş öyle ya,lanet bir kadın.

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynepcim akşam kızlarla konuşup sana tekrar geri dönerim ama bence madem ki tehditkar bir öğretmen o zaman müdürn davetine icabet edip,durumua el koymasını sağlamalısın...

Bana çok yanlış geliyor bu valla ben nuhu nebiden kalma bir öğrenciyim ama bizim zamanımızda bile yoktu bu yöntem. Aman Melissaya çok ılımlı yaklaşın hem okulda hem evde sert tutum olursa çocuk içinden çıkamaz bu durumun.

Çok öpüyorum hepinizi

laleninbahcesi dedi ki...

Zeynepcim
Şimdi hem Nazlı hem Gamze ve geldi onarın cevabı...Kısaca öğrenci kudrmuş baş olmuyo:) Önce oturtup düşünmesini istiyorlarmış. Gamze düşünme formu doldurtuyormuş,olmadı rehber öğretmenle birlikte konuşuyorlarmış.

Nazlı, sınıfta onu kendi yardımcısı yapıyormuş.Getirilcek götürülcek işleri o yapıyormuş,kendini öğretmen gibi hissetmesini sağlayıp kendini önemli hissettiriyormuş.

Gamze bir de dedi ki o öğretmen artık uçmuş,uçurulması gerek öğretmen şikayet hattı varmış.

Çok öpüyorum yeniden.

Buket dedi ki...

zeynepcm, seninle konuştuk aslında ama birşeyler yazayım yine de. çevremde dolu sınıf öğrtmni olduğundan biliyorum. cezaya başvuruyorlar ama önemli olan veli ve çocukla iletişime kapalı olmamak. bence melisanın üst üste ceza almasının nedeni öğretmeninden o soğukluğu alması ve artık onu umursamaması. cezadan çok yapıcı yaklaşmalıydı öğretmeninin ama bazılarının tarzı da ceza ağırlıklı. yeniden konuşmayı denemeyi, cezanın melisayı daha da olumsuz yapacağını açıklamanı tavsiye ederim. bu tipler veliyle sorun yaşayınca daha da olumsuz olurlar. böyle de sürerse daha ılımlı bir öğretmen bulmaya yönelmelisin..

deeptone dedi ki...

alla alla ne gaddarmış o.
öğretmen böle bişi diil ki.
tek ayak cezası mı.
ya o 50 yıl önce filan olmalı ne bileyim.
öğretmen 150 yaşında filan olmalı.
eh artık öğretmen değiştirmenin yolunu bulun. veya evet bi şekilde ya onu şikayet edin. ya da melisanın eğitim ve ruh sağlığı bozulmadan okul değiştirin.
:)

Semi M.Eller dedi ki...

Eğitimci değillim.
Çocukların okulla, dersle olan ilişkilerinde iş öğretmene düşer. Derse olan ilgiyi artırmak, hepsini ayrı bir birey olarak değerlendirmek, isteklerini göz önüne almak, veli iletişimini sağlamak gibi. Keşke eğitim dediğimiz şey çıkıp harfleri öğretmek, 2X2`yi açıklamak olsaydı ve çocuklarımız da robot olsaydı...Burada çok da ahkam kesmek niyetinde değilim.
Günümüzde hareketli çocuğa türlü türlü isimler veriliyor. (bilen bilmeyen herkes tarafından) Psikologlar dolup taşıyor: öğretmen veliye "doğru" yolu gösterdiği (başından savsakladığı) için mutlu, psikologlar artık iş yaptığı için memnun, aile çocuğu için elinden geleni yaptığını düşündüğü için bir anlamda mutlu, bir anlamda karışık....Çocuk?

Aslı dedi ki...

Merakla okudum ve benim kararım Melisanın bir hatası yok. Olay tamamen öğretmenle ilgili. Zeynep diğer velilerle de bir görüşsen? acaba onların böyle sorunları varmı? varsa eğer ortak bir tutum sergileyebilirsiniz.
Eğer bu durum böyle devam ederse Melisa için iyi olmayacak, bir an önce önlem alınmalı. Müdür le kesinlikle konuşun ve diğer velilerle.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Canım bu konuda hayli sıkkındı. Konuyu sızlerle paylaştım . Sizlerden yorumlar geldikçe görüş açımı besledim . Daha iyi düşünmeme ve olayın boyutlarını görmeye ve daha fazla toplumumuzda ki eğitim olayını anlamaya başladım. Biz sonuç olarak bu konuyu rehberliğe sevk ettik. Öğretmen bir sorun olunca rehberlikle paylaşacak , ceza vermeyecekti. Her nedense geçen hafta hiç ceza alacak birşey yapmadı. Hatta sınıfta başkaları da ceza almamış. Hatta sınıf gayet sakinmiş. Ceza almayınca melisa da gayet sakindi. Defterleri tam. Testleri ve yazılıları gayet iyi geldi. Bu arada bizde evden motive ettik. Öğretmenini bağırtmazsan ceza almazsan ödülün var. Ve hatta testlerinde başarılı olursan her test için bir ödül. Öğretmenide defterlerine minik minik notlar aferinler yazmaya başladı. Hatta geçen gün öğretmeninin yanına gidip öğretmenim beni sizin gözünüze girdim mi demiş. Öğretmende evet ama devamını getir demiş. Bu arada müdürde çağırdı. Kendisiyle uzun uzun lkonuştuk. Sınıfının değiştirilmesi hususunda . Başka öğretmen ve başka sınıfta önyargıyla karşılaşabileceği için en son yol olarak karar verdik. Okuld ki öğretmenlere genel bir uyarı yapılacak. Bu şekilde olursa herkes kendine çeki düzen verir dedi. Herşey bir yana melisaya öğretmenini seviyor musun diye sorduğumuzda evet diyor. Evde bizim yapmamız gereken okul ve sınıf kuralları konusunda sürekli melisaya hatırlatma yapmamız. Sınıf değişikliğnden ziyade okul değişikliği iyi olucak. Belki 3. Sınıf başında. Belki sadece ilkokul olacağı için başka okulla birleşip öğretmen değişikliği ve sınıfların karmanlanması gündemdeymiş. Öğretmenden de olumlu ve uyarıya rağmen sert dönüş almayınca, defterlerinde ki olumlu notları görünce bu konuyu şimdilik askıya aldık. Duyarlı olup bana mesaj yazıp akıl fikir verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Bu arad ben öğretmenle hiç karşılaşmak istemiyorum.

Füsun T. dedi ki...

Senin kadar kibar bir veli ile karşı karşıya olduğu için şükretsin o öğretmen..! Durumu sıkı takip edip, gidişata göre öğretmen değişmeni öneririm.


*Bana yazmış olduğun başsağlığı mesajına kocaman bir aminnn diyorum. Çok beğendim yazdıklarını Zeynepcim.

Özlem Alp dedi ki...

Zeynepcim yazını okuduktan sonra çok üzüldüm ve sinirlendim! Polat tek ayakta durma cezasını Anaokulunda almaya başladı. Daha küçücüktü..çok sevimli bir çocuktu! R'leri söyleyemiyordu:) 'Öğletmenim'diyordu. Bir gün şikayet geldi öğretmeni tarafından. Şaşırdım, çünkü Polat öğretmenini çok seviyordu. 'Çocuğunuzu çok şımartmışsınız' dedi. Sevgimizi verdik demek istedim, diyemedim. 'Evde 3 aylık bebeğim var, çocuklarla baş edemiyorum' dedi! Öğretmen. Müdür'e şikayette bulunmadım. Öğretmen Etkinlikler konusunda da çok zayıftı. Ben elimde klasörler dolusu, Polat'la yaptığımız etkinlikleri, yazı, çizgi çalışmalarını ona göstermeye çalışıyordum. Hepsini yabancı sitelerden indirmiştim. Çocukların severek yapacağı faaliyetler! Utancından bakmadı bile:) Müdür'e neden şikayet edemedim biliyor musun Zeynep? Atatürk'çü tüm öğretmenleri dışladılar! Bazıları emekliliğini istedi, bazıları istifa etti. İmam Müdür başa geçti çünkü. Çok doluyum Zeynepcim kusuruma bakmazsın umarım. 23 Nisan gösterilerinde sorunlar yaşadık. Polat 3. sınıftaydı. Öğretmeni emekliliğe ayrılmak zorunda kaldı. Neymiş kızlara hawaii kostümü giydirmiş. 4. sınıfta başka bir öğretmeni oldu Polatımın. Ev ödevlerini özenle yapıyorduk. Öğretmen yapılan ödevleri kontrol etmiyordu. 6. sınıfa kadar öyle devam etti. Okul değiştirdim. Değişen hiçbir şey olmadı:)Her sene müfredatta değişiklik. Okulda öğrendikleri yetersiz kalıyor, bazen 20 dk. bir konuyu işliyorlar, anlayan anladı. Anlamayana dershane'nin kapısını gösteriyorlar. Polat okumaktan sıkıldı, derslerle hiç ilgilenmiyor artık. Zorla dershane ve benim baskımla ders çalıştırıyoruz. Böyle mi olacaktı? Eğitim sistemimiz Avrupa düzeyindeymiş:) yok ya:D 2 gün önce bir yazı okudum..yazı da aynen şunu diyordu: Çocuklarımız fazla bilgiye boğuluyormuş, o yüzden müfredatta değişiklik yapılacakmış.

Çocukların ufak dünyasından anlayan, daha sevecen, daha duyarlı, daha vicdanlı, daha bilgili öğretmenlerimizin çoğalması dileğiyle.