21 Eylül 2013 Cumartesi

YAZIN NE Mİ YAPTIK ...

 
Üç test kitabı ( toplam 800 sayfa), 10 hikaye kitabı (450 sayfa) ve testleri

Çalışan bir anne olarak, okula giden bir çocuğa ne kadar ders çalıştırabilirim, ne kadar yardımcı olup yol gösterebilirim ki. Geçen sene elimden geleni yapmaya çalıştım. Akşamları eve saat yedide geliyordum. Melisa yatana kadar saat dokuz -dokuz buçuk hatta ona kadar ödevlerini yapıyorduk. Son zamanlarda kendi yapıyordu ben kontrol ediyordum. Artık yaz tatilini dört gözle çeker olmuştum. Yaz tatili geldi ve bu kitapların ödev olarak verildiğini öğrendiğimde başımdan aşağıda kaynar sular dökülmüştü.
Çünkü Melisa yaz okuluna gidecekti. Nedenini, acınası durumu  burada açıklamak istemiyorum, sadece mecburiyetten demek istiyorum. Sabah sekizde servise binip akşamları saat beşbuçuk-altıda evde oldu. Yani okul döneminden daha uzun saatler evin dışında kaldı. Arada bir hafta tatil yaptık. Ama ödevlerimizin hepsini zamanında bitirdik. Bu gördükleriniz sadece görünen kısmı, buna ilave olarak çarpım tablosunun ve İstiklal marşının tamamı da var. İstiklal marşının 8. kıtasına kadar gelebildik.

Buralardan aylardır uzak kalmamın sebeblerinden en ağır basanını paylaşmak istedim. Ödevlerin çok fazla olduğunu kabul ediyorum. Ama ilerledikçe ne kadar faydalı olduğunu anladım. Öğretmeninin doğru karar verdiğine hem fikirim. Eksiklerini tamamladı. Tam diye düşündüğümüz birçok konunun üstünden tekrar , farklı sorularla geçmek iyi oldu.

Bu arada ben, birçok kitaba başladım , ama çoğu yarım, bir kaçı bitti. Hiç film izleyemedim. Hiç resim yapamadım. Blog yazılarının çoğunu takip edemedim. Sadece boş anı yakalayınca, sıradakilere göz atabildim. Tabii ki, yazın Melisa'ya bakan teyzesi gelmediği için, bütün evin işi gücü de bana bakıyordu. İşin yorgunluğu cabası.

Ben şimdi 3. sınıfa başlamış gibi hissediyorum kendimi. Geçen hafta defterlerimi, malzemelerimi, kitaplarımı aldım, kapladım. Aynen böyle hissediyorum. Maraton yine başlıyor. Kışın daha rahat olduğuna karar verdim. Şimdi okulun etüdüne başlatıyoruz. Öğretmenimiz ödevleri de yaptıracakmış.
Bakalım yeni sınıfta bizi neler bekliyor.

9 Eylül 2013 Pazartesi

BABAANNEM



Herkesin hayatında annesi, babası gibi kendine çok yakın hissettiği biri mutlaka vardır. Benim de bir tanecik babaannem var. Boynuna burnumu dayayıp doya doya kokladığım kadın. Beni iki aylıkken İsviçre'den getirmiş, annem çalışmaya devam etmek zorunda olduğu için, o gelene kadar 2 ay bakmış. Annemden sonra onu tanımışım ve tabii ki halamı. Onun kokusunu duymadan yapamam. Küçüklüğümden beri haftasonları, yaz tatillerinde vaktimi onun yanında geçirirdim. Birlikte çok şey yapardık. Kağıt oynardık. Bulaşık yıkardık. Komşu dolaşırdık. Dantel,örgü gibi şeyleri bana o öğretti.
Biriktirme huyum ondandır. Kartlar, davetiyeler, düğmeler, boş parfüm şişeleri, torbalar, gazetede çıkan yazılar vb. gibi. Parfüm tutkumuz aynıdır. Gece gündüz camdan bakma seanslarımız. Sabahtan akşama kadar sokaktan geçen, simitçiyi, poğçacıyı, mısırcıyı mutlaka durdururduk.
Kurtuluşta otururdu babaannem, son 3-4 yıldır, Bandırma'da halalarımdan birinin yakınına taşındı. Artık çok sık görmeye gidemiyorum. Telefonlaşıyoruz. Her telefonunda bana ettiği duaları anlatır. Bir de tembihler, bana bir şey olursa sakın çok ağlama, kendini yıpratma der. " ben çok mutlu bir hayat yaşadım, mutlu bir evlilik yaptım, çocuklarımı, torunlarımı, onların çocuklarını da gördüm. Vakti gelince gidicem, ama sakın feryat etme ölürsem " derdi. 

Geçen hafta hastalandı. Beynine pıhtı gitti, felç indi bir tarafına, yoğun bakıma alındı. 84 yaşında ki bir kadın için çok zorluklar atlattı. Böbrekler zor durumda dediler. İki kez diyalize girdi üstüste.
bilinci gitti, halüsilasyonlar gördü. Ölmüş herkesle konuştu, geliyorum, bekleyin, vedalaşayım gelicem gitmeyin, dedi. Hepimizi sayıkladı. Gittik yanına, tanıdı tanımadı. Sonra ellerimi tutarak, ben çok rahatladım, hepinizi gördüm, şimdi uyuyabilirim artık dedi. 3 gün 2 gece hiç durmadan konuşmuş, halüsilasyonlarla herkesi bezdirmiş, korkutmuştu.  İyice uyudu, sonra kendine gelmeye başladı. Şimdilik tehlikeyi atlattı. Bakalım böbreklerdeki tedavi devam ediyor.

Sen kuvvetlisin babaannem, hepimizin enerjisi sana yeter. Sen yeter ki iyi ol. Bizim senin varlığına çok ihtiyacımız var.