31 Mayıs 2016 Salı

NATALİM



2002 yılı / Nişantaşı

Hayatımın her döneminde kendime özel bir arkadaş istedim. İlkokula başladığım zamanda bu böyleydi. Okulun ilk günü bana uygun, bana özel kim olabilir diye, gözlerimi kulaklarımı açıp etrafımı incelerdim. Benim büyük ihtiyacımdı. Duygularımı, günlük hayatımı, yaşadıklarımı yaşayacaklarımı paylaşmak büyük bir ihtiyaçtı. İnanılmaz bir sadakatle bağlanmak, samimi olmak, vefakar olmak, güvenilir olmak, kardeş gibi olmak, sırdaş olmak, dost olmak, diğer gözü olmak, aldığı nefeslerden biri olmak, nefeslerimden biri olmak, bir dilim ekmeğinin yarısını verebilmek, bir yere giderken ya o , ya onun için, diyebilmek istedim.
Ve her dönemde arkadaşlarım, bu özel insanlar benim hayatımda oldu, halen varlar. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite döneminde hep teklerdi.


Natali ile arkadaşlığım benim atölye hayatımla birlikte başladı. 1991 yılında. Benim hocam oldu, bana ders verdi, beni düzeltti, bana öğretti, aynı noktaya baktık, aynı anda çayımızı yudumladık, tostumuzu yedik, aynı resimlere baktık, aynı resmi yorumladık, aynı kalemi tuttuk, aynı renk boyalara bulandı parmaklarımız, senelerce günlerimiz, aynı resimlerin önünde geçti ( Gülseren Kayalı'nın), aynı müziği dinledik, aynı havayı soluduk, gün oldu aynı ortama gelip, birbirimize hayatlarımızı anlattık. Kitaplar okuduk, birbirimize yorumladık. Birbirimizi dinledik. Yetmedi, eve gittik yine telefonlara sarıldık, okuduğumuz kitaplardan bahsettik birbirimize, okuyacaklarımızı anlattık. Artık sık sık görememeye başladığımızda, birbirimizi nasıl özlediğimizi masallarla anlattık. Natali, Alice oldu harikalar diyarına gitti bir gün, Fransa'ya. Gözümüzün önüne o masal geldi, karakterleri canlandırdık konuştuk. Balıklarımız oldu Esmeralda ve Quasimodo , hatırlamıyorum şimdi... Onları konuşturduk. İki sene boyunca her gün buluşup, bir sıkıntı için, o ağladı, ben ağladım. Kafeye oturup ağlaşırdık, yollarda ağlaşırdık. Bir olayın savaşını vermiştik. Sonunda kazanmıştık .


Şimdi de o günlerin izlerini taşıyoruz. O mekanlarda, resimlerde, caddelerde, kaldırımlarda, kitapçılarda, kafelerde, kitaplarda, sonbaharın yağmurunda, bir şemsiyenin varlığında, düşen bir sararmış yaprakta, kışın karı beklerken, düşerken , konuşmalarımızın izinde, hatıralarımızın zihnimizdeki  hayallerimizin vücud bulmuş hallerinde. Uzak olsakta, hergün telapatik olarak Natali nasıl şimdi, ne yapıyor, ne okuyor, ne düşünüyor, hangi kutusuna bakıyor, hangi fincanını kullanıyor kahvesi için...
Hayatıma iz bıraktığı , birlikte yoğrulduğumuz için ne kadar şanslıyım.  Birlikte yaşlanacak olmakta  heyecan verici, konuşacak çok şeyimiz oldu şimdiye kadar ve kitaplar, resimler, filmler hayatımızda oldukça, onları detaylı konuşmak, dantel işlemek kadar keyifli olacak. Yazmak , biriktirmek, küçücük bir ayrıntıya önem vermek , saklamak, hatırlamak, umursamak ne kadar önemliyse, bunları anlayan bir arkadaşınla paylaşmak o kadar keyifli...


Bu yazıyı Natali'nin varlığı için yazmak istedim. Natali gibi benim için şu an onun kadar önemli arkadaşlarımda var tabii... Onların yeri de bambaşka... Hepsi için duygularımı zihnimde şekillendiğinde buraya not düşmek istiyorum. Ne kadar zenginim diyorum kendi kendime , ne kadar renkliyim...


Yaşlılığımızda, hayallerimizin diğer kısmını gerçekleştirmek için , fazla çaba sarfetmeden, birlikte yanyana dizdize, eskisi gibi birbirimize daha yakın olarak 
yaşarız umarım.

4 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Benim güzel kalpli arkadaşım, kardeşim. O kadar mutlu ettin ki beni bilemezsin. Tüm duyguların için bil mukabele diyorum. Sen de benim biricik Zeynebimsin. Senin gibi bir dosta sahip olduğum için çok şanslıyım. Her durumda ilk aklıma gelen insansın. Son söylediğin dileğe içtenlikle ve umutla ben de katılıyor, bekliyorum. Teşekkürlerimle, tatlı yanaklarından öperim...😘😘😘👭💝💖

Arzu Sarıyer dedi ki...

Muhteşem dostluğun sevgisi ie selamlıyorum sizi ,çok güzelsiniz...Sevginiz hep artsın hiç eksilmesin...Sevgiler.

Leylak Dalı dedi ki...

Sizi ayrı düşünmek mümkün mü ki zaten, ne mutlu ki böyle güzel bir dostluğunuz var ve ne mutlu ki ben de sizleri tanıdım. Çok sık birlikte olamasak da kalbimdesiniz her zaman biliyorsunuz değil mi? Nice uzun yılları, sağlıkla, dostlukla devirin, Leylak aplanızı da unutmayın ha :)

Gülşah Şahin dedi ki...

Zeynep'cim ne güzel anlatmışsın dostluğunuzu, sohbetinizi..
Yazını okurken okul yıllarımı düşündüm ve evet bende geçici samimiyetsiz arkadaşlıkları, dostlukları kabul edemeyenlerdenim.
O yüzden çok olmasa da bana yetecek kadar dostum var.
Veee ne mutlu bana ki sizin gibi değerli arkadaşlarım oldu ve sizleri tanıdım.
Dileğin için kocaman aminnnn, hep birlikte olun siz...
Öpüyorum sevgiler.