29 Kasım 2013 Cuma

ROMA 1. bölüm

 

 Vittorio Emanuelle Anıtı
İtalya'nın ilk kralının beyaz mermerden bu devasa heykeli 1911 yılında tamamlanmış.
 
Bu resimleri günlerdir seçiyorum, diziyorum. Ayrıca neyin ne olduğunu net anlamak ve anlatmak için , gezi rehberinden inceleme yapıyorum. ve şunu anladım ki, sanırım dünya üzerinde Roma gibi başka bir şehir yok. Var diyen varsa, mutlaka söylesin. Ben çok gezen gören biri değilim ama, sadece bu şehir beni bu kadar etkiledi. Her köşesi, her gördüğüm nokta sanat ve bir tarih barındırıyor. Gezi rehberini gördükçe dehşete düştüm. Şöyle ki; ben bugünden itibaren hayatımı Roma'da geçirmeye karar versem, buradan gidip orada yaşamaya başlasam ve her gün bir yeri görmek istesem, bir müze , bir anıt, bir alan, bir heykel, katedraller, eski kalıntılar, aklınıza ne geliyorsa, ömür yetmez. Çok samimiyim. Bence Roma başlı başlına, bir hobi. Hayatımın sonuna kadar Roma için yaşayabilirim. Roma için araştırma yapabilirim, Roma'yla ilgili bu gezi kitabı ile birlikte, her gün netten birşeyler öğrenebilirim, inceleyebilirim. Defter tutabilirim mesela. Roma ile ilgili filmler izleyebilirim, kitaplar okuyabilirim. Roma başlı başına sevgiden bir aşka, tutkuya dönüşebilir. İtalya'da en son görülmesi gereken şehir. Eğer Roma'dan gezmeye başlarsanız, hiçbir yerden keyif almayacağınıza garanti edebilirim. Roma'nın dışında her gördüğünüz yer vasat kalabilir.
 
 
 Bu anıt Piazza Venezia'nın tam karşısında. Piazza del Campidoglio'nun  görünmesini engelliyor.
 
 

Anıtın yan tarafından Piazza del Campidoglio'nun görünüşü. Michelangelo geometrik taş döşemeyi ve binaların ön cephelerini tasarlamıştır.
Arcoeli Merdiveni, 1348 yılında yapılmış. Anıtın yan tarafı.




 
Bu iki meydan arasında kalan ,tarihi 6. yüzyıla uzanan Santa Maria kilisesi.
 
 
Tavan İnebahtı savaşının anısına dekore edilmiş.
Bazı freksler 1400 lü yıllarda yapılmış.
 
Her bir sanimetrekaresi Rönesans ve Barok tarzı inanılmaz güzellikte sanat yapıtları dolu.
Tüm detayları
 
 
Yerde ki mermerler bu şekilde.
 
Kiliseden çıktıktan sonra Aracoeli merdiveninden inip,  hemen yanında ki Cordonata'yı tırmanıyorsunuz.
 
 


Cordonata
Michelangelo'nun dev merdiveni.
 
Palazzo Senatorio
 
12. yüzyıldan itibaren Roma senatosu tarafından kullanılmış.
Günümüzde Belediye Başkanlığı binası.
 
Özellikle şunu belirtmeliyim. Sadece meydanlar gezilip dıştan bile herşeyi detaylı bir şekilde incelemeye imkan olmadı. Roma'da ki 3 günlük sürede tüm meydanlara bile vakit yetmedi.
 



Tüm bu bölgeye Capitolino deniyor.

 
 
Roma Forumunun Capitolino'nun arkasından görünümü. Bu antik bölgeyi gezmek en az yarım gün alacağı için bir sonra ki gidişimize bıraktık.



Roma forumunun genel görünüşü, Satürn tapınağı, Vespasianus tapınağı,




Palazzo Venezia, Bu müzede bir sonra ki sefere kaldı. Geç ortaçağdan kalma eserlerle doluymuş.

 







Trevi çeşmesi
Ortada Neptün, iki yanda atları tutanlar Tritonlar. Biri huysuz bir denizatını diğeri uysal bir atı tutuyor. Denizin her iki halini ifade ediyor.
Aşk çeşmesi de deniliyor. İçine bozuk para atınca, bir kere daha geliyormuşsunuz Roma'ya. ;)
 
Dar sokaklardan bu ihtişamlı çeşmenin olduğu alana çıktığınızda aydınlık ve su sesi, Roma'nın sizi şaşırtan köşelerinden biri. Sanki sokak size sürpriz yapıyor.





 Şu sarı binanın olduğu yerden çıkıp geldik, iki binanın arasından bu dev çeşme insanın içine  hem görüntüsü hem de aydınlığıyla bir ürperti getiriyor.


 
 
 Geldik Piazza dı Spagna'ya. İspanyol merdivenleri.
 

 
koyu sarı, kızıl ve krem renginin yumuşak tonlarına boyanmış, uzun panjurlu binalarla çevrili olan İspanyol meydanı bütün gün böyle hareketliymiş. Roma'nın en ünlü meydanlarından. 17. yüzyılda İspanya'nın papalık büyükelçisi merkezini meydana kurmuş ve burası İspanyol bölgesi haline gelmiş. 

Tepede bulunduğumuz yerin arkasında ,Trinita dei Monti kilisesi var. Bu kiliseyi İspanyol meydanına bağlamak içinde bu merdivenler yapılmış. Merdivenlerin fotoğrafını çekemedim. Görüldüğü gibi çok kalabalık. Minyatür modunda çektiğim aşağıda ki fotoğrafı sunuyorum size.




Aslında bugünün devamı var. Buraya çok yoğunluk vereceği için onları da bir sonra ki yazıya bıraktım.
 

19 Kasım 2013 Salı

SİENA

Siena'da aklım kaldı, çünkü akşam saat beş buçuk gibiydi vardığımızda ve hava kararmak üzereydi.
Buranın büyüsü daha farklı. Ortaçağ evleriyle dolu bir şehir. Hatta Pisa'dan daha çok etkilendim diyebilirim.


Bu evlerde oturuluyor. Bir de tavanda ki süslemeye bakar mısınız. 








Belli başlı turistik yerleri yelpaze şeklinde ki Piazza del Campo'nun yakınlarında ki sokaklara dağılmış. Çektiğim fotoğraflar hiç iyi değildi . Sokakları keşfetmek o kadar keyifliydi ki. Ortaçağda gezdiğinizi hissediyorsunuz. Rüyada gibiydim.



                                                               Piazza del campo meydanı

Palazzo Pubblico, Gotik belediye sarayı 1342 yılında tamamlanmış. 102 m'lik çan kulesi İtalya'nın ikinci yüksek Ortaçağ kulesidir. 505 basamakla tepeye çıkılıyor. Buraya da çıkamadık. Çünkü kapalıydı. Bu demek ki bu şehre tekrar gitmek gerekecek. O kulenin üzerinden ortaçağ şehrinin muhteşem görüntüsünü görmeden ölmeye hiç niyetim yok.


     Piazza del campo meydanı

     Piazza del campo meydanı
      Piazza del campo meydanı
Gördüğünüz gibi herkes meyilli olan yerde oturuyor ve çevrede ki restaurantlardan aldıklarını yiyorlar.
  Hava kararmadan duomoyu görelim dedik. Koşar adımlarla kuleyi takip ederek ulaştık.

Mermer ön cephenin nişlerinde 1290'larda yapılmış, peygamber heykelleri var.

Duomonun ön cephesinde ki heykellerin yerine kopyaları yerleştirilmiş. Orijinalleri Museo dell opera del Duomo'dadır. İtalya'nın en görkemli Gotik tarzda  katedrallerden biri. Mermer kakma zemin üzerinde ki koruyucu kaplamalar eylül ve ekim ayında açılıyormuş. Şöyle başımı kapıdan içeriye uzattım. İçerde ki dehşet güzellik karşısında yüz mimiklerim dondu.  Karnımız çok acıktığı için meydana geri döndük.



 
 
Piazza del Campo 'da ki çeşme
 
 Bu heykellerle süslü çeşme "Fonte Gaia " 1409 yılında yapılmış olanın kopyasıymış. 19. yüzyılda yapılmış. Orijinali kaldırılmış. Hava şartlarından dolayı zarar görmesin diye. Buraya , 14. yüzyılından bu yana tepelerden kente su taşıyan 25 km uzunluğundaki su kemerlerinden , su gelmektedir.
 
 

Siena'dan sevgiler.
 
 
 
Tam bu manzaranın karşısında havuzun kenarında oturup dilim pizzalarımızı yedik. O yorgunluğun üzerine tıkabasa doyduk.
 


Yemekten sonra bu görüntüleri arkada bırakarak , Roma'ya doğru yola çıkmak üzere yola koyulduk.


Bekle bizi Siena. Elbet bir gün tekrar buluşacağız.