29 Temmuz 2015 Çarşamba

Chelsea Tea'de kahve keyfi




Akasya'ya 2. defa gidiyorum. Yeni mekanlar keşfetmek, değişik atmosfer, dekorasyon hoşuma gidiyor. Bu ortamlarda oturup, iç mimar gibi, masasından sandalyesine, yer döşemesinden, duvar rengi, dekorasyon objelerine kadar her yeri inceliyorum. Hissettirmek istediklerini hissettirebilmişler mi? Mutfak takımlarını, çatal-bıçak, fincanlar, bardaklar, peçetelere ve eşlik eden müziğe kadar...
 
 

Chelsea Tea  House bu konuda son derece başarılı bir mekan. Dışardan bakıldığında  aydınlık ve soft renkleriyle sizi içine çekiyor. Bir çay evi gibi görünse de, kahve ikramı var mı diye öncelikle sorduk. Olumlu cevap alınca, hemen girip yumuşak yastıklara sırtımızı yasladık.
Karşımızda, birbirinden narin ince çay fincanları, takımlar, kupalar, bakmakla doyamacağın bir göz ziyareti sergiliyor. Pinterest'i takip ediyor musunuz bilmiyorum, ama benim hesabımda özellikle "cup"larla ilgili pinlerim var. Orada bulduğum o narin fincanları canlı canlı karşımda görünce çok sevindim, ama maalesef biraz pahalı. Ancak özel günlerde hediye alırım ya da hediye gelsin diyebileceğiniz tarzda  fincanlar. Koleksiyonerler için bulunmaz bir yer. Birgmingham Sarayı etiketli fincanlar, size  İngiliz asaletiyle çay keyfini yaşatır. Başka bir yerde şubesi de yokmuş. Anadolu yakasına geçerseniz mutlaka uğrayın derim.

  
    Çok değişik çay çeşitleri ve aromaları vardı. Ben çok çaycı olmadığım için, kahve ve sunumuyla ilgilendim. Yanındaki minik keki de ısıtıp servis yaptılar, değmeyin keyfime , cennetten bir parça :)


Google 'da internet sayfası var mı diye ararken, başka bir blogcu arkadaşın paylaşımını buldum. Onun anlatımı ve anlattıkları benimkilerden daha farklı , çünkü çay tutkunu kendisi. http://cayaski.com/chelsea-tea-house-kesfi/   . Onun yazısına da bir göz atın derim. 

23 Temmuz 2015 Perşembe

Atölye 63


2 yıl oldu, Atölye 63 ile tanışalı. Eski atölye arkadaşlarımla , 1991 'den beri tanıdığım arkadaşlarımla tekrardan bir araya geldik. Buluşup, özellikle cumartesi günleri, sohbet edip, bir şeyler atıştırarak, keyfin dibine vurarak, kedimiz prensesimizle birlikte, bizi rahatlatan müzik eşliğinde resim yapıyoruz. Arkadaşlarımızdan biri, bazen okuduğu bir kitaptan okuma yapıyor, üzerine sohbet ediyoruz. Hayaller kuruyoruz. Dertleşiyoruz. Her ne kadar evimin üst katında atölyem olsa da, arkadaşlarımla birlikte, onların enerjilerini hissederek resim yaptığım zaman daha verimli işler çıkarıyorum . Daha seri, daha üretken oluyorum. Biz artık bir aileyiz. Onlarsız resim yapmak sanki bir eksiklik. Geçtiğimiz bu süreçte atölyedeki bazı keyif anlarından kesitler... Resim fotoğraflarını ayrı bir postta gösteririm. Bu yazıyla az da olsa özlemimi gidereyim istedim. Sonbaharda yeniden bir araya geleceğiz. Bu arada bize katılmak isteyen olursa, irtibata geçebilirsiniz tabii ki...


 Masamızın üzeri her zaman kalabalık;)
 

Prensesle birlikte resim yapmak gerçekten rahatlatıcı, sıcaklığı iyi geliyor.
 

 Daha ne olsun...
 


 

Atölyeden son görüntü. Bakıp bakıp, gel sonbahar gel, diyorum.
Prenses masanın üzerinden resim yapanlara pozitif enerji yayarken arkası dönük oturan Nuray , benim siyah beyaz fotoğrafımdan portremi çalışıyor.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

HERKESE RENKLİ BALONLARLA MERHABA !


 
 
Çok uzun zaman oldu günlük tutmayalı. Tablet kullanımı, akıllı telefonlara geçiş , Instagram'da anlık hikayelerin paylaşımı biraz tembelliğe alıştırdı beni. Tabii her şey bu kadar değil. Birden fazla konuya dağılmak da, bu masanın başına oturmayı engelledi. Hatta yazı yazdığım bilgisayarımı kardeşimle paylaşmam bile, bloğuma vakit ayıramama sebep olmuştur. Her neyse , bir kere daha yeni bir başlangıç yapıyorum . Üzerinde konuşacak, anlatacak o kadar konu birikti ki anlatamam. Artık hatırlamak için bol bol Instagram'a dönerim herhalde. Blogcu arkadaşlarımı da özledim.
 
Yazarak paylaşmak, duyguları fotoğraflarla katlayarak aktarmak aşkına...
Herkese merhaba