Minik bir not








Seyahatlerimde o kadar çok yazılacak şey oluyor ki, en başından kronolojik olarak yazmak istediğimde ya nereden başlayacağımı bilemiyorum ya da artık yazmaktan vazgeçiyorum. En son Prag, Salzburg, Hallstat ve Viyana gezisi yaptık. Bu sene epey bir gezdik aslında sene başında Slovenya sonrasında Budapeşte ... Ondan evvel İtalya gezimi anlatırken yarım kalmıştı. Fotoğrafları topla, ayıkla, seç... Sonra yazıyı özetle ya da bilgi topla epey tefferuatlı. Ekranın karşısında bu bilgileri organize etmek epey vakit alıcı. Son zamanlarda bloğuma bir kaç yazı ekleyebildiysem bunun asıl sebebi, artık gündem haberlerinin hiçbiriyle ilgilenmiyorum. Ofise gelir gelmez, cep telefonumdan fotoğrafları mail adresime gönderip, oradan blog kayıt sayfasında düzenleme yapıyorum. İşe konsantre olmadan yapıyorum bunların hepsini.
Aklımda en çok kalan, beni en çok etkileyen anlar, olaylar, gözlemlerle başlamak istiyorum anlatmaya bu şekilde de devam etsin bence. Olması gerektiği gibi değil, kendi istediğim gibi.




Her yer çok büyüleyici Avrupa'da . Her şehir sizi saygıyla karşılıyor, merhametli davranıyor, yüzünüze hafif bir mutluluk esintisi veriyor, yeni kullanılan havlu ve çarşaf gibi, bir ilk kullanımlık hissi veriyor. Çok mu abartıyorum bilmiyorum, ama ben böyle hissediyorum. Her şehir bir olması gerektiği tavır gibi davranıyor. Ülkemizde bize sunulan, aktif hayatın akış kirliliğiyle karşılaştırıyorsunuz hemen herşeyi. Soluduğunuz havadan, yanınızdan geçen kişinin yüzündeki kasların esnekliğine, ellerinin kollarının hareketlerine, trafiğine, çevre temizliği, seslere, neredeyse havadaki yoğunluğu ayrıştıracak kadar hissedip, gözlemlemeye başlıyorsunuz , yorum yapmak ihtiyaç haline geliyor. Seviyesiz farklılığın altında da ezilip gidiyorsunuz.


Gün içinde her dakika kendimi motive etmek için, hayatı yaşanır hale getirebilmek için çalışma düzeni içinde,  arada minik okumalara,  Voyage Fm'den müzikler, Shazam , Spotify, görsel hayaller İnstagram, Pinterest, bazen merak gidermek için duyduklarımı gördüklerimi de google'dan bakarım. Dönem dönem beni çok oyalayan şeyler oluyor.
Yazarlar, ressamlar, resimler, kitaplar, mekanlar, gezilecek yerler, kalınacak yerler, kitapçılar, kahve mekanları, bookingten oteller ve mekanlar bakıyorum. Bu bir not düşme yazısı olsun . Uzun bir giriş olucak yoksa...

Yorumlar

parıldayan çiçek dedi ki…
Selam yazınız beninm düşüncelerime tercüman oldu. Bende benzer şeyler düşünüyor ve yapıyorum. Sadece gezdiğimiz yerler farklı. Baştan başa İtalya ve en son Amasya gezileri var.Yazılacak. ancak hep gezi yazısı olmasın diye yazamadım nereden başlasam bilemedim. Sevgiyle kalın.
tülin dedi ki…
Ne kadar sade ve serin anlatmissin Zeynepcim.
Zamanla her birimiz bize ozel receteler yaziyoruz ruh sagligimiz icin. Seyahat etmek ise detoks gibi iyi geliyor.
Hadi bekliyoruz. Sen anlat, biz gezelim :)
Sabriye YILMAZ dedi ki…
Yazmalısın Zeynepcim.Hem anlatım yeteneğinle herkes gördüklerini görmüş gibi yaşadıklarını yaşamış gibi oluyor hem de ilerleyen zamanda yazdıklarını okuyunca insan kendini fark ediyor.Beni de blog dünyasıyla tanıştırdığın ve bu fırsatı verdiğin için ne kadar teşekkür etsem az.Yazıcaklarını merakla bekliyorum.
Gamze Esra Ersöz dedi ki…
Özellikle Salzburg yazınızı merakla bekliyorum :)

Popüler Yayınlar